Karanlık Gecenin İzleri

1. HAİN TUZAK

Yazar:

Karanlık Gecenin İzleri - Dilara Yılmaz kitap kapağı
Karanlık Gecenin İzleri kitap kapağı

“Sonuna kadar dibe batmış insanlar, kendilerini hâlâ gök yüzünde zannederler.” Her şey en yakın arkadaşımın bana attığı o mesaj ile başladı. Saatler sonra başıma geleceklerden habersizdim. Sabahın ilk ışıkları günü aydınlatırken aynadaki yansımam güne başlamak için henüz çok erken olduğunun sinyalini veriyordu. Gece, okuduğum kitaptan dolayı saatin nasıl geçtiğini anlayamamış, geç saatte uyu muştum. Bu yüzden uykusuzluktan gözlerimin altı koyulaşmıştı ve hâlsiz görünüyordum. İşe geç kalmamak için hızlıca günlük rutin işlerimi halletmiş, ardından sahile inmiştim. Görev yaptığım üniversitenin en güzel yanı, sahile çok yakın olmasıydı. Bu yüzden sabahları rutin olarak derse girmeden önce sahil havası almak zihnimi açıyordu. Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinin Dereköy Mahallesi’nde dün yaya gelmiştim. Burası huzurun başkentiydi. Zaten Karamürsel ilçesine girdiğiniz an “Huzurun Başkenti” yazısını görmeniz kaçınılmazdır. Sahilde biraz yürüyüş yaptıktan sonra ilk dersime geç kalmamak için ağacın kenarına yasladığım pembe bisikletime atladım ve pedalları yavaşça çevirmeye başladım. Karamürsel merkezine bağlı olan Denizcilik Fakültesinde öğretim görevlisiydim ve edebiyat derslerine giriyordum. Mesleğimi sevmem için çok fazla neden vardı: yeni yüzler görmek, gençlere bir umut ışığı yakmak ve onların kalbine dokumak gibi. Onlar bir kitap gibiydi, okudukça okuyasım geliyordu. Yan yana geldiklerinde bir şiir gibi insanın kalbini ısıtıyorlardı. Günümün yarısı neredeyse gençlerle sohbet ederek geçiyordu ve ben onlarla geçirdiğim bu anları çok seviyordum. Bana karşı her zaman bir çizgileri vardı ve o çizginin dışına çıkmadan benimle arkadaş olmayı başarabiliyorlardı. “Günaydın, güzelim,” diye seslenen tanıdık sesi duyduğumda düşüncelerimden uzaklaştım. Arkamı döndüğümde Ali gülümseye rek bana yaklaştı. Onunla iki yıldır nişanlıydım ama birlikte büyü dük diyebilirim. Küçüklüğünden beri balık tutmayı seven Ali’nin tek hayali balık lokantası açmaktı ve hayalini gerçekleştirdi. Ali gün içinde tuttuğu taze balıkları müşterilerine servis edip bundan oldukça keyif alıyordu. Bir işte başarılı olmanın altın kuralı, o işi sevmekten geçiyordu. Bu yüzden hem Ali hem de ben çalıştığımız saatlerde çok mutluyduk. Yanıma ulaştığında beni kollarının ara 8 sına aldı ve nefesini boynumda hissettim. Benden iki yaş küçük olmasına rağmen yanında kardeşi gibi görünüyordum. Kalıplı ve uzun boylu bir adam olduğu için kollarının arasında görünmedi ğimi düşünüyordum bazen. Küçükken köyde gezdiğimiz zaman larda onu abim sananlar bile olurdu. Yirmi sekiz yaşımda olsam da öğrencilerimden bile daha küçük görünüyordum. Boyum kısa, yüz hatlarım inceydi ve çocuksu bir neşem vardı. Ali kollarını benden çekmeden yüzüme baktı. “Seni çok özledim. Akşam işimiz bittiğinde bir yerlere mi gitsek, ne dersin?” Başımla onayladım. “Olur. Aşıklar Tepesi’ne gidelim mi?” Aşıklar Tepesi, Karamürsel’i kuş bakışı izleyebileceğimiz bir konumdu. Ali ile eskiden sık sık tepeye gidip gün batımını seyre derdik. Uzun zamandır oraya gitmediğimizi fark ettiğimde orayı ne kadar özlediğimi düşündüm ve anılarım gözümde canlandı. “Harika bir fikir,” diyerek yanağıma bir öpücük kondurdu. “Akşam seni almaya gelirim,” dediğinde gülümseyerek onayladım ve derse geç kalmamak için Ali’nin yanından ayrıldım. Okulun bahçesine girdiğimde birkaç öğrencinin gözleri beni buldu. Ardından bir ay önce göreve başlayan Miran Bey’in bana olan bakışlarını fark ettim. Miran Bey geldiği andan itibaren dış görünüşü sebebiyle herkesin dikkatini çekiyordu, bilhassa kız öğrencilerin odak noktasıydı. Beyaz ten rengi, uzun boyu, koyu renk gür saçları ve çekik gözleri ile portreden çıkmış gibiydi. Ten rengine zıt olan saç ve göz rengi, onun en güçlü fiziksel yanıydı. “Günaydın Miran Bey,” diyerek selamladığımda beni baştan aşağıya süzdü. Bakışları normalde oldukça keskin ve netti. Bu görüntü onun soğuk biriymiş gibi görünmesine sebep oluyordu ama beni ne zaman görse keskin bakışları kayboluyordu. Bana daha yumuşak bir şekilde bakıyordu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku