34.Bölüm: Bekleyiş
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 34.BÖLÜM BEKLEYİŞ O uçurumdan sadece iki kişi düşmedi. O uçurumdan altı kişi düşmüştü. Herkes şaşkınlıkla az önce iki adamın düştüğü yere öylece bakıyorlardı ama o adamlar orada yoktu. İki adamdan biri, birinin ailesi, birinin dostu, birinin abisi ve birinin kocasıydı. Duyulan silah sesiyle herkes sessizliğe bürünmüştü. Üzerine tekrardan bir silah sesi daha yankılandı. Herkesin içinde bir korku vardı. Silah sesinden sona denizin taşlara vurma sesi duyuluyordu. Caner koşarak uçurumun kenarına gitti ve abisine bağırmaya başladı ama ona cevap verecek herhangi biri yoktu. Caner dizlerinin üzerine düştüğünde elinin altındaki toprağa vururken acıyla haykırıyordu. Mine girdiği şokla öylece az önce kocasının dikildiği yere bakıyordu ama o orada yoktu. O uçurumdan aşağı düşmüştü. Sol eli karnına doğru gitti. Bebeğini hissetmeye çalıştı ama hissedemedi. Yoksa o da babasıyla birlikte o uçurumdan aşağı mı düştü, diye içinden geçirdi. Elini biraz daha bastırdı. Acıyla haykırdığında öne doğru eğilip sol eli karnının, içindeki canın üzerinde dururken sağ elini kalbinin üzerine koyup çığlık attı. Ne yapacağını, bu acıya nasıl baş edeceğini bilmiyordu. Elleriyle yerden destek alıp ayağa kalktığında sarsak adımlarla uçurumun kenarına doğru yürüdü. Kocası oradan aşağı çekilmişti. Kendisi atlamamıştı. Hakan, Onur’u çekip sonsuz bir karanlığa sürüklemişti. Karanlık zaten kocasının içine yerleşmişti. “Lan abimi çekti o! O herif abimi öldürdü!” Caner öfkeyle bağırırken Mine uçurumdan aşağı baktığında tek gördüğü şey sisti, dumandı. Orada deniz vardı biliyordu çünkü taşlara vuran suyun sesi kulaklarına acı ağıt olarak geri geliyordu. Kocası şimdi neredeydi? Deniz onu yutmuş muydu? “Abim nerede? Ben abimi nasıl bulacağım?” Caner öfkeyle bağırırken Mine öylece uçurumdan aşağı bakıyordu. Bütün hayatı bu uçurumdan aşağı gitmişti. Sağ elini karnının üzerine koydu ve içinden konuşmaya başladı. “Baban karanlıktan geldi ama sen ışıkta kalacaksın.” ☀️☀️☀️ Odaya ilk adımını attığında her şey aynıydı. Arkasından kapıyı kapatıp kilitlediğinde arkasını dönüp etrafı inceledi. Onur’un eşyaları aynı yerinde duruyordu. Kokusu hala odanın içindeydi. Genzi sızlarken yutkundu ama göz yaşları sessizce akmaya başlamıştı. Bir anda komodinin üzerindeki abajuru alıp yere fırlattığında içinde dışarıya çıkmak isteyen bir şeyler vardı. Odanın kapısı tıklatıldığını ve ona seslenildiğini duyunca ikiye ayrılan abajure bakıyordu hala. Kalbi aynı o abajur gibi kırılmıştı. Hayır, kalbi paramparça olmuştu. Hayır, kalbi un ufak olmuştu. İçi harabeye dönmüştü. Kapının ardından ona sesleniyorlardı ama pek umurunda değildi. Başını sağa çevirdiğinde duvarda asılı olan çerçeveleri gördü. O tarafa doğru yürümeye başladı. Çerçevelerin önünde durduğunda hepsine teker teker baktı. Bir çerçevede Onur’la kendisi vardı. Diğer fotoğrafta düğünlerinde çekilmiştiler ikisi dans ederken. Başka fotoğrafta ilk dans ettikleri zamana ait fotoğrafları vardı. Acı içinde bağırdığında gözlerinden akan yaşları hissetmiyordu. Sol elini kaldırıp Onur’un yüzüne koyup parmak uçlarıyla okşadığında başını omzuna doğru yatırdı. Ne kadar güzel bakıyor, diye geçirdi içinden. Bir çerçeveyi duvardan alıp fotoğrafa bakarken ikisi de çok mutluydu. Düğünlerinde dans ederken çekilen fotoğrafı eline almıştı. Arkasını dönüp yatağa doğru yürürken hala fotoğrafa bakıyordu. Bir anda karnına giren şiddetli ağrıyla ve bacak arasında hissettiği ıslaklıkla elindeki çerçeve düştüğünde zihninden geçen düşünceleri susturmak istedi. Başını yavaşça aşağı indirdiğinde pantolonunda gördüğü kanla birlikte ellerini karnınım üzerine koyduğunda içindeki canı hissetmeye çalıştı ama bir şey hissedemedi. Korkuyla kapıya döndüğünde hala ona sesleniyorlardı. Kapıya ulaşıp kapının kilidini açtı. Kapıyı açtığında karşısında ilk Caner’i gördü sonra Ezel’i gördü. Titrediğini hissediyordu. Ellerini karnına yerleştirdi. “Hissetmiyorum. Onu hissetmiyorum!” Bütün bakışlar Mine’nin karnına indiğin…