Bölüm 12- Geri Dönen Gölge
Yazar: hayalperest kalem

Bahçede derin bir sessizlik oluştu. Rüzgâr ağaçların yapraklarını savururken kimse konuşamıyordu. Aras'ın elindeki silah yavaşça aşağı indi. Gözlerini kadından ayıramıyordu. "Defne..." Yirmi yıl boyunca mezarına çiçek bıraktığı kadın... Şimdi karşısında dimdik duruyordu. Defne'nin yüzünde yorgun ama kararlı bir ifade vardı. "Görünüşe göre beni gördüğüne sevinmedin." Aras güçlükle konuşabildi. "Bu... nasıl mümkün?" Defne acı bir tebessüm etti. "Mümkün değildi. Beni mümkün kılan şey, hayatta kalmak zorunda olmamdı." Tam o sırada uzaktan siren sesleri duyuldu. Defne başını kaldırdı. "Konuşacak vaktimiz yok." Aras ona doğru bir adım attı. "Yirmi yıl boyunca neredeydin?" Defne cevap vermedi. Gözlerini Mira'ya çevirdi. "Önce onunla konuşacağım." Mira şaşkınlıkla kendini gösterdi. "Benimle mi?" Defne başını salladı. "Evet. Çünkü bu hikâyenin merkezindeki kişi sensin." Aras, Defne ve Mira konağın altındaki eski mahzene indiler. Mahzen, Karahan ailesinin yıllardır kullanılmayan gizli toplantı odasıydı. Kalın taş duvarlar ve loş lambalar ortamı daha da gizemli hâle getiriyordu. Kapı kapandıktan sonra Defne derin bir nefes aldı. "Yirmi yıl önce öldüğüm söylenen gece..." Sesi titredi. "...aslında ben kaçırıldım." Mira dikkatle dinliyordu. "Kim kaçırdı seni?" Defne cevap vermeden önce Aras'a baktı. "İçimizden biri." Aras'ın çenesi gerildi. "Kemal Karahan mı?" Defne başını iki yana salladı. "Hayır." Bu cevap ikisini de şaşırttı. "Onun emrindeki biri." Mahzen sessizliğe büründü. Defne devam etti. "Beni öldürmek istemediler." "Neden?" "Çünkü dosyanın yerini sadece ben biliyordum." Mira hemen araya girdi. "Herkes şu dosyadan bahsediyor. İçinde ne var?" Defne, cebinden eski bir fotoğraf çıkardı. Masaya bıraktı. Fotoğrafta çok sayıda takım elbiseli adam vardı. Aralarında siyasetçiler, iş insanları ve Karahan ailesinden kişiler bulunuyordu. Defne fotoğrafın üzerine parmağını koydu. "Bu insanlar yıllarca aynı örgütün parçası oldular." "Ne örgütü?" "Devletin, yeraltı dünyasının ve büyük şirketlerin iç içe geçtiği gizli bir yapı." Aras sessizce dinliyordu. "Dosya onların bütün suçlarını kanıtlıyor." Mira'nın aklına annesi geldi. "Annem neden bu işin içindeydi?" Defne'nin gözleri doldu. "Çünkü annen benim en yakın arkadaşımdı." "Ve?" "Hayatımı kurtaran kişiydi." Mira'nın nefesi kesildi. Defne anlatmaya devam etti. "Beni kaçırdıkları gece annen bana yardım etti." "O zaman neden öldü?" Defne gözlerini yere indirdi. "Çünkü beni kurtarmayı seçti." Mira'nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Yıllardır annesinin sıradan bir kazada öldüğüne inanmıştı. Gerçek ise çok daha acıydı. Tam o sırada mahzenin ışıkları söndü. Aras anında silahını çekti. "Kim var orada?" Koridordan ağır ayak sesleri geliyordu. Bir... İki... Üç... Sonra kapının dışından tok bir ses duyuldu. "Kapıyı açın." Aras o sesi hemen tanıdı. Kemal Karahan. Defne'nin yüzü bir anda bembeyaz oldu. "Hayır..." Mira şaşırdı. "Ne oldu?" Defne fısıldadı. "Buraya geldiğine göre..." "...her şeyi öğrendi." Kapı yavaşça açıldı. Kemal Karahan içeri girdi. Yanında altı silahlı adam vardı. Elinde bastonu vardı ama bakışları hâlâ güçlüydü. Mira'ya baktı. Sonra Defne'ye. Uzun süre sessiz kaldı. Ve sonunda beklenmedik bir şey yaptı. Silahını yere bıraktı. "Yirmi yıldır seni arıyorum." Defne öfkeyle ayağa kalktı. "Yalan söylüyorsun!" Kemal başını eğdi. "Evet." "O gece seni koruyamadım." Defne bağırdı. "Beni sen sattın!" Mahzende yankılanan bu sözler herkesi susturdu. Kemal Karahan gözlerini kapattı. Ve yıllardır sakladığı sırrı açıkladı. "Hayır..." "...sizi satan ben değildim." Herkes nefesini tuttu. Kemal'in dudaklarından dökülen isim, odadaki herkesin dünyasını altüst etti. "Sizi satan kişi... Elif'ti." Mira'nın kalbi duracak gibi oldu. "Hayır!" "Bu... olamaz!" Defne gözlerini kapattı. Aras ise sessizce Kemal'e bakıyordu. Ama hiçbiri henüz gerçeğin tamamını bilmiyordu... Çünkü Kemal Karahan'ın söylediği bu söz, yalnızca çok daha büyük bir sırrın başlangıcıydı.