KARANLIĞIN ÇOCUĞU

43.Bölüm: Saklı Gerçek

Yazar:

KARANLIĞIN ÇOCUĞU - Sümeyye kitap kapağı
KARANLIĞIN ÇOCUĞU kitap kapağı

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 43.BÖLÜM SAKLI GERÇEK Arabaya yaslanmış gecenin karanlığına gömülmüş denizi izliyordum. İçimdeki karanlık sanki her yere yayılmış gibiydi veya ben öyle zannediyordum. “Abi Karadeniz de gemilerin mi battı?” Kulağımdaki kulaklıktan kardeşimin sesinin yükselmesiyle birlikte göz devirdim. Bileğimdeki saate baktığımda on dakika kalmıştı on bir olmasına. Yakup Kara’nın bugün sevkiyatı vardı ve o beni davet etmiş, bende babası Erdem’i davet etmiştim. Erdem’in ne zaman geleceğini bilmiyordum. Onu yakalatabilir, polislere haber verebilirdim ama polislere bu işi bırakmayacaktım. Kendim halledecektim. “Yakup limana giriş yaptı.” Bu sefer Berk konuşmuştu. Hepsi bir yere yerleşmiş izliyorlardı. Berk kapıyı izliyor, Burak konteyneri indirmek için vinçi kullanmayı bekliyordu ama gözlem kulesine bile çıkmış olabilirdi. Mert uzaktan nişancı tüfeğiyle beklemedeydi ve Caner de bütün her şeyi kameraya çekecekti. Sakinlikle beklerken Mert konuştu. “Yakup’un arabası sana yaklaşıyor.” Yanımda duran arabayla birlikte omzumun üzerinden sağ tarafımda duran arabaya baktığımda arka kapı açıldı ve Yakup aşağı indiğinde bana doğru gelişini gördüm ve başımı denize çevirdim. Tam karşımda durduğunda ona baktım. Üzerinde bebek mavisi bir gömlek giyiyordu. Gülümseyerek bana baktığında elini uzattı ve uzattığı eli tutarak arabadan uzaklaştım. “Hoş geldin. Erkencisin.” “Hoş buldum. Şu ilacı çok merak ettim ve yerimde duramadım.” Ellerimizi ayırdığımızda bileğindeki saate baktı sonra bana baktı. “Beş dakika sonra gemi limana yaklaşmış olur. Gidelim mi?” Eliyle ileriyi gösterdiğinde beraber yürümeye başladık. Konteynerlerin arasından yürürken etrafıma bakınıyordum. “Niye konteynerlerin arasından yürüyoruz?” “Limanın kenarlarındaki direklerde güvenlik kamerası var.” “Gemi gözüktü.” Burak konuştu. Sola döndüğümüzde limana çıkmıştık. Denize baktığımda ileriden geminin yaklaştığını gördüm. Yakup konuşmaya başladığında ona baktım. Ellerini ceplerini koymuştu. “Bu iş şanslı geldi.” Başını çevirip bana baktı. “Eğer beraber devam edersek daha da şanslı olacağız, şans bizim yanımızda olacak.” Başımı çevirip gemiye baktığımda baya yaklaşmıştı. Gemi limana yaklaşıp demirini aşağı attığında gemiyi limana bağladılar. Uzun demir rampayı gemiye yasladıklarında gemiden bir adam aşağı inmeye başladı. Adam tam karşımızda durduğunda elini Yakup’a uzattı. “Yolculuk nasıldı?” “İyiydi Yakup Bey.” Adam susup bana baktığında Yakup konuştu. “Konuşabilirsin artık o da bu işin içinde.” “İki konteyner getirdik. İkinci konteyneri beyefendi malı aksatmadan, güzelce dağıttınız için teşekkür niyetine verdi ve içinde sizi bekleyen bir hediye olduğunu söylediler. Şimdi vinçteki adama konteynerleri indirmesini söyleyeceğim izninizle.” “Tabi ki.” Adam arkasını dönüp giderken kulağımdaki kulaklıktan Burak’ın sesi yükseldi. “Lan daha tırmanamadım. Nerede adam?” “Adam şu an telefonla konuşuyor ve yavaş yürüyor. On beş dakika için yanında olur.” Berk ona cevap verdiğinde ellerimi cebime koydum. Erdem gelmeyecekti. Gelseydi çoktan gelmişti büyük ihtimalle. Bana inanmamıştı ama inanacaktı. Konteyner inerken konteyneri inceledim. Lacivert renginde, dışında altın işlemeli V ve K harfi iç içe girmiş bir amblem vardı. Sanki imza atılmış gibiydi. Konteyner tam karşımıza bırakıldı. “Bu konteynerin sahibi kimse üzerine imza atmış.” Caner konuştuğunda tekrar o ambleme baktım. Yakup konteynerin kapaklarını açtığında karşımda gördüğüm manzarayla büyülendiğimi hissettim. Cam kavanozları içinde mavi kristal şeklinde şekerler resmen parlıyorlardı. Onlara doğru adımlamaya başladım. “Abim hipnoz oldu galiba.” “Ne var konteynerin içinde?” Mert’in sorusuyla Caner ona cevap verdi. “Kristal şeklinde mavi şekerler ama harbi büyüleyici gözüküyorlar. Kameradan bakıyorum fakat yine büyüleniyorum.” “Bunlar...” Cümlemin devamını getiremedim. “Canlı halleri daha büyüleyici değil mi?” Yakup’un sorusuna cevap vermediğimde elimi kaldırıp cam kavanoza dokundum. Gerçekten in…

Bölümün tamamını WritePad'de oku