Karanlık&Aydınlık ~ Gecenin Beşikleri

2. TEHLİKENİN TINISI

Yazar:

Karanlık&Aydınlık ~ Gecenin Beşikleri - Kübra Kurtuluş kitap kapağı
Karanlık&Aydınlık ~ Gecenin Beşikleri kitap kapağı

2. TEHLİKENİN TINISI Karanlık, tohumlarını binlerce kez serpiştirdi ruhuma. Bedenimde ise filizlendi. Biraz daha nefesimi tutmaya devam edersem havasızlıktan öleceğimi biliyordum. Karşımdaki beyaz gölgelerin varlığı daha da belirginleşti. Onların vampir olduğuna yemin edebilirdim, her ne kadar daha önce vampir görmesem de. Avaz avaz bağırmak istedim ama ağzımdan tek bir çıt dökülmüyordu. Beyaz gölgeler iyice yaklaştıktan sonra durdu. Bir kadın ve üç adamla karşı karşıyaydım. Yağmurdan korunmak için üstlerine siyah şemsiye tutuyorlardı. Vampir kadın simsiyah gözlerini bana sabitlediğinde her ne kadar yutkunmak istesem de boğazımdaki düğümü atlatamadım. Zifiri karanlıkta parlayabilen zifiri gözler... Bunlar Sire'nin bahsettiği vampirler olsa gerekti. Peki ya değillerse? Aklımdan hızlıca koşup kaçmak gibi iğrenç bir düşünce geçti. Bunu uygulamaya koyamazdım çünkü anında enseleneceğimi biliyordum. Hem kaçsam bile Sire'yi ardımda bırakamazdım. Eğilip arabanın içinde baygın hâlde duran Sire'ye baktım. Öncelikle sakin olmam gerekiyordu. Onlara korktuğumu kesinlikle belli etmemeliydim. Derin bir nefes alıp arabanın etrafını dolandım ve Sire'nin yanına geçtim. Kapıyı açıp onu arabadan çıkarmaya çalıştım. Bu geceyi hiç beğenmedim. Kolumu Sire'nin beline doladığımda başımı kaldırıp vampirlere baktım. Oldukları yerde donmuş vaziyette hareketlerimi izliyorlardı. İleri doğru zorlukla bir adım attım. Sesimin titremeden çıkmasını arzulayıp, "Yardım edin, o iyi değil," dedim yağmur tenimi karış karış ederken. Ne yazık ki arzum yerine gelmeyip sesim titremişti. İki tane iri yarı oğlan öne çıkıp yavaş adımlarla yanımıza gelmeye başladığında kalbimin duracağını sandım fakat tam tersini yapıp göğüs kafesimde tepinmeye başladı. İki dev adam etrafımızı sardığında zangırdayan dişlerimi birbirine bastırdım. Şuracıkta kanımı emseler kimsenin haberi olmayacaktı. Esmer olan, Sire'yi kucağına alırken eli elime değdi. Elimi hızla çekip cebime koydum. Titrediğimi anlamalarını istemiyordum. O ise yüzüme bakıp sırıttı ve göz kırptı. Karanlık olduğuna şükrettim, yanan tenimin varlığını görmüş olamazdı. Ayrıca ilk defa bir vampir bana göz kırpıp teni tenime değmişti. Esmer adam Sire'yi alıp ileri doğru yöneldi. Diğer iri yarı sarışın adam ise tam yanımda durup eliyle öne doğru yürümem için işaret etti. Öne doğru baktığımda sarışın kadın ve yanındaki kısa boylu adamın gözlerinin bir an olsun üzerimden ayrılmadığını gördüm. İleriye doğru bir adım attığımda durdum. Bakışlarımı yanımdaki sarışın adama çevirip, ''Araba ne olacak?'' diye sordum. Ne saçmalıyordum? Araba ilk umurumda olan şey miydi böyle gerilimli bir anda? Sarışın adam, kadının yanında duran kısa boylu olana baş işareti yaptı. Neyse ki saçmalığım üzerinde durulmamıştı. Kısa boylu olan gözlerini benden ayırmadan yanımıza geldi ve arabaya atlayıp onu ileri doğru hareket ettirdi. Siyah gözler arabanın içinde bile bana bakıyordu ve titriyordu. Titremesini üşümüş olmasına yordum ve yürümeye devam ettim. Yürürken yanımdaki sarışın adam şemsiyeyi bana tutuyordu. Kendisine ise yağmur sularını armağan ediyordu. İsmini dahi bilmesem de fazla hoş ve kibar olduğunu düşündüm. Gözleri açık maviydi. Ayrıca gerçek sarışın olduğundan da şüphem yoktu. Yürürken kendi adımlarım dışında bir ses duyamıyordum. Kalp atışlarının olmadığını düşündüm. Bu kadar da ölü olacaklarını zihnim tahmin etmemişti. Gölgesini görmesem sarışın kadının birkaç adım ötemde olduğunu hayal dahi edemezdim. Beş dakika kadar yürüdükten sonra büyük bir bahçe kapısından içeri girdik. Başımı yerden kaldırdığım an gözlerim fal taşı gibi açıldı. Kendimi parlak aktif caddelerdeymiş gibi hissettim. Her yer ışıl ışıl aydınlatılmış, küçük çam ağaçlarının gövdelerinde yıldız sembolleriyle toz pembe ışıklar kaldırımda gölge oyunlarıyla zevklendirilmişti. Aralarında en fazla ellişer metre olan dört tane şato vardı. Şato vardı derken abartmıyordum çünkü gerçekten şu an ev yerine şato vardı. Su fıskiyeleri, ağaç koruları, oturaklar... Uzakta restoran yazan tek…

Bölümün tamamını WritePad'de oku