8.Bölüm: Mezar
Yazar: Sümeyye

8.BÖLÜM MEZAR Boş, mezar boştu. Mezar boştu. Boş bir mezar. Boş mezar. Zihnimin içinde bu ses yankı yapıyordu. Susturamıyordum. Kendimde değildim. Nerede olduğumu unutmuş. Boşlukta yürüyormuş gibi hissediyordum. Babam yaşıyordu. Nerede olduğunu bilmiyordum ama belki de yaşamıyordu. Umutlanmak istemiyordum ama elimde değildi. Bir yanım yaşıyor diye bağırıyor diğer yanım ise umutlanma diyordu. Babamın yüzünü unutmuştum görsem bile tanıyamazdım. Tek bir fotoğrafı bile yoktu. O zamanlar annem cenazeden sonra bütün fotoğrafları toplayıp kaldırmıştı ama nerede olduklarını bilmiyordum. Gözlerimi açtığımda beyaz tavanla karşılaştım. Depoya ne ara geldiğimi hatırlamıyordum. O an, zaman algım durmuştu. Beynim uyuşmuş halde ne yaptığımı bilmiyordum. Deri ceketimin iç cebindeki sigara paketini çıkartıp içinden bir dal aldım ve dudaklarımın arasına sıkıştırdım. Çakmakla ucunu yaktıktan sonra derin bir nefes çektim içime. Şu an babamın yaşadığını biliyordum ama nerede olduğunu bilmiyordum. Bundan sonra nerede olabileceğini araştıracaktım. Sigaramdan bir nefes daha aldım. Eğer olurda onu bulup karşısına çıkarsam yüzüne bakıp ne diyecektim? Sigaram bitmişti bir tane daha yaktım. Yaktığım gibi derin bir nefes çektim içime. Gözlerimi kapattım ve babamın yüzünü hatırlamaya çalıştım ama hiçbir şey yoktu. Beyaz örtüyle kapalı cesetten başka bir şey gelmiyordu gözümün önüne. Sigaradan aldığım dumanı geri verirken gözlerimi açtım ve dumana baktım. Aynı o duman gibi beynimin içi de şu an sisli ve dumanlıydı. Tek hatırladığım buraya sadece motosikletimle geldiğimdi. Üzerime baktığımda çamur olmayan bir yerim kalmamıştı. Üzerimde bir yorgunluk vardı. Elimdeki sigara bittiğinde küllüğe bastırdım ve paketten yeni bir tane daha aldım. Uyuşmam gerekiyordu ki zihnimin içinde susmayan sesi susturmam gerekiyordu. Bence yaşıyor. Bence yaşamıyor. Yaşasa yanına gelirdi. Bence yaşıyor. Uzaktan izliyor olabilir. Bütün her şey yalan. Bu sana oynanan bir oyun. Mezar aslında boş değildi bu senin kurduğun bir hayal. Öyle çok araştırdın ki hayal kuruyorsun. O zaman gidip annenin mezarını da aç. Sigaramdan bir nefes daha çektim içime. Annen yaşamıyor. Her şeyi zihninin içinde kuruyorsun. Bu hayatın içinde olduğun sürece sana ikinci bir şans yok. Şans. Evet, şans. Senin hiç şansın olmadı. Sigaramdan bir nefes daha çektim içime. Daha kardeşinle aran bile iyi değil. Sence neden sana öyle davranıyor? Kardeşim beni affetmişti ama söyleyemiyordu. Kendine yalan söyleme, kendini kandırma. Kardeşin seni kolay kolay affetmeyecek. Kardeşim şu an kendi içinde bir karar vermeye çalışıyordu ve onu beklemem gerekiyordu. Çok acizsin. Annene bile yardım edemeyen birisin. Annen orada acı çekerken sen neden durup izledin, neden yardım etmedin? Annen orada diri diri öldürüldü. Sen ne yaptın o sırada! Acizsin işte. Aciz. Bir şeyin yere düşme sesini duyunca başımı kaldırıp kapıya baktım. Kapıda, önde Burak ile Berk, onların arkasında da Caner ve Mert vardı. Yere düşen şey ise benim kaskımdı. Nasıl düşmüştü o? Caner beni göremezdi çünkü önünde Burak vardı ve Burak boy olarak Canerden biraz daha uzundu bundan dolayı önü kapalıydı. Caner hariç diğerleri bana bakıyordu ama bakışlarındaki o merak normaldi çünkü her yerim çamurdu. İlla ki akıllarından neden üzerimin çamur olduğunu sorguluyorlardı. Elimdeki sigarayı küllüğe bastırıp söndürdüm. “Lan burası leş gibi sigara kokuyor! Hangimiz sigara içti en son burada? Burak sende önümde sırık gibi dikildin çıksana önümden içeri gireyim.’’ Caner konuşurken diğerleri hala beni izliyorlardı ama zihnimdeki ses bu sefer fısıldayışa geçmişti ve onlara odaklanamıyordum. “Onur bu halin ne?’’ Mert’in sorusuyla bakışlarımı ona çevirdim. Yüzümde ne gördüyse kaşları havaya kalkmıştı. Ne görmüştü yüzümde yoksa zihnimin içindeki ses yüzüme mi yansımıştı? Hayır belli edemezdim. Sadece sustum ve öylece yüzüne bakmaya devam ettim. Caner, Burak’ı yana itip öne çıktığında korkuyla bana baktığında sağ elini ağzının üzerine götürüp kapattı. Bana doğru yaklaşıp tam önümde…