38.Bölüm: Haber
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 38.BÖLÜM HABER Yine o uçurumdaydım. Çimenlerin üzerine yatmış gökyüzüne bakıyordum. Gökyüzü masmaviydi. Bulutlar yoktu sadece yüzüme vuran güneş vardı. Tenime vuran sıcak rüzgarla biraz daha rahatlıyordum ve huzuru hissediyordum. Huzurla gözlerimi kapattığımda o küçük kızın bağırma sesini duydum. “Baba!” Gözlerimi açtığımda yüzümde oluşan gülümsemeyi hissettiğimde yattığım yerden doğrulup yarı oturur pozisyona geldiğimde küçük kızın yine diğer rüyalarımda giydiği o elbise üzerindeydi. Saçları rüzgarın etkisiyle uçuşuyordu. Kollarını boynuma doladığında sıkıca sarıldım ona. Yüzümü boynuna yaklaştırdığımda burnuma gelen kokuyla birlikte gülümsemem büyüdü. Bu andan başka bir an istemezdim, bu anı değiştirmezdim. Küçük kız geri çekilip benden ayrıldığında yürümeye başladı. Arkasından onu izlerken uçurumun kenarına doğru yürüdüğünü gördüğümde içimi bir korku kapladı. Toparlanıp dizlerimin üzerine oturduğumda konuştum. “Oraya gitme.” Küçük kız omzunun üzerinden bana baktığında uçurumun kenarına doğru gidip yere oturdu. Yüzündeki gülümseme hiçbir şekilde silinmiyordu. Elini önündeki beyaz karanfile doğru uzattı ve onu oradan koparttı. Karanfile bakarken uçurumun kenarında bir el belirdi. O el küçük kıza doğru yaklaştı ve kolundan tuttuğunda hemen ayağa kalktım ve küçük kıza bağırmak istedim ama sesim çıkmadı. İçimdeki korku büyürken nefes alışverişim hızlandığında ne ileriye bir adım atabiliyordum, ne de sesimi çıkarta biliyordum. Kolundaki el onu bir anda çektiğinde ve görüş alanımdan kaybolduğunda koşmaya başladım ve hiç şüphe etmeden uçurumdan aşağı atladım. “Kızım!” Ses bekledim ama ben aşağı düşüyordum. “Kızım!” Yine cevap beklediğimde hiçbir ses gelmedi. Aşağı düşen kimse yoktu sadece ben vardım. Deniz beni çekiyordu. Sertçe denize düştüğümde nefesimi tuttum. Sağıma ve soluma bakındığımda kimse yoktu, denizin içinde tek başımaydım. Yukarı doğru yüzmeye çalıştım ama dalgalar çok şiddetliydi ve yukarı çıkmama engel oluyorlardı. Tam karşıma baktığım esnada küçük kızı orada gördüm. Ona doğru yüzdüm ve sıkıca sarıldığımda o da kollarını boynuma doladı. Yukarı doğru yüzmeye çalıştığımda çıkamadım sanki ayak bileklerimden birileri beni tutuyor gibiydi. Çabaladım ama yine yukarı çıkamadım. Küçük kızın yüzüne baktığımda gülümsedi ve o sırada tam arkasında alnındaki delikle ve yüzündeki kanla birlikte Hakan sırıtıyordu. Dişlerimi sinirle sıktığımda sakin kalmaya çalıştım. Küçük kızı kendime doğru çekeceğim esnada çekemedim. Hakan’a baktığımda hala sırıtıyordu. Elimi yumruk yapıp yüzüne vurduğumda başı diğer tarafa düştü ama hemen başını kaldırdığında yüzündeki sırıtış bozulmadı. Bir yandan küçük kızı sıkı sıkı tutarken diğer yandan Hakan’ın yüzüne yumrukları indiriyordum. Hakan’a hiçbir şey olmadığında elimi aşağı indirdim. Ciğerlerimdeki oksijenin yavaştan azaldığını hissettiğimde zorlanıyordum ama küçük kızı bırakmıyordum. Bir anda Hakan’ın iki eli hava kalkıp küçük kızın yüzüne yerleştirdiğinde sertçe kendine doğru çekti ve küçük kız kolumun arasından çıkıp Hakan’la birlikte karanlık denizin içinde kaybolduğunda acıyla haykırdım. Kızım beni ölürken bulmuştu ama şimdi ben yaşıyorken beni bırakmıştı. Gözlerim yavaştan kapanırken nefes almaya çalıştım ama nefes alamadım. Gözlerim kapandığında denizin dibine doğru süzülmeye başladım. Deniz kızımı benden almıştı. “Onur nefes al!” Duyduğum sesle gözlerimi açmak istedim ama açamadım. Bilincim yerine gelmişti ama gözlerimi açamıyordum. “Kalbin çok düzensiz, yavaş atıyor lütfen nefes al.” Mine’nin sesi endişeliydi ama ben yine gözlerimi açamıyordum. “Nefes al!” Nefes aldığımda gözlerim açıldı ve Mine’nin korku ve endişeli gözlerle bana bakarken sık nefesler alıp veriyordum. Yattığım yerden doğrulup yarı oturur pozisyonuna geldiğimde bakışlarım direk Mine’nin hafif şiş karnına, kızıma baktım. İki haftadır böyle rüyalar görüyordum ve en sonunda Mine’nin yine o korku ve endişeli gözleriyle karşılaşıyordum. “İyi misin?” Mine’nin endişe…