6.Bölüm: Acı
Yazar: Sümeyye

6.BÖLÜM ACI Yağmur çiseliyordu. Gri bulutlar gökyüzünde yerini almıştı. İnsanların bazıları bu havayı seviyordu, bazıları nefret ediyordu ama bu durum benim için geçerli değildi. Ben sadece karanlığa aittim. Deri ceketimi giydikten sonra yatağın yanındaki komodinin yanına gidip alt çekmecedeki silahımı elime alıp belime yerleştirdim. Komodinin üzerindeki telefonumu elime alarak saate baktım. Saat sabah yediyi on iki geçiyordu. Bu saatlerde şirkette sadece güvenlikten sorumlu korumalar ve temizlik işçileri vardı. Adam ise şirkete dokuzda geliyordu. Odamdan çıkıp evin kapısına doğru yürüyüp ayakkabılıktan ayakkabılarımı alarak evin kapısını açtım. Elimde tuttuğum ayakkabılarımı yere koyduktan sonra arkamı dönerek kapının arkasındaki küçük masanın üzerindeki kaskımı alıp koluma geçirdim. Askılıkta asılı olan siyah şapkamı elime alarak cebime koydum. Ayakkabılarımı giyerek kapıyı kapatarak kilitledim. Binanın dış demir kapısındaki camlı kenardan dışarı baktığımda beni takip eden araba orada yoktu. Rahatça çıkabilirdim. Binadan çıkıp sağa döndüm. Biraz yürüdükten sonra ara sokağa girdim. Siyah motosikletimi yanına gidip koluma geçirdiğim kaskımı başıma geçirip motosiklete bindim. Cebimden anahtarı çıkarttım ve kontağa sokarak sola çevirdim. 🌑🌑🌑 Kontağı kapatarak motosikletin destek çubuğunu ayağımla yere doğru ittim. Motosikletten inerek kaskımı çıkarttım. Güvenlik kameralarınım kör noktasındaydım. Kaskımı motosikletin koluna taktıktan sonra ceketimin cebine yerleştirdiğim şapkamı alıp başıma geçirdim. Tam karşımdaki beyaz renk yangın merdivenlerinin kapısına bakıyordum. Güvenlik kameralarından bir tanesi tam olarak buraya bakıyordu. Hızlıca kapıya doğru yürüyüp kolunu tuttum ve geriye doğru ittim. İçeriye girdiğimde ortam karanlıktı. Karanlığa alışıktım. Merdivenleri üçer üçer çıkarken hedefimin olduğu kata çıkmıştım ama bu merdivenler yormuştu beni. Nefesimi düzenlerken birden durdum. Üzerimi değiştirmem gerekiyordu. İçerideki çalışanlardan biriyle denk geldiğim an hiçbir şey anlamaması gerekiyordu. Deri ceketli ve şapkalı tuhaf birinin girdiğini gören çalışanlar hemen güvenliğe haber verirdi. Şu anlık sadece güvenlikteki korumalar gibi bir ceket lazımdı bana. Yanımda dostlarımda yoktu. Karşımdaki duvarın önüne geçip arkamı dönüp yaslandım. Şansa buraya biri gelmesi gerekiyordu ve bu kişi korumalardan biri olursa çok sevinirdim ama şansa dair bir kelime yoktu benim hayatımda. Bir süre beklemiştim ama kimse gelmemişti. Cebimdeki telefonu çıkartıp saate baktığımda saatin dokuz olmasına yarım saat vardı ve geç kalamazdım. Telefonu pantolonumun cebine soktuktan sonra kapıya doğru yürümüştüm ki yukarıdan gelen kapanan kapı sesini işitince durdum. Büyük ihtimal çatıya çıkıyordu o kapı. Başımı arkamda kalan merdivenlere çevirdiğimde adamın ayakkabılarını görür gibi olduğumda biraz daha geriye doğru adımladım. Adam beni göremiyordu çünkü ortam karanlıktı fakat onun elinde telefonu vardı ve telefonun feneri açıktı. Adam merdivenlerin başına geldiğinde seslenerek onu durdum. “Hey!’’ Adam olduğu yerde durdu. Ne geri adım attı ne de ileriye bir adım. Adam olduğu yerde başını sağa doğru çevirdi ama beni göremeyince yürümeye devam ederek merdivenin başında, merdivenlere bir adım atacağı esnada ona tekrar seslendim. Aşağı inerse benimle karşılaşacaktı. “Hey, oradaki.’’ Adamın eli direk belindeki silaha gittiğini fark ettiğimde tekrar konuştum. “O silaha elini bile sürmek istemezsin bence.’’ Adam hareket etmeden o şekilde durdu. Bakışlarını bana çevirdiğinde bana bakıyordu ama farkında değildi. “Sende kimsin?’’ “Ben mi?” Küçük bir kahkaha attım. “Günah işleyenleri karanlığıma çekip o günahlarından arındırıyorum. Seni de arındırabilir istersen.’’ Bir süre adamdan ses gelmemişti. Gelmemesi de normaldi. Sırıttığımda adam konuştu. “Benden ne istiyorsun?’’ “Sadece ceketini.’’ Adama garip gelmiş olmalıydı cevabım. “Merak etme seni öldürmeyeceğim günah işleyenlerden değilsin. Şimdi bana ceketini ver. Fazla vaktim kalmadı canımı sıkma.’’ Adam korkar…