Karanlığın Gelini

4. kaderin ilk çatlağı

Yazar:

Karanlığın Gelini - Hesmiem kitap kapağı
Karanlığın Gelini kitap kapağı

Ne adamın yüzünü görebildim, ne de karanlığın içinden çıkıp peşinden gidebildim. O an üzerime çöken boğucu dehşet ve mide bulandırıcı his beni tekrar karanlığın soğuk kucağına itti. Sanki görünmez zincirler bedenime dolanmıştı, her gerildiğinde vücudum kasılıyor, nefesim kesiliyordu. Birkaç saniye sonra sertçe irkilip gözlerimi açtığımda kendimi yine Lord'un yanında buldum. Bir an nerede olduğumu ayırt edemedim. Kabustan uyanmış gibiydim. Uyandığımı fark eden Lord, elini nazikçe alnımdan çekti ve aramızdaki mesafeyi genişletti. Titrek bir soluk dudaklarımın arasından kaçtı. Titriyordum, bu kez korkudan değil, iliklerime kadar işleyen soğuktan. Parmak uçlarım uyuşmuş, dizlerimden aşağı bir titreme yayılıyordu. Söz dinlemeyen vücudumu zorlayarak ayağa kalkmaya çalıştım başım aniden dönünce sendeleyip tekrar kanepeye oturmak zorunda kaldım. Dişlerim, birbirine çarpacak kadar şiddetle titriyordu. Dudaklarımı güçlükle aralayarak konuşmaya çalıştım. "B-bir evdey-dim. K-kendimi gö-gör-" "Şimdi değil. Toparlanmaya çalış bunları sonra konuşuruz." Ağzımdan çıkan her kelime için artı güç sarf ederken Lord'un sesi araya girerek beni susturdu. Bakışlarım hala bulanık, nefesim düzensizdi. O ise her zamanki gibi sakin bir ifadeyle olup biteni gözlemliyordu. Bir an sonra ceketini çıkarıp omuzlarıma bıraktığında belli belirsiz mırıldanarak teşekkür etmeye çalıştım. Beklediğimin aksine ceketi şaşırtıcı bir sıcaklık taşıyordu. Derin nefesler alarak sakinleşmeye çalışırken ceketinden yayılan yağmur ve odunsu kokuyu ciğerlerime kadar çektiğimi fark etmiştim. Lord da gözlerini kaçırmadan, aynı sabit dikkatle beni izlemeyi sürdürüyordu. Ceketin altına giydiği siyah, ince gömleği vücut hatlarını neredeyse fazla belirgin çiziyor, her nefes alışında kumaşın titrek ışıkta daha belirgin dalgalanmasına neden oluyordu. Gömleğinin gevşek yakasından ortaya çıkan köprücük kemikleri ve yutkunurken hafifçe hareket eden adem elması, istemediğim halde gözlerimin uzun uzun üzerinde kalmasına neden oluyordu. Mum ışığının soluk parıltısı saçlarının arasından süzülüp yüzüne vuruyor, keskin yüz hatlarında usulca geziniyordu. Oda sanki buz tutmuş gibiydi. Şömine yoktu, ışığı bile güçlükle taşıyan titrek mumlardan başka bir sıcaklık kaynağı da. Odaya girerken hissettiğim o sıcaklık gitmiş yerine ciğerlerime işleyen, keskin ve nefes kesici bir soğuk gelmişti. Verdiğim her solukta dudaklarımın arasından süzülen ince buhar, titreyerek yükselip soğuğun içine karışıyordu. Tüm bunların kaynağının Lord olabileceğini düşündüğümde kaşlarım istemsizce çatılmıştı. Gözlerimle göremesem de ondan yayılan yoğun, karanlık bir aura dikkatimi çekti. Sanki durduğu yerden siyah gölgeler yükseliyor, duvarlara siniyor, tavanda sinsice dönüyordu. Ne görmüştü de bana öyle bakıyordu, bunu anlamaya çalışıyordum ama hiçbir fikrim yoktu. Titreyen vücudumu iyice cekete sararak, soğuğu savuşturacak tek şeyin bu olduğuna kendimi inandırmaya çalıştım. Bir an önce bu odadan çıkmak istiyordum, fakat onun izni olmadan bunu yapamayacağımın farkındaydım. Zihnim karmakarışık, bedenim perişanken, onun sanki bende bir şey arıyormuş gibi beni izlemesi içimi huzursuzlukla dolduruyordu. Gözlerindeki o karmaşık ifade dikkatimi çekince bir an duraksadım. Daha hiçbir şey anlatmamıştım ama o, her ayrıntıyı biliyormuş gibi bana derinden bakıyordu. Sanki gördüğümden çok daha fazlasını biliyordu. Gördüğü her neyse belli ki, hoşuna gitmemişti, yüzündeki hafif kasılma bile bunu ele veriyordu. "Karanlık bir enerji taşıyorsun." diye konuşmaya başladığında irkilerek kendime geldim. Sözler, dudaklarından dökülür dökülmez o siyah gölgelerin sanki uyanmış birer yaratık gibi geriye, onun bedenine çekildiğini görür gibi oldum. Fakat artık gördüklerimin gerçek mi yoksa hayal ürünü olduğunu ayırt edemiyordum. Gözlerime inanmak yerine artık kendi aklımdan şüphe etmeye başlamıştım. Duygularımı saklayamayarak şaşkınlıkla titreyen bir sesle "Ben mi?" diye sordum. Az önce zihnimi altüst eden düşünceleri şimdi onun ağzından duymak tuha…

Bölümün tamamını WritePad'de oku