KARANLIĞIN SAHİBİ

5. Bölüm “Karvelli Malikanesi 𓃬”

Yazar:

KARANLIĞIN SAHİBİ – Drama Quenn kitap kapağı
KARANLIĞIN SAHİBİ – Drama Quenn kitap kapağı

Sonunda, küçük bir boşluk anında kaçmayı başarmıştım. Hava kararmış ve geceydi , sokak lambalarının cılız sarı ışıklarında kırılan ince bir yağmurla ıslanıyordu etraf. Arkamda bıraktığım adımların sesi, benim hızlı ve düzensiz nefeslerime karışıyordu. Eğer nefeslenmek için bile durursam kaybolurdum. İnsan hayatında bazı anlar vardı, arkana bakmanın, durup bir an olsun soluklanmanın bedeli özgürlüğünü bütünüyle kaybetmektir. Varkan da benden bunu istiyordu. Bunu ona veremezdim, özgürlüğüm onun maşası olamazdı. Ben tam da o andaydım işte. Ondan, o adamdan kaçıyordum. Gölgesi üzerime çöküp babamı öldürdüğü günden beri dünya solmuş, aldığım her nefes onun izniyle göğsüme girer gibi olmuştu. Sesi, zihnimin en karanlık köşelerinde bile yankılanan bir emirdi sanki. Gece rüyalarıma girecek kadar işlemişti bilinçaltıma. O adam, sadece bir beden değildi, etrafıma örülmüş yüksek ve görünmez bir duvardı. Kaçmak, sadece o caddeden ya da o şehirden uzaklaşmak değildi benim için, o duvarı yıkmak, kendi hayatımın iplerini parçalanmış ellerimle yeniden ele geçirmekti. Babamın acısını kendi hayatımı inşa ederek biraz bile olsa bertaraf etmekti amacım. Sokak aralarındaki ıslak taşlara basarken çıkan sesler, sanki adımı fısıldıyordu. Ya da belki de ben, onun peşimden gelen adımlarını kendi zihnimde uyduruyordum. Korku, insanın en maharetli illüzyonistidir. Köşeyi dönüp karanlık bir sokağa saptığımda ciğerlerimin yandığını hissettim. Bacaklarım ağırlaşıyor, attığım her adımda zemin beni aşağıya doğru çekiyordu. Zaten topuklu ayakkabılarla koşmak imkansızken ben depar atıyordum resmen ama duramazdım. Çünkü o adamın bakışlarındaki o soğuk, ölümcül ifadeyi çok iyi biliyordum. Bir kez daha onun yanında olursam, bu kez tamamen silineceğimi biliyordum. Kendime olacaktı ihanetim. Kaçışım bir korkaklık değildi, bir özgürlük mücadelesiydi. Bedenim yorulsa da içimdeki o teslim olmak istemeyen ses koşmaya devam etmemi fısıldıyordu. Işıkların söndüğü, sessizliğin ağır bir sis gibi çöktüğü eski limana ulaştığımda durdum. Tuzlu deniz kokusu, ciğerlerime dolan en tatlı hava olmuştu. Arkama baktım, karanlık ve boş sokaktan başka hiçbir şey yoktu. Kendisi ve adamları geride kalmıştı, gölgesi gecenin içinde yok olmuştu belkide vaz geçmişti. O adam artık peşimde değildi, belki de hiçbir zaman düşündüğüm kadar yakınıma gelememişti. Özgürlük, bir adamın gölgesinden çıkıp kendi yoluna adım atma cesaretiydi. Beklemediğim bir anda yine adımı duymuştum, bırakmamıştı peşimi. Nerede olduğumu bile bilmiyordum ama sanırım İspanya’ya gelmiştik. Öyle bir konuşmaya şahit olmuştum. Yıldığımı belli edercesine nereye gidebileceğime bakmaya başladım. Sokak lambalarının yanmadığı bir taraf vardı. Oraya koşabilirdim, beni görmezlerdi sanırım. Hızlı bir şekilde oraya koştuğumda bu limanın sonuna gelmiştim. Burası dik bir ya açtı ve aşağıda kıyıyı döven dalların seslerini duyuyordum. Diğer tarafa dönmek için fazla mı geçti? Tam karşımda iri yarı cüssesiyle onu görmüştüm ve o çoktan beni fark etmişti bile. Böyle olmamalıydı, ben özgür olacaktım… “Veyra dur artık. Kaçamazsın.” Kaçamıyordum. O ölüm saçan kelimeleri doğruyu söylüyordu, kaçamıyordum. Tekrar arkaya bir göz attım. Fazla yüksekti ve dalgalar fazla hırçındı. “Veyra sakın bak” Varkan’a baktım tekrar. Tekti büyük ihtimalle diğerleriyle ayrılmıştı. Kaçarım yoktu artık. Bir yanımda ölüm diğer yanımda tutsak bir hayat. Ölüm benim için mutlak çözüm olacaktı. Benim için olması gereken tek hakta bu olmalıydı. Aileme kavuşmak, huzura ermek. Belliydi asla özgür kalamayacaktım, kalsaydım da sanırım babamdan sonra asla mutlu olamayacaktım. Onunla kalmak, tutsak bir hayat yaşamak gibi olurdu. Onun gözetiminde bir hayat sürmek ya da sürdürmeye çalışmak. Derin bir nefes aldım. Gerçek tekti. Bana doğru bir adım geldiğinde “Hayır” diye bağırmıştım. Hayır, gelmemeliydi. Artık ne yapmak istediğimi biliyordum. Madem babamda intikamımızı almamı istemiyordu ve bende özgür kalamıyordum o zaman doğru olan tek şeyi yapacaktım. “Hatırlıyor musun bana ik…

Bölümün tamamını WritePad'de oku