3.Bölüm: Karanlık
Yazar: Sümeyye

3.BÖLÜM KARANLIK Bazen karanlıktan bile kaçabiliyorduk. Hep aydınlığa gitmek isteriz ama bazıları gitmek istemez, karanlıkta kalmak ister. Karanlık, insanın içindeki o kaybolmuş parça. Sanki hep karanlıkta kaybolmuştum, sanki karanlık beni içine doğru çekiyordu. Karanlık benim için artık bir ev, bir sığınak olmuştu. Hep peşimdeydi. Ateşe bakıyordum. Tenekenin içinde kıvrılıp duruyordu. İçimde bitmek bilmeyen fırtınayı yakmak istiyordum. Fırtınayı yakarsam daha büyük bir şey oluşacaktı, biliyordum ve ona göre hareket ediyordum. Karşımdaki ateş sadece bizi ısıtmak için çabalıyordu. Yaşadığım kötü anılarım gözümün önünde canlanıyordu. Hele de babamın yerde üstü beyaz örtüyle kapalı şekilde yattığı zaman ve anneme yapılan işkence. O günleri unutmak bana sadece işkence olurdu. Babamın ölümünü unutmuş gibi yapardım annemin yanında o üzülmesin diye ama her gece rüyamda canlanırdı o an tekrardan. O cansız, beyaz örtüyle üstünü kapattıkları bedeni görürdüm ve nefes nefese uyanırdım rüyamdan, daha doğrusu kabuslarımdan. Karanlıkta bir köşeye geçip sessizce ağlardım. Annem sesimi duymasın diye de çok çabalardım. Hep karanlıkta ağladım. Sessizce ağlar sonra sabaha hiçbir şey olmamış gibi uyanırdım. Karanlığa sığınıyordum. Derin bir iç çektim ve oturduğum sandalyeye daha da sindim. Akşam olmuştu, diğerlerini bekliyordum. Maç izlemeye gitmişlerdi ve daha gelmemiştiler. Aslında burada izlerlerdi fakat değişiklik olsun diye dışarı çıkmak istemişlerdi. Öyle dalmıştım ki ateşe demir kapının açılmasını, diğerlerinin kahkahasını bile duymamıştım. Fakat bana doğru yaklaşıp konuşmaya başladıklarında kendime gelmiştim. Oturduğum yerden omuzumun üzerinden onlara baktım. Onlar benim için birer kardeş gibiydi ve onları kaybetmek gibi bir halim yoktu. Onlar için canımı bile ortaya koyardım. “Ne oldu? Niye bu kadar gülüyorsunuz?’’ “Bu kardeşin var ya harbiden salak şimdi gidecek paraları.’’ Bakışlarımı Mert’e çevirdiğimde gülmeye devam ederlerken bu sefer bakışlarımı kardeşime çevirdim. O sırada yan bir şekilde sandalyede dönüp rahatça onlara baktım. Caner’e baktığımda elini ensesine koymuş yere bakıyordu. “Ne olduğunu söyleyin hadi!’’ “Burak’la iddiaya girdi ve kaybetti. Yemeğine girmişler şimdi akşam yemekleri Canerden ve parası gidecek diye üzülüyor. Yol boyunca Burak’a yalvarıp durdu.’’ Bende kahkaha attım. Eğer Caner iddiaya giriyorsa kaybetme olasılığı yüzde yüzdü, o kadar şansı yoktu. Diğerleri de boş sandalyelere oturduğunda ayağa kalktım. Dışarı çıkıp hava almam gerekiyordu düşüncelerim iyice boğmuştu beni. O soğuk havanın vücuduma vurmasını istiyordum. “Maalesef bu yemeği bensiz yiyeceksiniz.’’ Birden hepsinin bakışları bana döndü. Merakla bakıyorlardı. Haklılardı ilk defa onlara katılmayacaktım. “Neden?’’ “Dışarıya çıkmayı düşünüyordum biraz gezinip geleceğim.’’ O sırada Caner ortaya atladı. “O zaman bir kişinin yemek parası cepte kalıyor.” Başının aşağı yukarı salladı. “Biraz rahatladım.’’ “Belki de,’’ dedim ve durdum. Düşünür gibi gözlerimi kıstım. Caner’i biraz sinir edebilirdim. “benim yemeğimi ayırsanız iyi olur.’’ Diğerleri de Caner’e baktığında yüzünün aldığı hale hepimiz kahkaha atmaya başladık. “Neyse ben gidiyorum. Kardeşim sende merak etme o paraların yerine yenileri geliyor sıkıntı yapma bu kadar.’’ Gülerek arkamı dönüp çıkışa yürümeye başladım. Tam dışarıya adımımı atacakken Mert’in sesi beni durdu. “Aman kimseyi öldürmeden sapasağlam gel başka derdimiz yokmuş gibi.’’ “Aman sizde depoyu yakmayın da başka derdim olmaz.’’ 🌑🌑🌑 Issız ve sessiz sokakta yürüyordum. Karanlık, kulağıma bir melodiymiş gibi geliyordu. Evet, karanlıktan yürüyordum. Kimseyi görmek ya da beni görmelerini istemiyordum, insanlardan nefret ediyordum. Sevdiklerim hariç. Annemi de kaybettikten sonra tek insanlardan değil dünyadan bile nefret etmiştim. Bir sokağa girdiğimde birkaç insan geçmişti yanımdan ama hiçbiri fark etmedi beni. O kadar karanlıktım işte. Siz hiç karanlıkta saklı olanı görebilir miydiniz? Birden ara sokaklardan bir bağırma sesi duydum. Olduğ…