Bölüm 6 - Geçmişin Gölgesi
Yazar: hayalperest kalem

Bölüm 6 — Geçmişin Gölgesi Mira, elindeki fotoğrafa uzun süre baktı. Genç kadının yüz hatları ona gerçekten benziyordu. Aynı gözler. Aynı saç rengi. Hatta gülümsemesi bile... Mira'nın elleri titremeye başladı. Fotoğrafın arkasındaki notu tekrar okudu. "Bu kadın öldü. Çünkü Aras ona âşık oldu." Odasındaki sessizlik bir anda boğucu hâle geldi. Aklında yüzlerce soru vardı. Bu kadın kimdi? Notu kim göndermişti? Ve en önemlisi... Gerçek miydi? Sabaha kadar uyuyamadı. Ertesi sabah konağın üzerindeki karanlık hava dağılmamıştı. Koridorlarda dolaşan korumaların sayısı artmıştı. Herkes gergindi. Mira kahvaltı salonuna indiğinde uzun masanın başında Aras oturuyordu. Siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Önünde kahve vardı. Ama içmiyordu. Dalgın görünüyordu. Mira içeri girince başını kaldırdı. Gözleri bir anlığına onun üzerinde durdu. "İyi uyudun mu?" Mira alaycı bir gülümseme gösterdi. "Bu evde uyuyan var mı?" Aras cevap vermedi. Mira karşısındaki sandalyeye oturdu. İkisi arasında tuhaf bir sessizlik oluştu. Normalde Mira onun yanında kendini huzursuz hissederdi. Ama bu sabah farklıydı. Artık kafasının içinde başka bir soru vardı. O kadın kimdi? Tam bunu soracakken salona Nermin girdi. Elinde eski bir dosya vardı. Yüzü her zamankinden daha ciddiydi. "Onu buldum." Aras ayağa kalktı. "Kesin mi?" Nermin dosyayı masaya bıraktı. "Evet." Mira ikisinin arasında gidip gelen bakışları fark etti. "Ne oluyor?" Nermin dosyayı açtı. İçinden eski gazete kupürleri çıktı. Mira yaklaştı. İlk kupürde büyük bir başlık vardı: "Ünlü İş İnsanı ve Kızı Trafik Kazasında Hayatını Kaybetti." Kupür yaklaşık yirmi yıl öncesine aitti. Mira anlamadı. "Bu kim?" Aras derin bir nefes aldı. "Senin bilmen gereken biri." Kupürün altındaki fotoğrafa baktığında Mira'nın nefesi kesildi. Fotoğraftaki küçük kız... Zarftaki genç kadının çocukluk hâline benziyordu. Öğleden sonra Aras, Mira'yı konağın arkasındaki eski bahçeye götürdü. Burası yıllardır kullanılmıyormuş gibi görünüyordu. Yabani sarmaşıklar taş duvarları kaplamıştı. Bahçenin ortasında eski bir çeşme vardı. Mira sessizliği bozdu. "Artık bana gerçeği anlat." Aras birkaç saniye sustu. Sonra konuşmaya başladı. "Fotoğraftaki kadının adı Defne'ydi." Mira dikkatle dinliyordu. "Babası Karahan ailesinin en yakın dostlarından biriydi." "Sonra?" Aras gözlerini uzaklara çevirdi. "Bir gün öldürüldüler." Mira'nın içi ürperdi. "Kim tarafından?" "Kimse bilmiyor." Mira ona baktı. "Gerçekten bilmiyor musunuz?" Aras'ın çenesindeki kaslar gerildi. "Ben o zaman on yedi yaşındaydım." İlk kez sesinde acı vardı. "Defne benim en yakın arkadaşımdı." Mira şaşkınlıkla ona baktı. "Arkadaşın mıydı?" Aras hafifçe gülümsedi. Ama o gülümseme hüzünlüydü. "Belki daha fazlası." Mira'nın kalbi istemsizce sıkıştı. Bunu neden hissettiğini anlayamadı. Aras devam etti. "Öldüklerinde hiçbir şey yapamadım." Sessizlik oldu. Bahçedeki rüzgâr kuru yaprakları savuruyordu. Mira sonunda sordu: "Peki bana neden benziyor?" Aras cevap vermedi. Bu sessizlik Mira'nın canını sıktı. "Yine bir şey saklıyorsun." "Çünkü emin değilim." "Ne konuda?" Aras ilk kez doğrudan gözlerinin içine baktı. "Çünkü Defne'nin ölüm dosyasıyla annenin dosyası arasında bağlantı var." Mira'nın nefesi kesildi. Aynı saatlerde konağın başka bir bölümünde... Nermin gizli çalışma odasında yalnız değildi. Karşısında siyah takım elbiseli yaşlı bir adam duruyordu. Adamın yüzünde sert çizgiler vardı. "Çok ileri gidiyorlar." Nermin başını salladı. "Biliyorum." Adam pencereye yürüdü. "Mira gerçeği öğrenirse her şey mahvolur." Nermin sessiz kaldı. Yaşlı adam gözlerini kıstı. "Onu durdur." "Aras izin vermez." Adam soğuk bir şekilde gülümsedi. "O zaman Aras da durdurulacak." Akşam olduğunda konağın üzerindeki gökyüzü yeniden kararmıştı. Mira odasına dönerken koridorun sonunda bir gölge gördü. Birisi onu izliyordu. Tam seslenecekken gölge kayboldu. Mira hızla yürümeye başladı. Kalbi yeniden hızlanmıştı. Odasına girip kapıyı kapattığında yatağın üzerinde bir kutu olduğunu fark etti. Kutuyu…