1. Bölüm “Varkan Karvelli 𓃬”
Yazar: Drama Quenn

Tatu-All About Us ile okuyun canlarım. Zihnimin içinde sessizlik vardı, ilk duyduğum ya da duyamadığım şey bu olmuştu ama sıradan bir sessizlik değildi bu. Huzur barındırmıyordu bu sessizlik. Bu sessizlik bir şeylerin bittiğini bilen bir evin sessizliğiydi. Gözlerimi açmak istiyordum ama açamıyordum. Başım öyle çok ağrıyordu ki sanki bin bir parçaya bölünüyordu. Gözümü açmadan önce gelen ilk his dün babamı öldüren o son kurşunun sesiydi, ikinci gelen his ise artık kimsesiz bir kız olduğumun gerçeğinin acı yüzleşmesiydi ve üçüncü his kaçırıldığım gerçeğiydi. Kulakları sağır edecek bir çığlık atarken gözlerimi sonunda açmıştım. Bilmediğim bir yatakta yatıyordum. Korkuyla etrafa baktığım an gördüğüm şeyle tekrar çığlık attım. Hemen karşımda bana dün kapıyı açan adam oturuyordu, sandalyesini ters çevirmiş ve iki tarafına ayaklarını atmış şekilde elinde viski olduğunu tahmin ettiğim içkiyle beni izliyordu. Bu adamdı babamı öldüren, bu adamdı onun canını alan. Hızla yataktan kalkıp kapıya doğru koşmuştum ama kapıyı açmamla arkamdan itilmesi bir olmuştu. Hemen arkamda duruyordu ve yüzümün yanında kapıyı iten elini görüyordum. “Ufaklık” içki kokan nefesi ile ona dönerken konuşmama yemini etmiş gibiydim. Beni kapıyla kendi arasında sıkıştırdığında artık bu suskunluğumu sürdüremezdim. “Sen babamı öldürdün.” Demiştim. Babamı öldürmüş ve babamı öldürürken bir an bile düşünmemişti. Artık bende ölüden farksızdım. Ona doğru yaklaşıp daha yüksek bir tonda “Sen babamı öldürdün!” Diye bağırırken onun kolumu tutup sıkmasını beklemiyordum. Yüzümü acıyla ekşitirken o burnunu burnuma doğru getirip dişlerini sıktı. “Evet, yaptım!” Sesi ölümden bile daha soğuktu. Tüylerim diken diken olurken onu ittirmeye çalıştım ama izin vermiyordu. “Bırak beni katilsin sen, babamı öldürdün. Bırak” Çırpındıkça beni daha fazla kolları arasında sıkıyordu ve artık canım acıyordu. Bana ters olan bir karakterle gözlerimden yaşlar akmaya başladı. “Lütfen bırak beni, sen babamın canını aldın.” Gözyaşımı fark etmesiyle elleri biraz yumuşamıştı ama bırakmamıştı beni. Ağlıyordum, çünkü çaresizdim. Çaresizlik ağlayamamak demek değildi ağlasan bile bir şeyin değişmeyeceğini bilmek demekti. Ağlıyordum ve ağlamamın bir şeyi değiştirmeyeceğini fark etmiştim, ettirmişti. “Veyra” benim adım buydu ve o ölümden bile soğuk sesi adımı fısıldamıştı. Adımı annem koymuştu, ailem için hiç de iyi olmayan bir zamanda doğmuştum ve onlar da adımı karanlığın içinden doğan kadın yani Veyra ismini koymuşlardı. Dizlerimde derman kalmadığı için onların üstüne düşerken adam bundan etkilenmemiş gibi masanın üstüne bıraktığı içkisini geri eline aldı ve bana bakarak içti. “Şimdi seninle ne yapacağız Veyra?” “Lütfen bırak beni” yalvarışımın sonunda gururum yerle bir olmuştu. Şu zamana kadar taşıdığım karakter taşıdığım isim yerle bir olmuştu. Ben Veyra Yıldırım annemin kızı babamın savaşçısıydım ama şimdi yere çökmüş tanımadığım, babamı öldüren bir adama beni bırakmasını için yalvarıyordum. “Seni bırakmayacağım Veyra.” Aklımda cümlesini tekrarlarken omuzlarım düşmüştü. Beni bırakmayacaktı, kendince haklıydı. Babamı öldürmüştü ve eğer eğer beni bırakırsa polise gideceğimi biliyordu. Polise gidecektim çünkü benim annem vefat etmişti iki yıl önce ve şimdi de babam… Bir an için bu saatten sonra ne için yaşayacağımı düşünmüştüm, kim için? Annem ölmüştü, babam öldürülmüştü ve eski sevgilim beni aldatmıştı. Yaşanacak bir umut parçası yoktu hayatımın içinde. “Tamam, öldür beni o zaman” Adamın yüzünde çarpık minik bir gülümsemenin esamesi geçerken bardağı masaya sertçe vurdu. “Öldürmek mi?” Durdu ve düşündü. Düşünürken bana arkasını dönmüştü. Beni görmemesini referans alarak ayağa kalkarken kapı kolunu hızla indirdim ama bu yaptığım en büyük yanlışım olmuştu. Sağır edecek bir silah patlamasının ardından kapının kenarı parçalanmıştı. Parçaları vücuduma ve yüzüme hızla çarparken istemsizce ellerimi yukarıya kaldırmıştım. “Dön” itaat isteyen sesi vücudumun her bir yanına dikenlerin batmasını neden olurken yavaşça…