KARANLIĞIN ÇOCUĞU

31.Bölüm: İlk Dans

Yazar:

KARANLIĞIN ÇOCUĞU - Sümeyye kitap kapağı
KARANLIĞIN ÇOCUĞU kitap kapağı

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 31.BÖLÜM İLK DANS Telefonu kulağından indirip ekrana baktığında arama devam ediyor ama açan yoktu. Aramayı sonlandırıp cebine koydu telefonu. Mert ellerini beline yerleştirip bilgisayar ekranlarına tek tek baktı. Sol elini Burak’ın omzuna yerleştirdi ve hafifçe sıktı. Onur’u hala bulamamışlardı. Arıyorlardı ama açmıyordu, normalde hemen açardı. Telefon sinyalinden bulmaya çalışıyorlardı ama nafile, bir sonuca varamamışlardı. En sonunda ekranda ufak bir kırmızı nokta yanıp sönene kadar. İkili birbirine baktı ve Mert koşarak üst kata çıktığında salonda koltukta yatıp elindeki telefona bakan Berk’i gördü ama Caner ve Ecrin yoktu. Evin kapısına doğru yürüyüp kapıyı açtığında gördüğü manzarayla gözleri kocaman açılmıştı. Hemen vestiyerden arabasının anahtarını alarak evden çıktı. Her yer bembeyazdı. Kar her yeri aydınlanmıştı. Mert’in zihnindeki senaryolar daha da çoğaldı. Mert, evin önüne park ettiği kendi arabasına koşarak gitti ve etrafına baktığında yağan karın yolu fazla kapatmadığını rahatlıkla arabanın yola çıkacağına kendi kendine garanti verdi. Hemen şoför koltuğuna oturdu ve motoru çalıştırdığı sırada yan kapı açıldı, Burak içeri girdi. “Oraya varmamız en az on beş, yirmi dakika.” “Biz de onu on dakikaya indiririz.” Mert gaza yüklendi ve hızlıca yola çıktılar. Yaklaşık Mert’in söylediği gibi on dakikaya Onur’un bulunduğu yere varmışlardı ve yoğun yağan kar nedeniyle göz gözü görmüyordu. Mert ani fren yapıp arabayı durdurduğunda Mert ve Burak aynı anda kapıları açıp indiklerinde karşılarındaki manzarayla dona kaldılar. Akıllarında olan şeyin gerçek olmasını istemiyorlardı. İlk kendine gelen Mert olmuştu. Daha öyle ayakta dikilemeyeceğini anlayınca koşarak sinyalleri hala yanıp sönen arabaya koştu. Şoför koltuğunun kapısını tuttu ve biraz eğilerek içeri baktı. Mert, Onur’un halini görünce gözlerinin içi yandı, dişlerini sıktı. Burak da Mert’in yanına gelince o da gördüğü manzara karşısında sendeleyip bir adım geri gitti. Mert işaret parmağını Onur’un burnuna götürdüğünde az da olsa nefes aldığını hissetti. Bu sefer işaret ve orta parmaklarını boynuna yerleştirip nabzına baktı yavaş atıyordu. Burak’a çevirdi başını. “Zorda olsa nefes alıyor ama nabzı çok yavaş her an duracak gibi.” Mert tekrar başını Onur’a çevirdi. Gözleriyle vücudunu baştan aşağı tarafı. Başından alan kan yüzün sol tarafını boynuna kadar kaplamıştı. Gözlerini biraz daha aşağı indirdiğinde karın bölgesine saplanan büyük cam parçasını gördü. Ne kadar derine inmiş olabileceğini düşündüğü sırada Onur’un hırıltılı nefeslerle zor da olsa hareket ettiğini görünce sol elini Onur’un omzuna koydu. Onur yavaşça gözlerini araladığında Mert’in gözleriyle karşı karşıya geldi. Başını hafifçe çevirdi ve endişeli bir şekilde ona bakan Burak’a baktı. Acıyla gülümsedi iki arkadaşına. Ağzını açıp konuşacakken acıyla inlediğinde Mert’in gözleri cam parçaya kaydı. Cam parçanın az da olsa hareket ettiğini gördüğünde telaşla Onur’a baktı. “Hareket etme, asla!” Burak, Onur’un durumuna baktığında Mert’in koluna dokundu “Onu oradan çıkarmamız gerek. Kan kaybından ölecek yoksa.” Mert kaşlarını çatmış ne yapabileceklerini düşündü. Arabanın kapısını yavaşça açmaya başladı. “Kapıyı açacağım şurada dur.” Parmağıyla kapının kenarını gösterdi. “Kapıya yaslanmış durmuyor ama yine şansa bırakmayalım işi.” Burak başını salladı ve Mert’in gösterdiği yere geçti. Mert kapıyı yavaşça açıp geri çekildi. “Şimdi ne yapacağız?’’ Mert içinden düşündüğü şeyi sesli söylediğini Burak’ın kendi sorusuna cevap vermesiyle anlamış oldu. “Karnına dikkat ederek çıkarmamız gerekiyor ama cam parçası sanki bir hareketine bakıyor fakat böyle de durursa daha kötü olur. Bence sen bacaklarından tut ben de kollarının altından tutup arabaya götürelim. Ambulans hemen gelemez kar yağışı çok şiddetli.” İkili yapacakları şeyin tehlikeli olduğunu bile bile Mert başını olumlu bir şekilde salladı ve saçını karıştırıp derin bir nefes aldı. Mert, Burak’ın söylediği g…

Bölümün tamamını WritePad'de oku