33.Bölüm: Final
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 33.BÖLÜM FİNAL Göğsümün üzerinde hissettiğim ağırlıkla gözlerimi araladım. Sevdiğim kadın tam göğsümün kalbimin bulunduğu yerde uyuyordu. Evleneli bir yıl olmuştu. Zaman hızlı geçiyordu. Çok mutluyduk ve şu ana kadar huzurumuzu bozan hiçbir şey olmamıştı. Parlak kumral saçlarına bakarken içimden onları okşamak geliyordu ama uykusunun bölünmesini istemiyordum. Çünkü dün hastaneden geç gelmişti ve baya yorgundu. Bugünde izin günüydü. Bu süre boyunca asla kabus görmemiştim. Onunla olmak bana iyi geliyordu. Bir anda göğsümdeki başını kaldırıp bir süre öyle durduktan sonra hızlıca yataktan kalktığında kollarımın üzerine doğruldum ve Mine'nin eli ağzında odada bulunan banyoya koşarak girdiğini gördüm. Yataktan kalkıp peşinden banyoya girdiğimde klozetin önüne çökmüş kusuyordu. Akşam herhangi bir şeyi yoktu. Ona doğru yaklaşıp omuzlarından dökülen saçlarını elimle topladım ve lavabonun yanındaki dolabın kapağını açıp ilk raftaki kutudan bir toka alarak saçlarını toplayıp topuz yaptım. Hala kusmaya devam ederken yanına çöktüm ve sırtını sıvazladım. Geri çekildiğinde sifonu çektim. Bana baktığında gözlerinden akan yaşları görünce içim acıdı. Ellerimi yanaklarına koyup alan göz yaşlarını silip gözlerinin üzerinden öptüm. Geri çekildiğimde ellerimi itekleyip tekrar başını klozetin içine eğdiğimde kusmaya tekrar başladı. Tuvalet peçetesinden elime sardığımda Mine'nin geri çekilmesini bekledim. Geri çekildiği an sifonu çektiğimde Mine bana doğru gelirken yere oturdum ve bana yaslanmasını sağladım. Ağız kısmını silip peçeteyi klozete atıp sifonu çektim. Bir elimle sırtını sıvazlarken diğer elimle saçlarını okşuyordum. "Daha iyi misin? Bence bir hastaneye gidelim. Kalk hadi." Tam kucağıma almak için hareketlenmiştim ki elini kolumum üzerine koyup beni durdurdu. "Ben iyiyim. Bir yerden soğuk aldım herhalde." "İçime pek sinmedi ama neyse." Yavaşça ayağa kalkarken onu da ayağa kaldırdım. "Duş almak istiyorum." "Alabileceğine emin misin? Ben burada kalayım." "Hayır, hiç gerek yok sen aşağı in ve bize kahvaltı hazırla." Tam bana yaklaşıp öpecekken durakladı. "Ağzım kusmuk kokuyor hadi git." "Gel buraya ne kokarsan kok." Tam onu kendime çekeceğim an gülerek geri kaçtı. "Pisleşme." "Peki, gidiyorum." Banyodan çıkıp kapıyı kapattığımda komodinin üzerimdeki telefonu alıp eşofmanımım cebine koyup odanın kapısına yöneldim. Aşağı inip mutfağa girdiğimde ilk buzdolabının önünde durup malzemeleri çıkartıp kenara koydum. Çayın suyunu ocağa koyup onu beklerken diğer şeyleri hazırlamaya başladım. Masayı kurduğumda ellerimi belime yerleştirip gururla yaptığım şeylere bakarken birden belime dolanan kolları ve sırtıma tam kalbimin arkasındaki yara izinde hissettiğim dudaklarla dikleştim. "Şu yaralarının yarısını ben diktim değil mi?" "Evet." "Ne kadar güzel dikmişim." Kahkaha attığımda Mine'nin belime sardığı kolundan tutup arkamdan çekip önüme getirdiğimde gülen yüzüne baktım ama elleri rahat durmuyor vücuduma dokunup duruyordu. "Mine bence ellerin rahat dursun." Bana doğru yaklaştı ve başını kaldırıp gözlerimin içine bakarken elleri hala vücudumda hareket ediyorlardı. "Ya durmazlarsa? Sende üzerine bir şey giyseydin" Gözlerindeki o parıltıyı gördüm. "Çok fena şeyler olacak gibi güzelim." "Neden fena şeyler yapmıyoruz?" "Mine, güzelim bak iyi değilsin zaten neden kahvaltımızı yapmıyoruz?" Elleri hala hareket halindeydi ve hiç duracak gibi değildi. "Yavrum artık durur musun? Kendimi zor tutuyorum." "Kendini tutmama gerek yok. Sen istiyorum Onur Aksoy." "Sen kaşındın Mine Aksoy." Boynunu tutup kendime çektiğimde kollarını boynuma doladı. Dudaklarımı dudaklarına kapadığım an karşılık vermeye başladı. Bacaklarından tutup havaya kaldırdığımda bacaklarını belime doladı ve mutfaktan çıkıp üst kattaki odamıza doğru yürümeye başladım. Odaya girdiğim an kendimi yatağa bıraktığımda anlığına dudaklarımız ayrıldı ama sonra tekrar birbirlerine kenetlendiler. Karanlık tamamen aydınlık olacaktı 🌑🌑🌑 Yine kış ayı…