KARANLIĞIN ÇOCUĞU

29. Bölüm: Farkındalık

Yazar:

KARANLIĞIN ÇOCUĞU - Sümeyye kitap kapağı
KARANLIĞIN ÇOCUĞU kitap kapağı

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 29.BÖLÜM FARKINDALIK Genç oğlanlar gözlerini açtıklarında beyaz bir tavan karşılaşmışlardı. En son ne olduğunu düşünmeye çalıştıklarında tek hatırladıkları tepe taklak bir arabanın içinde olduklarıydı. Caner’in herhangi bir yerinde bir şey yoktu. Burak ise başı sargı beziyle sarılıydı. Berk’in ise sol kolu sarılıydı ama hasta yatağında bağdaş kurmuş oturuyordu. Mert ise başı ve sol kolu sargı beziyle sarılıydı. Hepsi birbirlerine göz gezdirdiklerinde bir anda Berk’in kahkaha atmasıyla hepsi birden kahkaha atmaya başladı çünkü birbirlerini ilk defa topluca yatak döşek görüyorlardı. “Lan oğlum ben sizin böyle kaza geçirmiş yatarken gördüm ya başka bir şey bana koymaz.” Berk cümlesini tamamladığında kahkaha sesleri yükseldi. Caner yarı oturur pozisyona geldiğinde Mert’in yanındaki hasta yatağının boş olduğunu, beş kişi olmak yerine dört kişi olduklarını gördüğünde kaşları çatıldı. “Abim nerede?” Diğerleri sustu. Tekrar birbirlerine bakarken açılan kapıyla hepsi başlarını oraya çevirdi. İçeri giren Gökhan hepsini süzdükten sonra konuştu. “Uyanmış bizim gaziler. Ya size bir şey soracağım bu Onur’a ne yediriyorsunuz evde? Allah aşkına adam kafasından yaralanmış sargıyı çıkartıp, çıkıp gidiyor hastaneden.” Hepsinin kaşları çatıldı. “Şu an nerede?” "Hiç bilmiyorum bir şey söylemedi.” O sırada çalan telefonla Gökhan cebinden çıkartıp aramayı cevapladı. “Efendim.” “Patron uyandı.” “Hemen geliyorum.” Telefonu kapatıp pantolonunun cebine koydu ve genç oğlanların yüzüne baktı. “Ne oldu?” “Patron uyanmış.” “Ne? O zaman bizde gelelim.” Diyen Caner’le Gökhan’ın kaşları çatıldı. “Adam kalbinden vurulmuş sizi de böyle görsün ondan sonra adam bir daha fenalaşsın. Delirdiniz mi? Siz dinlenin ben tekrar gelirim.” Gökhan odadan çıkar çıkmaz kapıdaki korumaları tembihleyip koşarak asansöre gitti. Asansöre bindiğinde yedinci kata bastı ve yukarı çıkmaya başladı. Kata geldiğinde yine koşarak patronunun kaldığı odaya yaklaştığında durdu ve ceketini düzelttiğinde kapıya doğru yürüdü. Kapıyı tıklatıp içeri girdiğinde patronunun ona baktığını görünce gülümsedi. “Gökhan.” “Buyurun Cihan Bey.” “Onur’u bana çağır.” “Hangi Onur?” Cihan’ın kaşları havalandı. “Hangi Onur olacak, benim oğlum olan.” Gökhan, Cihan’ın yüzüne öylece bakmaya başladı. "Gökhan.” “Efendim.” “İyi misin oğlum?” “İyiyim.” “Sen bence bir hafta izin al git biraz uyu dinlen.” “Gerek yok Cihan Bey ben böyle iyiyim.” “O zaman git Onur’u çağır.” Gökhan başını aşağı yukarı sallayıp odadan çıktı. Pantolonunun cebinden telefonunu çıkartıp Onur’un numarasını bulup üzerine bastı ve kulağına yaklaştırdı. Dördüncü çalışta açılan telefonla ilk konuşan Gökhan oldu. “Neredesin lan sen?” “İşim var sen söyle.” “Baban uyandı seni istiyor.” İki dakika boyunca karşıdan ses gelmeyince Gökhan herhalde arama sonlandığını zannedip ekrana baktığında hala aramada olduğunu gördü. “Alo!” “Birazdan geliyorum.” 🌑🌑🌑 Babam uyanmıştı. Babam yaşıyordu. Rahatlıkla nefesimi alıp geri verdiğimde aramayı sonlandırıp telefonu pantolonumun cebine koydum. Bilgisayarın ekranına baktığımda her şey iyi gidiyordu ama bir süre sonra yol yavaştan boşalıyordu ama neden olduğunu hiçbir kameradan görememiştim ve kimse kameralarla oynanmamıştı. “Siz evden çıktığınızda saat on beşi yirmi beş geçiyor. Otobana çıktığınızda ise on dört çift sıfır. On beş dakika sonra ise yol yavaştan boşalıyor görüyorsun. On altı otuzda ise kaza gerçekleşiyor.” Sol elimi saçlarıma götürüp karıştırdığımda ofladım. Hiçbir şey anlamıyordum. Kimin bulamıyordum. Kameralarda bir sıkıntıda yoktu. Ne yapacağıma dair hiç fikrim yoktu. “Babam uyanmış, beni istiyor onun için gidiyorum.” “Peki.” Evden çıkıp binanın merdivenlerini inerken hala düşünüyordum. Bunu yapan kimdi? Arabaya binerken bile bunu kimin yaptığını düşünüyordum. Ara sokaktan otobana girdim. Düşünceler içindeyken telefonumun çaldığını duyunca pantolonumun cebindeki telefonu çıkartıp ekranda kimin aradığını bakınca Atakan’ın adını gördüm. Ara…

Bölümün tamamını WritePad'de oku