41.Bölüm: Kinli Öfke
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 41.BÖLÜM MUTLU AN "Onur." Derinden gelen bir ses duyduğumda bilincim yavaşça açılmaya başladı. "Onur." Yatakta değildim, hissedebiliyorum ve bir kadın bana sesleniyordu. Gözlerimi aniden açtığımda karşımda Mine'nin yüzü vardı. Mine biraz geriye doğru çekildi. "Günaydın." Mine hemen parmaklarıyla burnunu kapattı. "Ya Onur leş gibi alkol kokuyorsun ve şu viski şişleri nereden geldi?" Sırıttığımda doğrulup parmaklarını burnundan çekti. Yattığım yerden kalktığımda orta sehpanın üzerindekilere baktım. Üç paket sigarayı bitirmiştik, izmaritler her yerdeydi. Ne ara getirdiğimi hatırlamadığım çerez ve çerez kabukları masanın üzerinde dağılmıştı. Rezalet bir ortamdı. "Ciğerlerin zaten darbe almış neden bu kadar sigara içtin?" "Valla ben bile hatırlamıyorum." "Kaan'ı kaldır ilk burayı toplayın sonra gidip duş alın sonradan kahvaltıya inin." "Saat kaç?" "Öğlen bir." Yan bir şekilde dönüp arkama baktım. Kollarını göğsünde birleştirmiş bana bakıyordu. "Sen niye gitmedin işe?" "Gittim ve geldim. Öğleden sonra hastam veya ameliyatım yoktu ama senin gitmen gereken bir randevun varmış." Başımı omzuma doğru yatırdım. "Gökhan aradı ve söyledi." Yakup Kara ile buluşacaktım. "Saat kaçta?" "Üçte." İki saatte her şeyi halletmem gerekiyordu. Önüme dönüp oturduğum yerden kalktım ve Kaan'ı kolundan tutup salladığımda olduğu yerde sıçrayıp ayağa kalktı. "Çabuk toparlayalım şurayı." Kaan ilk bana sonra arkamdaki Mine'ye baktığında çabucak yattığı yerden kalkıp viski şişelerini alıp giderken çerez tabakalarını da ben alarak eve doğru yürüdüm. Bahçeyi toparlayıp odama çıkarak duş aldıktan sonra üzerimi giyinmeye başladım. Gri takım elbisemi giydiğimde aynadan kendime baktım. Kravatımı düzelterek odanın kapısına doğru yürüdüm. Merdivenden inerken telefonumdaki mesajları kontrol ederken Gökhan'ın mesajlarını okurken durdum. Yarın öğleden sonra üçte Yakup Kara ile randevun var Evli, beş yaşında kız çocuğu var Açtığı eczanelerde uyuşturucu satışı yapıyor ama hiç yakalanmamış ve babasının haberi yok Bütün mesajları akşam atmıştı. Bileğimdeki saate baktığımda saat iki olmuştu. Arabayla evin önünden al beni Mesajı yazıp gönderdiğimde merdivenleri indim. Telefonu kapatıp cebime koyarken valiz çekme sesi gelince başımı sağıma çevirdim. Kaan valizini toplamış gidiyordu. "Nereye?" Ona doğru yürümeye başladım. "Uçuşum saat dörtte gitsem iyi olur. Hem halletmem gereken işler var." "Bir şeyler ye öyle git." Valizini kapının yanına koyduğunda beraber mutfaktan içeri girdik. Mine masaya kahvaltı hazırlamıştı. Masaya doğru yürüyüp baş sandalyeye oturdum. ☀️☀️☀️ Araba durduğunda karşımdaki binaya baktım. Baya uzundu. "Binanın neyini ezberlemeye çalışıyorsun?" Gökhan'ın sorusuyla birlikte başımı çevirip ona baktım. "Sözleşme." "İlk teklif sun, belki kabul etmeyecek." "Etmesi gerekiyor." "Cihan Bey yüzünden uyuşturucu satışını zor yapıyordu ondan dolayı belki kabul etmeyecek." "Babam nasıl izin vermemiş?" Konu dikkatimi çekmişti. Bundan haberim yoktu. Bileğimdeki saate baktığımda randevu saatine yarım saat vardı. Gökhan'a baktım. "Bu ilaç sektörü ve baban bu konuda çok titizdi. Yakup Kara ise bunu bilmeden sözleşmeyi imzaladı ama çok pişman oldu. Aslında amacı işi büyütmekti." "Yine de satıyor." "Evet." Arabanın kapısını açıp arabadan indim. Şirkete doğru yürürken dikkatle etrafıma bakınıyordum. Şirketten içeri girdiğimde güvenlikten geçtiğimde resepsiyona doğru yürüdüm. "Hoş geldiniz." "Hoş buldum. Yakup Bey ile randevum vardı." "Bir dakika." Karşımdaki sarı saçlı kadın telefonu eline alıp kulağına dayadığında bir süre bekledi ve sonra telefonu yerine koydu. "Buyurun size asansörlere kadar eşlik edeceğim." Gülümsediğimde sarı saçlı kadın bankonun arkasından çıktığında bende onu takip etmeye başladım. Turnikeden geçip asansöre doğru yürüdüğümüzde tam karşılarında durduk. Üç tane yan yana asansör vardı. Sağdaki asansörün kapıları açıldığında ona doğru yürüyüp asansöre bindik. Sarı saçlı kadın yirmi birinci katın tu…