karanlıkta açan gül

Bölüm 7 - Defne'nin Günlüğü

Yazar:

karanlıkta açan gül - hayalperest kalem kitap kapağı
karanlıkta açan gül kitap kapağı

Mira'nın elleri titriyordu. Günlüğün ilk sayfasındaki cümleyi tekrar okudu. "Eğer bu günlüğü okuyorsan, büyük ihtimalle ben çoktan öldüm. Ve sana anlatacaklarım hayatını değiştirecek..." Odanın sessizliği ağırlaştı. Dışarıda rüzgâr konağın pencerelerine vuruyordu. Mira derin bir nefes aldı ve okumaya devam etti. 15 Mart Bugün babam yine çok gergindi. Bana hiçbir şey anlatmıyor ama birilerinden korktuğunu biliyorum. Evimizde sürekli yabancı adamlar görüyorum. Ve Aras da bunu fark ediyor. Bazen onun gözlerine baktığımda aynı korkuyu görüyorum. Mira durdu. Aras'ın adı yıllar önce yazılmış bir günlüğün içinde duruyordu. Sayfayı çevirdi. 2 Nisan Babam bir dosyadan bahsediyor. Bu dosyanın birçok güçlü insanı yok edeceğini söyledi. Eğer bir gün başımıza bir şey gelirse, gerçeği ortaya çıkaracak tek şey o dosya olacakmış. Ama dosya artık güvende değil. Mira'nın kalbi hızlandı. Dosya... Yine aynı dosya. Annesinin sakladığı söylenen sır. Tam o sırada koridordan bir ses geldi. Ayak sesleri. Birisi kapısının önünde durmuştu. Mira nefesini tuttu. Ses birkaç saniye devam etti. Sonra uzaklaştı. Mira rahatlamaya çalıştı ama içindeki huzursuzluk gitmedi. Ertesi sabah... Aras çalışma odasındaydı. Masasının üzerinde haritalar ve dosyalar duruyordu. Kapı açıldı. İçeri Nermin girdi. "Bir sorun var." Aras başını kaldırdı. "Ne oldu?" Nermin masaya bir fotoğraf bıraktı. "Bu sabah çekilmiş." Aras fotoğrafa baktığında yüzü sertleşti. Fotoğrafta konağın dış kapısı görünüyordu. Ve uzakta duran siyah bir araç... "Onlar." Nermin başını salladı. "Yerimizi buldular." Aras yumruğunu sıktı. "Nasıl?" "İçimizdeki hain hâlâ çalışıyor." O sırada Mira günlüğü çantasına koyup odasından çıktı. Merdivenlerden inerken salondaki büyük tablo dikkatini çekti. Daha önce fark etmemişti. Tabloda Karahan ailesi vardı. Yaşlı adamlar, kadınlar ve çocuklar... Ama köşedeki bir yüz Mira'nın dikkatini çekti. Genç bir kadın. Defne. Fotoğraftakiyle aynı kişiydi. Mira tabloya yaklaşınca arkasından bir ses duyuldu. "Onu tanıdın mı?" Mira döndü. Nermin'di. "Bu Defne." Nermin'in gözlerinde garip bir ifade vardı. "Herkes onun öldüğünü sanıyor." Mira'nın kalbi duracak gibi oldu. "Ne demek istiyorsunuz?" Nermin cevap vermedi. Sadece tabloya baktı. "Bazı insanlar ölür." Kısa bir duraksama oldu. "Ve bazıları öldürüldü sanılır." Mira'nın nefesi kesildi. "Defne yaşıyor mu?" Tam o anda salondan Aras'ın sesi yükseldi. "Nermin!" Nermin başını kaldırdı. Yüzündeki ifade bir anda değişti. Sanki konuşmaması gereken bir şeyi söylemişti. Ve hiçbir şey demeden uzaklaştı. Akşam... Konağın arka bahçesinde yalnız yürüyen Mira'nın aklı karışıktı. Defne. Günlük. Dosya. Kolyedeki not. Her şey birbirine bağlanıyordu ama eksik parçalar vardı. Tam o sırada bahçedeki eski seranın kapısının açık olduğunu fark etti. İçeriden hafif bir ışık geliyordu. Merakına yenildi. Sessizce içeri girdi. Sera yıllardır kullanılmamış gibiydi. Kırık camlar. Kurumuş güller. Tozlu raflar... Ama en arkada bir masa vardı. Masanın üzerinde tek bir kırmızı gül duruyordu. Canlı. Taze. Sanki az önce bırakılmış gibiydi. Mira yavaşça yaklaştı. Gülün altında katlanmış bir kâğıt vardı. Titreyen elleriyle açtı. İçinde sadece üç kelime yazıyordu. "Gülü buldun. Kaç." Mira'nın kanı dondu. Çünkü aynı anda arkasında bir kapı sesi duyuldu. Yavaşça döndü. Seranın girişinde siyah giyimli bir adam duruyordu. Yüzü karanlıkta seçilmiyordu. Adam bir adım attı. Sonra bir adım daha. Mira geri çekildi. "Sen kimsin?" Adam cevap vermedi. Elini cebine attı. Mira korkuyla nefesini tuttu. Tam kaçmaya hazırlanırken adam konuştu. Ve söylediği isim yüzünden dünya başına yıkıldı. "Ben Defne'nin kardeşiyim."

Bölümün tamamını WritePad'de oku