KARANLIĞIN SAHİBİ

2. Bölüm “Ölmek ya da Karvelli Olmak 𓃬”

Yazar:

KARANLIĞIN SAHİBİ – Drama Quenn kitap kapağı
KARANLIĞIN SAHİBİ – Drama Quenn kitap kapağı

Ölüm, insanın son nefesi değildir yalnızca. Asıl ölüm, bir daha hiç dönmeyeceğini bilmeden bir kapıdan son kez çıkmaktır. Bir gün gözlerini kapatırsın ve dünya sensiz devam eder. Sokaklar yine kalabalık olur, telefonlar yine çalar, insanlar yine güler. Senin içinse zaman, tam o anda durur. En acısı da budur belki… Ölürken yalnızca hayatını değil, bir daha yaşayamayacağın bütün ihtimalleri kaybedersin. Söyleyemediğin bir “özür”, sarılamadığın bir insan, ertelediğin bir hayal, “yarın yaparım” dediğin her şey… Ve geriye tek bir gerçek kalır: İnsan öldüğü gün değil, yaşayabileceği son anın geçtiğini fark ettiği gün ölür. Bazı sesler duyuyordum, bu ses yağmur sesiydi. Nasıl? Ölmemiş miydim? Belki öldüğüm ve uyanmak üzere olduğum yerde yağmur yağıyordur. Gözlerimi açmaya çalışıyordum ama batışıyorlardı, ölüm böyle bir şey miydi? Sanki yaşamaya devam ediyormuşsun gibi mi? Gözlerimi tam açtığımda farklı bir odanın içerisindeydim. Bu oda tamamen koyu tonlara sahipti ve hemen baş ucumda duran masanın üzerinde loş yanan bir gece lambası vardı. Gözlerimi kırpıştırdım. Öldürmemiş miydi beni? Hızla ellerimle vücudumu kontrol ederken kurşun veya kan olmadığını görmüştüm. Beni öldürmemişti, ben bayılmıştım. Hızla ayağa kalktığımda küçük bir baş dönmesi yaşamıştım ama bu sorun değildi. Kapıya gidip yumruklamaya başladım. “Açın kapıyı, bırakın beni gideyim lütfen.” Tekrar yalvarıyordum, ama bu sefer yalvarmam daha acınasıydı. Ölmeyi bile becerememiştim. “Lütfen” sesimi duyuramamanın hüznüyle sırtımı kapıya verdim ve yere oturdum. Ne yapacaktım? Kendimi tutamadan ağlarken gir anda aklıma gelen şeyle gözyaşlarımı sildim. Ayağa kalkıp odada ne varsa kırarken pencere gözüme ilişti, sanırım daha yeni sabah oluyordu ve biz bir ormanın içinde olan bir evdeydik. Elime gelen ilk şeyi pencereye atıp kırarken cam parçalarının yere düşme sesi umudumu bir bir öldürüyordu. Kimse gelmiyordu… bu ses bile kimse gelmiyordu. Gözlerimi pencereden aşağıya çevirdim, madem gelmiyorlardı kaçabilirdim. Bulunduğumuz kat 1. Kat gibi duruyordu. Atlayabilir miydim? Atlardım sanırım. Atlamaktan başka da bir çarem yoktu sanırım. Ellerimi pencerenin pervazına koyup kendimi sallandırdım. Yapamayacaktım sanırım. Tam geri gireceğim sırada kapının büyük bir şiddetle kırılmasını beklemiyordum. Karşımda o adam vardı. Babamın ve benim azrailim olan Varkan Karvelli. Belliydi, daha yeni uyanmıştı. Üstünde kıyafet yoktu altında ise sadece siyah bir eşofman vardı. Saçları dağınık yüzünde hafif yetersiz uyuduğunu düşündürecek boşluklar vardı. “Ne yapıyorsun?” diye o güçlü ama ölüm kadar soğuk sesiyle bağırdı. Ne yapıyordum ben? Camdan atlamayı düşünüyordum, madem öldürülmedim o zaman kaçmam gerekiyordu. Cevap vermedim. Suskunluğum onu daha da çıldırtmış olacak ki bana doğru bir adım daha geldi ve sonunda “Yaklaşma” diye bağırmıştım fakat o beni dinlememişti. Bana doğru atılmasıyla kendimi pencereden aşağı attım. Yüz üstü düşerken göğsüm acımıştı, yüzümü ekşitip kalktığımda evden gelen bağırma seslerini duyuyordum. Yağmur yağıyordu ve bu topuklu ayakkabılarla koşmak imkansızdı. Hızlıca ayakkabılarımı çıkarıp ormana doğru koşmaya başladım. Şu ormana bir girebilseydim bence izimi kaybettirirdim. Tam ormana gireceğim sırada arkamdan gelen sesle duraksadım. “Dur Veyra, yoksa seni vururum.” Benim de istediğim buydu. Arkama dönüp ona kısa bir bakış attım. Evin önüne çıkmış ve bana doğru silahını doğrultmuştu. Tekrar önüme dönüp bir kaç adım daha atmamla hemen önümde bulunan ağacın gövdesinin parçalanması bir olmuştu. Vücudum acil durum ilan etmiş gibi yerinde çakılı kalırken yutkundum. Bu adam beni gerçekten öldürebilirdi, babamı öldürdüğü gibi beni de öldürebilirdi. Vücut acil durumlarda kendini kitlerdi ve bunu senin iradenle değil kendi iradesiyle yapardı. Şu anda o anlardan birini yaşıyordum ve kesinlikle kontrol bende değildi. Bir anda iki adam kollarımdan tutarken hiç bir tepki veremiyordum. Donmuştum adeta. Beni biraz havaya kaldırıp o adama doğru götürürken gözlerim onun kararmış gözle…

Bölümün tamamını WritePad'de oku