Bölüm 4- Karanlıktaki Sır
Yazar: hayalperest kalem

Konağın ışıkları sönünce her yer ölüm sessizliğine büründü. Mira korkuyla olduğu yerde kaldı. Üst kattan gelen çığlık hâlâ kulaklarında yankılanıyordu. Aras silahını kaldırıp merdivenlere yöneldi. “Odadan çıkma,” dedi sertçe. “Tek başıma mı kalacağım?!” Aras cevap vermedi. Karanlığın içine karışıp yukarı çıktı. Mira birkaç saniye bekledi. Kalbi deli gibi atıyordu. Konağın içi ürkütücüydü. Duvarlardan gelen eski tahta sesleri bile insanın içini huzursuz ediyordu. Sonra üst kattan boğuk bir gürültü geldi. Bir şey devrilmişti. Mira dayanamadı. Yavaşça merdivenlerden yukarı çıktı. Koridor tamamen karanlıktı. Sadece pencereye vuran şimşek ışıkları kısa anlığına etrafı aydınlatıyordu. Bir kapı aralıktı. İçeriden nefes sesleri geliyordu. Mira korkarak yaklaştı. Tam kapıya dokunacaktı ki biri onu aniden içeri çekti. Mira çığlık atacaktı ama güçlü bir el ağzını kapattı. “Sus.” Aras’tı. Mira korkuyla ona baktı. Oda darmadağındı. Yerde kırılmış camlar vardı. Ve köşede baygın halde bir adam yatıyordu. “Ne oldu burada?” diye fısıldadı Mira. Aras yerdeki adamı kontrol etti. “Elektrikleri kesip içeri girmişler.” “Kim?” Aras’ın yüzü sertleşti. “Bizi izleyen kişiler.” Tam o sırada yerde yatan adam inledi. Mira irkildi. Adam güçlükle gözlerini açtı. “Kasayı… açtılar…” Aras bir anda adamın yakasına yapıştı. “Ne çalındı?!” Adam korkuyla fısıldadı: “Dosya…” Aras’ın yüzündeki ifade değişti. İlk kez gerçekten panik olmuş gibiydi. Mira bunu fark etti. “Hangi dosya?” Aras cevap vermedi. Ama odanın köşesindeki açık kasaya baktığında Mira da bir şeylerin çok kötü olduğunu anladı. Kasada sadece tek bir şey kalmıştı. Eski bir kolye. Mira onu görür görmez dondu. Çünkü o kolyenin aynısı yıllardır kendi boynundaydı. Titreyen elleriyle cebinden kolyeyi çıkardı. Aras’ın gözleri büyüdü. “Bu kolye sende miydi?” “Ben… annemden kalmıştı.” Aras birkaç saniye konuşamadı. Sonra yavaşça Mira’ya yaklaştı. “Elindeki şeyi kimseye gösterdin mi?” “Hayır.” Aras derin nefes aldı. “Demek bu yüzden seni buldular…” Mira’nın kafası karışmıştı. “Bana artık gerçeği anlat.” Aras bir süre sustu. Sonra ilk kez sesindeki sertlik kayboldu. “Annen ölmeden önce Karahan ailesine ait gizli kayıtları sakladı.” “Ne kaydı?” “İsimler. Anlaşmalar. İhanetler.” Mira şok içinde geri çekildi. Aras devam etti: “O kayıtlar ortaya çıkarsa sadece mafya değil… devletin içindeki bazı insanlar bile yanar.” Mira’nın boğazı kurudu. “Benim bununla ne ilgim var?” Aras gözlerini kolyeye dikti. “Çünkü anahtar sende olabilir.” Tam o sırada alt kattan silah sesleri yükseldi. Bir adam bağırdı: “Evi kuşattılar!” Aras küfür etti. Koridora koştu. Mira peşinden giderken konağın alt katında maskeli adamların içeri girdiğini gördü. Karahan adamları ateş açıyordu. Her yer kaosa dönmüştü. Mira korkuyla geri çekildiğinde biri arkasından kolunu tuttu. Siyah maskeli bir adam. Mira çırpındı ama adam onu sertçe duvara yasladı. “Elindeki kolyeyi ver.” Mira korkuyla başını salladı. Adam silahını kaldırdı. Tam tetiğe basacaktı ki… Bir kurşun adamın omzuna saplandı. Adam yere düşerken Aras ortaya çıktı. Gözleri öfkeyle doluydu. Mira’ya baktı. “İyi misin?” Mira cevap veremedi. Çünkü Aras’ın ona bakışındaki korkuyu görmüştü. Sanki ona bir şey olmasından gerçekten korkmuştu. Ama o anda yukarı kattaki büyük pencere patladı. İçeri duman bombası atıldı. Konağı gri sis kaplarken herkes öksürmeye başladı. Aras hızla Mira’nın elini tuttu. “Benimle gel!” Arka koridora doğru koşarlarken konağın alarmı çalmaya başladı. Kırmızı ışıklar yanıp sönüyordu. Ve Mira o gece şunu anladı: Bu artık sadece bir kaçış değildi. Kendisini, geçmişini ve annesinin sakladığı sırları öğrenmeye doğru sürükleniyordu. Üstelik kalbi, gitmemesi gereken yere doğru çekilmeye başlamıştı… Aras Karahan’a.