KARANLIĞIN SAHİBİ

14. Bölüm “Karan Karvelli 𓃬”

Yazar:

KARANLIĞIN SAHİBİ – Drama Quenn kitap kapağı
KARANLIĞIN SAHİBİ – Drama Quenn kitap kapağı

“Ama sen hep böyle uyuya mı kalacaksın?” Bir anda Varkan’ın sesini duymamla yataktan sıçradım. Yatağın yanına oturmuş beni inceliyordu. “Ne? Ne oldu? Ah…” Kaburgamın sızısıyla yüzümü ekşittiğim an tekrar bir inilti firar etti dudaklarımdan. Elmacık kemiğimi de tutup derin bir nefes aldım. Resmen beni pataklamıştı ve her yerim ağrıyordu. Varkan derin bir nefes alıp gözlerini kaçırdı. “3 dakikaya aşağı ol.” Odadan çıktığı an resmen uyumak ve dinlenmek için ağlamak istiyordum. Başımı eğerek yataktan kalktım ve dolabımı açtım. İçinden beyaz kapüşonlu çıkarıp altıma siyah eşofman altı giydim. O kadar paspal giyinmiştim ki anlatamazdım. Saçlarımı da hızla ar kuyruğu yapıp aşağı indim. Kapının önünde sigara içtiğini gördüğümde yanına gittim. “Hazır mısın?” Yarı kapalı gözlerle başımı salladım. Arabaya bindiğimizde kollarımı göğsüme bağlamış uyukluyordum. Beni çok hırpalamıştı ve bitkin düşmüştüm. Hepsi onun yüzündendi. İlk dersten kimsenin üzerine bu kadar gidilmezdi, gidilmemeliydi. Dakikalar içinde araba ıssız izbe bir yerde durdu. Ne zaman kapattığımı bilmediğim gözlerimi açıp etrafa baktım. Burası boş bir alandı. Her yer kar yağışından dolayı bem beyaz olmuştu. Varkan arabadan inerken ileride bir masa üzerinde duran cam şişeleri görüyordum. Şimdi anlamıştım, burada atış yapmayı öğretecekti. Varkan’ın peşinden bende arabadan inerken masanın yaklaşık 5 metre ilerisinde beni bekliyordu. “Gel.” Sesinin soğukluğu içimi titretirken ellerimi kapüşonlunun ceplerine koydum. Yavaş adımlarla yanına vardığımda gözleri, kapüşonlumun ceplerine koyduğum ellerimdeydi. “Çıkar ellerini ceplerinden. Silah korkakları affetmez, gevşekliği sevmez.” Bana gevşek mi demişti o? Sinirle yanağımı ısırmaya başladım, bu adam beni sinir etmeye başlamıştı. Cebimden ellerimi çıkardığımda o da giydiği kahverengi gömleğinin arkasından, belinden kendi silahını çıkardı. Silahın namlusunu tutup bana doğru uzatırken gözlerinde sadece soğukluk vardı. Silahı kabzasından tutup elime aldığımda adımlarını arkama doğru yöneltti. Soğuk metal, parmaklarımın arasında bir ağırlık bırakırken onun arkamda oluşu yüzünden gelen titreme perilerimi bastırdım. Kaburgamdaki sızı her nefes alışımda varlığını hatırlatıyor, elmacık kemiğimdeki sızlama kafamın içinde zonkluyordu. Beni ne hale getirdiğinin tabiki farkındaydı ama gözlerinde en ufak bir pişmanlık kırıntısı bile yoktu. “Duruşunu düzelt” dedi kulağımın tam arkasında ruhsuz bir sesle. Bacağını bacaklarımın arasına koyarken ayak eklemlerime vurmuştu. “Bacaklarını omuz genişliğinde aç. Yere sağlam bas.” Söylediklerini yaparken derin bir iç çektim fakat çektiğim iç boğazımda düğümlenmişti. Göğsümün acısıyla hafif bir inilti firar etti dudaklarımdan. İniltimi duymazlıktan gelip biraz daha yaklaştı. Sağ elitle omzumu hafifçe geriye bastırıp sol eliyle belimin boşluğunu dikleştirdi. Dokunuşu mesafeli ama sertti. Çenesini omzuma yasladığın da teninin sıcaklığıyla yüzümün soğukluğu içimi yakmıştı. O muhteşem kokusuyla sıcaklığı harmanlanmış bir şekilde burnuma dolduğunda istemsizce kıpırdandım. Varkan, derin bir nefes alıp göğsünü şişirdiğinde sırtımda hissetmiştim göğsünü. “Şimdi, baktığın yerdeki düzeneğe gez göz arpacık denir” gözlerimi silahın üstündeki çektiklerde gezdirdim. “Gez,” eliyle ilk çentiği gösterdi ve ruhsuz sessizle devam etti. “Gövdenin sana yakın olan ilk çentiğidir.” Parmağı biraz daha öne namlunun oradaki çentiğe gitti. “Arpacık da namlunun en ucundaki dikey parçadır. Gözün, gez ve arpacık tek bir çizgi üzerinde buluşacak.” İstemsizce gözlerimi devirdim. Bunların hepsini biliyordum zaten. “Kollarını sakın ama sakın kilitler gibi kasma, hafifçe kır.” Ne zaman kastığımı bilmediğim dirseklerime hafifçe eğim verdi. Nefesini yüzümde hissederken dişlerimi sıktım. Babamla gittiğimiz eğitmen bana hiç böyle hissettirmemişti. “Tepmeyi omuzlarınla değil vücudunla karşılayacaksın. Şimdi, parmağını tetiğe koy.” Benimle beraber benim elimin üzerinden o da koyuyordu ve kocaman olan eli benim küçük elimi tamamen gözden siliyordu.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku