12.Bölüm “Çatışma 𓃬”
Yazar: Drama Quenn

Billie eilish - you should sene me in a crown ile okuyun aşklar —-———— Çekilmiştim karanlığa, artık bende diğerleri gibi bu karanlığın bir parçası olmuştum. Aydınlığımın içine bulanmış kara noktalar bozmuştu saflığımı, temizliğimi. Benim gibi bir insan için karanlığa çekilmek olmaması gereken yegane şeydi fakat işte olmuştu. Artık kaçabileceğim bir aydınlık, sığınacağım bir masumiyet kalmamıştı. Göğsümün tam ortasında duran o ağır his her seferinde daha da derinime işliyordu. Ruhuma, özüme sıçrayan bu leke geri dönüşü olmayan bir yolun ilk adımıydı. Derin bir nefes aldım. Ciğerlerime dolan hava artık eskisi gibi taze değil, aksine geçmişin yanık izleriyle doluydu. Aynaya baksam, annemin yavru kuşunu, babamın dik başlı kızını görebilir miydim? Hiç sanmıyordum. Dün geceyle beraber eski Veyra’da ölmüştü. Yine de bu kabulleniş acı vermiyordu. Çaresizliğimin bittiği o yerde beliren o güç, ruhumu garip bir sessizlikle kaplamıştı. Masumiyetim artık bir zırh değildi, hedefti ve ben artık hedef olmaktan vaz geçmiştim. Korkumun, acımın yerini kabulleniş alırken kaç saattir yerde onun göğsünde, kolları arasında olduğumu bilmiyordum. Yavaşça doğruldum ritmik vuran kalbini kaplayan kaslı göğsünden. Yeşil gözleri kapalıydı ve yorulmuş gibi duruyordu. Sakinleştikçe bir şey netlik kazanmıştı. Dün Yağız onu aradığında Varkan’ın kullandığı o cümle. ‘ Kellesini babanın kapısına at’ Ali bana şirketin yurtdışı ayağından teklif geldiğini söylemişti ve Varkan’ın Yağız’a söylediği cümlesi… O yapmıştı. Rauf Karvelli. Varkan’ın amcası, Yağız’ın babasıydı Ali’yi buraya getiren ve ölümüne neden olan adam. Zihnimin içinde her şey bir puzzle parçası gibi yerine otururken içimdeki soğuk kabulleniş kemiklendi. Varkan, sadece kendi savaşını vermiyordu aile ağacına kök salmış yılanları da kendi eliyle temizlemeye çalışıyordu ve ben artık bu savaşın tam ortasındaydım. Artık kenarda durup izlemeyecektim. Ellerimi kaslı göğsünden çektiğim an gözlerini açtı. Onun ağzından çıkan emir ‘Kellesini babanın kapısına at’ sıradan bir aksiyon değildi. Bir savaştı ve Varkan biliyordu. Rauf sabah uyanıp o kapıyı açtığında göreceği manzarayla ilk yapacağı şey Varkan’ın karşısına dikilmek olacaktı. Kesinlikle emindim ki o gün o küçük kıza kütüğü attıran da oydu ama neden? Kimi hedef almıştı? Gerçi sonraki hamlesiyle, Ali’yi buraya getirerek kimi hedef aldığı açıktı, beni. Ama neden? Babamın öldüğü gece ölmem gerekiyordu, infazım verilmişti ama Varkan beni çekip çıkarmıştı o infaz çukurundan. Benim yok oluşum amcasına ne gibi bir kazanç sağlayacaktı? “Daha iyi misin?” Varkan’ın Sesi pürüzlü derin ve fısıltı gibi geliyordu. Gözleri üzerimde geziniyor sanki cevabına yanıt arıyor gibiydi, suskunluğumu koruduğumda kollarını benden ayırdı. İçimde hiç bir his kırıntısı yoktu, ne bir acı, ne bir hüzün. Ağır çekimde ayağa kalkıp hala yerde olan onu incelemeye başladım. Daha yeni yeni onu anlıyordum. Güç=Risk Sadakat=bedel Merhamet=Zafiyet Ölüm=Yaşam Korku=Hüküm Kural=Kan Biat=Sonsuz itaat Güven=İntihar İhanet=Son Çok tehlikeli bir aileye sahipti ve onun orada olmasını istemeyenler vardı. Yağız’ın kurduğu cümleler bir bir kulaklarımda yankılanıyordu. Gözlerim kısılırken Varkan’ın kaşları çatılmıştı. Onun babasının kurduğu bu krallık istenmiyordu. Derin bir iç çekip ona arkamı döndüm ve otel odasının kapısına doğru yürümeye başladım. Burası savaş alanı gibi görünüyordu, resmen bomba patlamış gibiydi odada. Bunu ben mi yapmıştım? Kesinlikle çalışan insanlar küfür edecekti bana, emindim buna. Kapıyı açıp odadan çıkarken karşımda uzun uzadıya bir koridor vardı. Madem oteldeydik acıkmıştım, yemek yemeliydim. Adımlarım boş koridorda yankı yapıyordu ve arkamdan gelen ikinci bir adım sesi daha vardı. Kimin geldiğini bildiğim için dönüp bakmayacaktım. Her zamanki gibi bir adım arkamda olup beni koruyan Varkan’dan başkası olamazdı. Koridoru bitirip asansörün düğmesine bastım. Asansör kapısı açıldığında içeri girdim ve yemekhanenin giriş katta olacağını düşünerekten zemin kat tuşuna bastım. Kapı…