Karanlık&Aydınlık ~ Gecenin Beşikleri
1. YARASANIN SEÇİMİ
Yazar: Kübra Kurtuluş

1. YARASANIN SEÇİMİ Süzülen kanlara midem bulanarak baktım. Merdivenden inerken bileğimi parmaklarımla kavrayıp daha fazla kan akmamasını sağladım. Banyoda küçük bir havlu bulup hemen bileğime sardım. Aceleci hareketlerim yüzünden yaptığım iş pek özenli görünmese de kanı durdurmayı başarabilmiştim. Dolabın kapağını açıp katlanmış yer bezlerinden üsttekini kapıp banyodan çıktım. Kan damlattığım yerleri tek tek dolaşıp titreyen parmaklarımla damlaları temizledim. Son olarak tavan arasındaki odanın kapısına geldiğimde yerdeki kan birikintilerine yüzümü buruşturdum. Daha fazla oyalanmadan orayı da temizleyip derin bir nefes aldım. Ortalığı temizledikten sonra koşar adım mutfağa indim ve dolaptan sargı bezi ile tentürdiyot alıp odama çıktığımda kapıyı üzerime kilitledim. Kimsenin beni bu şekilde görmesini istemiyordum. Yarayı güzelce temizledim, ısırığın olduğu yere yara bandı yapıştırdım. Başımı yukarı kaldırıp art arda derin nefesler aldım. Göz göre göre kendimi öldürtecektim. Aklım da vücudum da yorulmuştu. Doğrulup yatağımdaki örtüyü açıyordum ki gözüme ilişen şeyle örtü parmaklarımın arasından kaydı. Biyoloji kitabım masanın üzerinde duruyordu. Bir süre ayakta dikilip öylece kitaba baktım. Aklım mı bana oyun oynuyordu yoksa Yasun mu kitabı masanın üzerine bırakmıştı? Başımı iki yana sallayıp dudaklarımı büktüm. Bu kardeşimin işi değildi. Bu gece bu evde bir şeyler dönüyordu. ~ Odamın içine doğan aydınlıkla kirpiklerimi aralayıp gözlerimi kırpıştırdım. Zihnime dolan şeyle yüzümü buruşturup kolumla gözlerimi kapattım. Aklıma gelen ilk şey o küçük kara yarasa olmuştu. Rüya da olabilirdi. Kolumu gözlerimden çekip doğruldum. Badimin kol kısmını yukarı çekip bileğime baktım. Rüya değildi ama kâbus hâlâ sürüyordu. Yara bandı bileğimdeydi. Bandı büyük bir yavaşlıkla açıp belirgin diş izine baktım. Midemin bulandığını hissettim. Dün gece nasıl böyle bir saçmalık yapabilmiştim? O ufak yaratığın çatı katında olup olmadığını düşündüm. Ne yapacaktım, onu tekrar ziyarete mi gidecektim? Başımı iki yana sallayıp gözlerimi baydım. Ben değil de büyükannem veya Yasun çatı katına çıkarsa? Sabah sabah düşünme kotamı doldurduğumu anlayıp banyoya yöneldim. Ellerimle yüzüme su çarpıp aynaya baktım. Gerçekten bazen büyük bir aptal olabiliyordum. Aşağı indiğimde Yasun'un kahvaltı masasında oturmuş, süt içtiğini gördüm. Gülümsedim. Düzen devam ediyordu. Karşısına geçip oturduğumda büyükannem süt dolu büyük bardağı önüme bıraktı. Burun kıvırdım. ''İçine bal da ilave ettim,'' dedi büyükannem masadaki yerini alarak. ''İçinde neyin olduğunu biliyorum maalesef,'' dedim. Büyükannem her zamanki gülüşüyle bana baktı. Kahvaltı normal seyrinde devam ederken aklım hâlâ tavan arasındaki yarasadaydı. Aynı zamanda aklımı delik deşik eden bir de biyoloji kitabım vardı. Çatı katına çıkmadan önce kitap orada yoktu. Buna yemin edebilirdim. Sonra bir bakıyorum ki kitap masamın üzerinden bana göz kırpıyordu. Onu masaya biri koydu ama kimdi? Göz ucuyla Yasun'a baktım. Kitabı onun masama bırakmış olabileceğine ihtimal vermedim. Ne kadar ihtiyacımın olduğunu bildiği hâlde beni bu kadar uğraştırmazdı. Büyükannem olabilir miydi? ''Neyin var canım?'' Büyükannemin sesi beni daldığım düşüncelerden uyandırdı. Boynumu sıvazlayıp ona baktım. Dün geceki saçmalığımdan bahsetmeli miydim? Alt dudağımı dişlerimin arasına aldım. ''Dün biyoloji kitabımı gördün mü?'' diye sordum ve cevabına kulak kesildim. ''Hâlâ mı biyoloji kitabı?'' Yasun'a gözlerimi kısıp baktım. Dudağının sütlendiği yetmezmiş gibi bıyık yeri de beyaza bulanmıştı. Tam bir çocuktu. Yeniden büyükanneme döndüm. Ne olur o kitabı masamın üzerine bırakan sen olmuş ol. Lütfen ... ''Hayır, kitabını mı kaybettin tatlım?'' Sırtımı sandalyeme yasladım. ''Sanırım,'' diye mırıldandım. Bütün gün kafayı yemekle meşgul olacağımı anladım. Tabağımdakileri didiklemeye devam ettim. Ara ara büyükanneme baktım. Ona anlatmayı çok istiyordum fakat büyük bir utanç mantığımın önünü barikat gibi kaplıyordu. Yasun'u ise hiç hesaba katmıyordum. Dün…