Bölüm 10 - Hayaletin Mesajı
Yazar: hayalperest kalem

Bölüm 10 — Hayaletin Mesajı Mira nefes almayı unuttu. Duvarın ortasındaki fotoğrafa kilitlenmişti. Defne... Yirmi yıl önce öldüğü söylenen kadın... Fotoğrafta canlı ve gerçek görünüyordu. Aras birkaç adım öne çıktı. Yüzündeki bütün renk çekilmişti. "Bu mümkün değil..." Mira gözlerini fotoğraftan ayıramıyordu. "Bu fotoğraf yeni." Aras sessizce başını salladı. Evet. Fotoğraf yeniydi. Duvarlardaki diğer fotoğraflar ise daha da ürkütücüydü. Mira'nın çocukluğu. İlkokul yılları. Annesiyle çekilmiş eski kareler. Üniversiteye başladığı gün. Kafede çalışırken çekilmiş görüntüler. Birileri onu yıllardır izliyordu. Mira'nın içi buz kesti. "Kim yaptı bunu?" Aras odanın içinde dolaşmaya başladı. Dikkatlice etrafı inceliyordu. Sonra masanın üzerindeki eski bir kayıt cihazını fark etti. Kırmızı ışığı yanıp sönüyordu. Hâlâ çalışıyordu. Aras cihazı eline aldı. Mira yaklaşırken cihaz kendi kendine çalışmaya başladı. Odanın içini bir kadın sesi doldurdu. Titrek ama net bir ses. "Mira..." Mira'nın kalbi duracak gibi oldu. Bu sesi daha önce hiç duymamıştı. Ama nedense yabancı da gelmiyordu. Kadın devam etti. "Eğer bunu dinliyorsan zamanımız tükenmiş demektir." Aras'ın bakışları sertleşti. "Mümkün değil..." Kadının sesi yeniden duyuldu. "Aras da yanındaysa dikkatle dinleyin." Odadaki sessizlik ağırlaştı. "Yirmi yıl önce bize ihanet edildi." Mira nefesini tuttu. "Dosya hiçbir zaman kaybolmadı." Aras yumruklarını sıktı. Kadın devam etti. "Ve ihanet eden kişi hâlâ Karahan ailesinin içinde." Kayıt birkaç saniye cızırtı yaptı. Sonra son cümle duyuldu. "Yaşlı adama güvenmeyin." Ve kayıt sona erdi. Konağa döndüklerinde saat sabaha karşı üçü geçmişti. Aras tek kelime konuşmamıştı. Mira ise duyduklarını düşünüyordu. Yaşlı adam. Kayıttaki kadın ondan bahsetmişti. Karahan ailesindeki en güçlü kişi... Aras'ın dedesi. Kemal Karahan. Ailenin kurucusu. Herkesin saygı duyduğu adam. Ama ya o kişi gerçekten hainse? Ertesi sabah... Konağın büyük salonunda bütün aile toplanmıştı. Kemal Karahan uzun masanın başında oturuyordu. Yetmiş yaşını geçmişti. Ama gözleri hâlâ sertti. Aras içeri girdiğinde herkes sustu. Kemal Karahan ona baktı. "Neredeydin?" Aras cevap vermedi. Mira onun yanında duruyordu. Yaşlı adamın gözleri bir anlığına Mira'nın üzerinde durdu. Ve Mira ilk kez o bakışlarda tuhaf bir şey hissetti. Sanki adam onu ilk kez görmüyordu. Sanki yıllardır tanıyordu. Kemal Karahan hafifçe gülümsedi. "Demek sonunda büyüdün." Mira'nın kanı dondu. Salondaki herkes şaşkınlıkla ona baktı. Mira güçlükle konuşabildi. "Ben... sizi tanımıyorum." Yaşlı adam gözlerini kısmıştı. "Ama ben seni tanıyorum." O gece... Mira odasına çekildiğinde kapısının altında yeni bir not buldu. Bu kez notta sadece bir adres yoktu. Bir tarih de vardı. 14 Ekim 2004 Ve altında şu yazıyordu: "O gece kim öldü?" Mira kağıdı çevirince arkasında bir fotoğraf olduğunu gördü. Fotoğrafa baktığı anda dizlerinin bağı çözüldü. Fotoğrafta annesi Elif vardı. Yanında Defne. Ve onların arasında küçük bir kız çocuğu. Yaklaşık dört yaşlarında. Mira dikkatle baktı. O kız... Kendisiydi. Ama fotoğrafın çekildiği tarihte Defne'nin öldüğü söyleniyordu. Bu imkânsızdı. Çünkü fotoğraf Defne'nin ölümünden sonra çekilmiş görünüyordu. Mira'nın nefesi kesildi. Tam o anda telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi. Ekranda tek bir cümle yazıyordu: "Defne ölmedi. Ve seni bulmak için geri dönüyor."