3. Bölüm “Varkan Karvelli’yi Vurmak 𓃬”
Yazar: Drama Quenn

Mııa - dynasty ile okuyun arkadaşlarım Bahçeye çıkmış bilmem kaçıncı kahvemi içiyordum cam bir odanın içinde, buraya sanırım kış bahçesi diyorlardı. Bana iki seçenek verilmişti ya ölecektim ya kalacaktım, ya bir Yıldırım olarak onurlu gururlu bir şekilde ölecektim ya da bir Karvelli olarak intikam alacaktım. Birinci seçenek en kolay ve olması gerekendi. Artık son bulmalıydı bu nefes, artık çok özlediğim aileme kavuşmalıydım. Bu evrende bana göre bir şey kalmamıştı. Annem yıllardır beni bekliyordu ama babam… Mental olarak kesinlikle çökmüştüm ama bunu gösteremezdim. İkinci seçenek ise intikamım için bir olması gereken şeydi ve işimi kolaylaştırırdı. Beni kendileri gibi görmeleri benden şüphe edemeyecekleri anlamına geliyordu. Başımı oturduğum sallanan koltuğum başlığına doğru geriye atıp cam tavanı izlemeye başladım. Yağmur o kadar güzel yağıyordu ki camın üzerinde oluşan su birikintileri her şeyi daha büyük gösteriyordu. Belki de bu su birikintilerinin bana daha büyük göstermesi gibi yaşadığım şeylerde Varkan’ı bana büyük gösteriyordu. Belki Varkan da aslında bu su damlaları kadar ufak bir şeydi. Ne olursa olsun ikinci seçeneği seçersem babamı öldüren bir katilin yanında, evinde olacağım gerçeğini değiştirmiyordu. Resmen bana öl ya da yaşa demişti ama yaşamak dediğimiz şey onun boyundurluğu altına girmekti. Ben asi bir kızdım, sinirli, gururlu, öfkeli bazen çok konuşan, çocuksu bazense kendimden beklenmeyecek kadar olgun. Annem beni bir aslan kadını olarak doğurmuştu, ben kolay kolay kimseyi dinlemez burnunun dikine giden yanlışsa benim yanlışım diyen bir kızdım. Derin bir nefes alırken kış bahçesinin içerisine Yağız girmişti. “Girebilir miyim?” “Girdin zaten” diye tersledim onu. Bana cevap vermeden karşıma oturdu. Bakışları çok derindi ama diğerine nazaran daha sıcak bakıyordu. Üstünü değiştirmişti, sabah geldiği üstle değildi. Sahi, saat kaç olmuştu? Telefonum ve çantam yoktu. Kimliğim bile onların elindeydi. Omuzlarım düşerken gözlerimi kapattım. “Seni o mu gönderdi?” Başını iki yana salladı. Kendi mi gelmişti? Ah, doğru ya artık benden sorumlu kişiydi bu arkadaş. “Sadece sana üzgün olduğumu söylemeye geldim. Baban için üzgünüm, yaşadığın bu şeyler için üzgünüm.” Birinin benim için üzülüyor olması bir an için beni duygusallaştırmıştı. Başımla onaylayıp suskunluğumu korudum. “Varkan en acımasızımızdır, bu yüzden de liderimiz o oldu. Yaş olarak çok yaşlı büyüklerimiz var ama hiç biri onun kadar acımasız vicdansız değil.” Rahatsız olmuştum konuşmasından. Huzursuzca kıpırdanıp “Bunu bana neden anlatıyorsun?” diye sormuştum. Ne kadar acımasız olabileceğini ben babamı gözünü bile kırpmadan öldürdüğü ve ruhsuz bir şekilde boş baktığında anlamıştım. Yeşil gözleri kısıldı. “Sende ne var?” Bu sorusu karşısında afalladım. Bende bir şey yoktu. Ben bendim işte. “Seni o gün gözünü bile kırpmadan öldürmesi gerekiyordu ama öldürmedi. Neden?” Omuz silktim “Masumdum çünkü.” Ansızın güldü. “Nice masum kadın leşi temizledim ben Veyra. Sende ne var?” Belki de sadece acımıştır diye geçmişti içimden. Acımak… “Senin kuzenin değil mi? Bunu sen bilebilirsin ben değil.” Başını iki yana salladı. Anlamıyor gibiydi beni veya kafası çok meşguldü. “Benim kuzenim seni çoktan öldürmüştü. Sende bir şey var.” Sinirlendim ve sinirle ayağa kalktım. “Ne istiyorsun ya da ne yapmaya çalışıyorsun anlamıyorum ama yeter. Sen o adamın beni öldürmediği için şanslı olduğumu mu sanıyorsun? Asıl ölseydim şanslıydım Yağız. Bak, beni kos koca hayatta bok gibi kimsesiz bıraktı.” Ellerimi iki tarafıma açmıştım. “Gördün mü, şimdi de bana öl ya da kal diyor. Kalmak ne demek? Benim babamı öldüren adamın yanında nasıl kalabilirim?” O kadar öfkeyle konuşup kendimi kaybetmiştim ki söylememem gereken şeyleri de söylemiştim. “Neden kalacaksın?” İntikam için salak. Midemi bulandırırken yüzümü ekşittim. Bunun cevabı yoktu. Geri yerime otururken Varkan’ın siyah uzaktan ne olduğunu göremediğim bir arabaya binip malikaneden çıktığını görmüştüm. “Gidiyor” dedim onu göstererek. “Sende git,…