44.Bölüm: Gizli Tehdit
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 44.BÖLÜM GİZLİ TEHDİT Çalışma odamın camından ormanı izlerken biraz da olsa sakin hissediyordum. Karaların malikanesini yakmak eyleminin üzerinden üç gün geçmişti. Evden şirkete, şirketten eve gidiyordum. Kardeşim ve dostlarım buraya geliyor ve yapacağımız şeylerin üzerinde konuşup duruyorduk. Her şey düzgün olmalıydı ki sonradan hiçbir sıkıntı çekmememiz gerekiyor, her şey tertemiz olmalıydı. Yarın ayın yirmi üçüydü ve her şey son bulacaktı. Erdem Kara’ya dün oğlunun birkaç fotoğrafını göndermiştim ve ondan haber bekliyordum. Dün Kerem Bey Yakup’un konteynerlerin bulunduğu yere gittiğinde Yakup’la karşılaşmış ve orada yaşananlar hapse girmesi için yeterliydi. Odanın kapısı tıklatıldığında kapı açıldı. Arkamı döndüğümde karşımda beyaz, mavi çiçekleri olan elbise giyen karımı gördüğümde gülümsedim. Gülümsediğimi gördüğü an etrafında döndüğünde saçına taktığı bebek mavisi renginde kurdele tokayı gördüm. Bana döndüğünde gözlerim şiş karnına kaydığında ona doğru yürümeye başladım. Eğilip şiş karnını öptüğümde doğrulduğumda ensesinden tutup kendime doğru çekip dudaklarımı dudaklarına yasladığımda ağzıma gelen çilek tadıyla birlikte biraz geriye çekildiğimde dilimi dudaklarımın üzerine gezdirdim. Tamamen geriye çekildiğimde Mine’nin gözleri direk dudaklarıma kaydığı an gözleri kocaman açıldı ve koluma vurduğunda kaşlarını çattı. Kahkaha attım. “Şu haline bak ya makyajımı bozdun!” Sinirle odadan çıktığında ellerimi eşofmanımın cebine koyarak yüzümdeki gülümsemeyle peşinden yürümeye başladım. Yatak odasına girdiğini görünce içeri girip omzumu duvara yasladığımda Mine yavaşça pufa oturduğunda ilk önce pamuk alıp üzerine bir şey sıkıp dudaklarını sildi. Bana baktığında eliyle gel işareti yaptığında ona doğru yürüyüp dizlerimin üzerine çöktüğümde bana doğru döndü. Sadece onun önünde dizlerimin üzerine çökerdim. “Dudaklara bak simli simli ama yakıştı ha.” Kahkaha attığında dudaklarımı silip pamuğu elime verdiğinde ayağa kalkıp banyoya doğru yürüdüm. Elimdeki pamuğu banyodaki çöp kutusuna atıp çıktığımda Mine ayağa kalkmış çantasını omzuna takmış ayakta duruyordu. “İşten çıkışta bir yere uğrayacağım geç kalabilirim.” Tam karşısında durdum. “Nereye gideceksin? Ben bırakırım.” Bana doğru yaklaştı ve dibimde durdu. “Ufak bir işim var. Hem senin de işlerin var onları hallet ben giderim.” “İşleri siker atarım ben seni bırakacağım yürü.” “Bugünlük ben gideceğim yarın sen bırakırsın.” Yanağımdan makas alarak kapıdan çıkıp giderken peşinden bende ilerledim. Ayakkabılıktan ayakkabılarını alıp pufa oturduğunda önüne geçip hafif topuklularını giydirdim. Ayağa kalkıp elimi ona uzattığımda elimi tutup yavaşça kalktığında kapıya doğru yürüdü. Dışarı çıktığında hemen bana döndü. İşaret parmağımla gel işareti yaptığında başını kaldırıp bana baktığında yanaklarından öpüp geri çekildim. “Dikkatli ol. Koruma yollayacağım peşinden.” “Koruma istemiyorum.” Kaşlarım çatıldığında arkasını dönüp yürümeye başladığında arkasından onu izliyordum. Arabasına binip giderken cebimdeki telefonum çalmaya başladığında cebimden çıkartıp ekrana baktım. Erdem arıyordu. Aramayı onaylayıp kulağıma götürürken evin kapısını kapattım. “Bu gün acilen görüşmemiz gerekiyor.” Merdivenlerden çıkmaya başladım. “Size de günaydın Erdem Bey. Nasılsınız, iyi misiniz?” “Neredesin?” “Ne bu acele, ne oluyor?” Yatak odasına girip sola dönerek dolaba doğru yürüdüm. “Acil konuşmamız gerekiyor!” Bağırdığında telefonu kulağımdan uzaklaştırıp kahverengi takım elbisemi alarak yatağın üzerine koydum. “Sakin olun Erdem Bey bu kadar sinir tansiyonunuzu çıkarır mazallah.” Kemer ve çorap alıp dolabın kapaklarını kapatıp üzerimdeki kısa kol tişörtten kurulduğumda Erdem konuştu. “Bu fotoğrafları konuşmamız gerekiyor.” “Ne fotoğrafı Erdem Bey?” “Bunları senin yolladığını biliyorum Onur.” “Ne fotoğrafından bahsettiğinizi bilmiyorum ama şirketimde konuşabiliriz.” “Tamam.” Aramayı sonlandıran Erdem olduğunda telefonu yatağın üzerine attım. Üzerimi gi…