6. Bölüm “Sıcaklık 𓃬”
Yazar: Drama Quenn

James arthur - train wreck ile okuyun arkadaşlar —- Gözlerimi yavaşça aralarken yatağın hemen yanındaki tekli koltukta Varkan’ın uyumasını beklemiyordum. Sanırım geceydi ve bu kadar çok uyumama şaşıraraktan hafiften doğruldum. Babamı öldüren adamın evinde nasıl oluda bu kadar rahat uyurdum? Gözlerimi kapatıp derin bir iç çektim, bu kadarı fazlaydı. Bakışlarımı ona çevirdim. Tekli koltukta oturmuş başı öne düşmüştü, uyuyordu resmen ayakta. Üzeri çıplaktı, altında sadece gri eşofman vardı. İstemsizce gözlerim omzundaki olan deliğe kaydı. Resmen ben adam vurmuştum. Değil adam vurmak bir karıncayı bile incitemeyen ben onu vurmuştum. Çok eskiden bir yazı okumuştum, her insanın içinde hayvansal bir öldürme dürtüsü bulunurdu. Hatta kurban bayramında kurban kesmemizin dini boyutu dışındaki sebeplerinden biri de buydu. İçimizdeki o hayvani dürtüyü bastırmak için yapılıyordu. Artık kendi içimde bunun gerçekten doğru olduğunu kanıtlamış bulunmaktaydım. Onu vurduğum anda hissettiğim o tarifsiz his. Onun o acıyla yere düşüşü. Ah, kendine gel Veyra. Gözlerimi kırpıştırıp etrafa baktığımda burasının Zar’ın odasının olmadığını fark etmiştim. Ben uyurken beni mi taşımıştı? Of of ben bunları nasıl hissetmemiştim? “Bir şey mi oldu ufaklık?” Aniden boğuk sesini işitmemle ona baktım. Gözlerini açmış beni izliyordu. Dişlerimi sıkarak “Bana ufaklık deme!” diye uyarmıştım bilmem kaçıncı kere söylediğimi unutarak. Soğuk, ölümü çağıran gözleri sadece bakıyordu. Daha fazla sinirini bozarken gözlerimi kıstım. “Ne bakıyorsun? Ayı mı oynuyor?” Ona karşı olan öfkemin, nefretimin haddi hesabı yoktu. Ayağa kalktığında yatağa doğru gelmesini beklemiyordum. “Sen uyurken daha güzeldin” Ne yaptığını anlamaya çalışırken bir bacağını yatağın üzerine koydu. “Ne yapıyorsun?” “Yatağıma yatıyorum” yatağına yatıyorsun! Ben buradayken mi? Tabi ki onunla aynı yatakta yatmayacaktım. Başımı iki yana salladım ve yataktan çıkmak için bir hamle yaptım ama o kolumu tutarak beni geri çekmişti. “Ne yapıyorsun be sen?” diyerek tuttuğu kolumun üstündeki elini ittirmeye çalıştım. Bana izin vermezken ölüm saçan yeşillerini bana sabitledi. “Bıraksana lan beni?” Gözleri kısılırken sırt üstü yatağa uzandı ve beni bu sefer sert bir şekilde göğsüne çekerken resmen sert göğsüne yapışmıştım. “Daha deminki gibi uyu.” Otoriter sesi sinirimi daha fazla bozarken beni dişlerimi sıktım. Ne yapıyordu bu salak adam? Geri çekilmeye çalıştıkça beni engelliyor engellemesi yetmediği gibi kolumda olan elini belime kaydırıyordu. Öyle mi? Peki… Debelenmeyi bırakıp onun gözlerine baktım. Yeşil gözleri bir an parlasada bu parlaklık çok çabuk gitmişti. Beni bırakmasını umaraktan baş parmağımı açtığım yaranın üzerine koydum ve bastırdım. O iğrenç vıck sesi gelirken acıdan inlemişti. Fırsattan istifade yataktan çıkacakken bir anda beni tutup geri çekti ve bir anda üzerime atıldı. Gelmemesi için elimi tekrar omzuna koyup bastırırken kolumu tutup eklem yerine bastırdı. Kolum otomatik olarak kapanırken o bunu fırsata çevirmiş ve üstüme gelmişti. “Ne yapıyorsun?” diye fısıldamıştım burun burunayken. “Canım öyle acımaz ufaklık.” Burun buruna kalmak fazlasıyla zorken omuz başından üzerime daha demin bastırdığım yarasından kan akıyordu. Endişeyle dudaklarım aralanırken vicdan azabı çekiyordum. “Veyra…” boğuk sesi fısıldarken yutkundum. Kalp atışım büyük bir hızla atarken istemsizce nefes alış verişim hızlanmıştı. Ölüm dolu olan gözleri ilk kez bu kadar güzel bakıyordu. İçimde sıcak bir şeyler hissederken bunu reddetmek zorundaydım. Babamı anımsatıyordum kendime zorla, babamın son nefesini verdiği evimizi, kafasında patlayan o ateş sesini işte bütün bunları bu adam yapmıştı ama şu anda nefesi dudaklarımı yakacak kadar yakınımdaydı ve hissettiğim sıcaklık yanlıştı. Beynimdeki her hücrem nefret et ondan diye yalvarıyordu. Bana yaşattığı yıkımın, ailemi yok edişinin öfkesiyle bastırıyordum hissettiğim şeyi çünkü zorundaydım. Biliyordum, onu var gücümle itmem açtığım kurşun yarasına vicdan yapmaktansa elimin tekrar sokma…