Bölüm 1: Kapanmamış Yara
Yazar: Valencia

Kafamın karışık olduğu zamanlarda sürekli yazardım, yazmak iyi geliyordu. Bazen yazmaya fırsatım olmuyordu işimlerimden kaynaklı. Ama her doğum günümde yazardım çünkü benim için ölüm demekti. Baba... Yokluğunda sırtımı yaslayacak birini aradım ama bulamadım kimseler senin gibi değil. Baba... Keşke kabus olsa bu yaşadıklarım, uyandığımda seni yanımda görebilsem. Yazacağım o kadar çok şey vardı ama kendimi yorgun hissediyordum. Çalışma masamda açık bilgisayarım, defterlerim, kalemlerim bir de günlüğüm vardı. Benim için pek günlük sayılmaz çünkü her gün yazamıyordum, elim gitmiyordu. Aklıma ne zaman yazmak gelse üzerime yorgunluk çöküyordu. Arya... Kardeşleri var ama yok gibi olan, annesi ve babası onu bırakmış olan, her gün bir sonraki güne yaşamak için tutunacak dal arayan o kızdım ben. Babam ben on bir yaşındayken vefat etti ve annem yalnızca bir ay onsuz kaldı ve sonunda o da bizi bıraktı. Kardeşlerime anne baba olmak zorunda kalmıştım ama onlar büyüdükçe benden soğudular ve neredeyse konuşmak bile istemiyorlar. Bir sonraki güne uyanmak için kendi meraklı ve yeni şeyler keşfetmeyi seven tarafımla birlik olup gazeteci olmuştum. Araştırmayı severdim, gidip o mekâna bakmayı, tanıklarla konuşmayı, kendi içimde o olayı çözmeyi... Yazmam gereken bir haber vardı ve bunu yazmadan uyuyamazdım çünkü yarına yetişmesi gerekiyordu. Gereken notları almıştım ama birleştirmemiştim. Uyuyup kalmamak için masadan kalktım ve mutfağa gitmek için kapıya yöneldim. Sahil kenarında huzurlu bir evim vardı. Evim iki katlıydı ve ilk katında kapıdan girince gözüken geniş salonum ve salonun sağ tarafta kalan mutfağım vardı. Salonun sol tarafında ise tuvalet ve banyo vardı. Salondan iki yandan görünen iki merdiven vardı, ikiside yukarıya çıkıyordu. Yukarıda iki tane misafir olası, kendi odam ve kendime kütüphane gibi yaptığım bir oda vardı. Benim odamda da bir tane daha kapı bulunuyordu o da balkonumun kapısıydı. Mutfağa indiğimde kahve yapmak için malzemeleri çıkardım ve kahvemi yaptım. Merdivenleri çıkarken evde benden başka biri varmış gibi hissetmiştim. Kapıyı kontrol etmeden içim rahat etmezdi bu yüzden kapıya doğru yürüdüm. Kapıya gelir gelmez kapının önünde bir zarf gördüm. Hızlıca etrafıma bakındım ama kimse yoktu. O zaman bu zarfı kim getirdi? Bir adım daha gittim tam zarfı alacakken aklıma gelen şeyle duraksadım. Ya bu bir plansa? Ya bu bir tuzaksa? Her ihtimale karşı önlem almak için koşarak mutfağa gittim ve ellerime eldiven giydim. Zarfın olduğu yere geri döndüm ve zarfı elime alıp incelemeye başladım. Zarfın dışında hiçbir şey yoktu ama zarfın içinde sert bir cisim var gibiydi. Zarfın içini açtım ve zarftan bir tane anahtar bir tane not kağıdı ve bir de ailemle beraber çekindiğimiz o fotoğraf çıkmıştı. Ailemle olan fotoğrafım mı? Kalbim hızla atmaya başladı. Önce anahtarı inceledim ama hiç bir şey yoktu düz anahtardı. Not kağıdını aldım ve içini açtım. "Korkularından kaçmamalısın aksine üstüne gitmelisin. Kapının altındaki gerçeği sen de bulabilirsin. Yakında aramızda görmek dileğiyle." ~M.E.N. Kimdi bunu gönderen kişi?