28.Bölüm: Altın Günü
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 28.BÖLÜM ALTIN GÜNÜ Bana doğru gelen adama bakıyordum. Kendinden emin bir şekilde yürüyordu. Kaşlarım çatıldığında arkama yaslandım. Bütün kurallar değişecek ve her şey yeni kurallara göre ilerleyecekti. Her şey değişecekti herkes için. Ya her şey bitecek ya da her şey yeniden başlayacaktı. Gözlerimi kıstığımda adamı baştan aşağı inceledim. Lacivert bir takım elbise giyiyordu. Tam karşımda durduğunda sağ elini bana uzattı. “Melih Güney. Güney Holding’in müdürü.’’ Adamın yüzüne bakmaya devam ediyordum. Bana uzattığı elini tutup sıktım. “Onur Aksoy.” Oturması için yanındaki koltuğu gösterdim. “Buyurun şöyle oturun.’’ Adam gösterdiğim yere oturdu. “Ne içersiniz?’’ “Türk kahvesi.’’ Masanın üzerindeki olan telefonu alıp dışarıdaki sekreteri arayıp bir türk kahvesi istedim. “Neden gelmiştiniz?’’ “Cihan Bey’le sözleşme üzerinde konuşmaya gelmiştim. Geçen imzalandığı gün tam konuşmamıştık acilen çıkması gerekti tabi yarım kalınca bende geldim ama gördüğüme göre burada yok.’’ “Evet, maalesef bir iş için dışarı çıkması gerekti. Kendileri burada yok ama benimle konuşabilirsiniz.’’ “Peki, sözleşmede yazdığına göre hemen ihracat yapmamız için onay işlemlerini ne kadar zamanda bize sunabilirsiniz? Biliyorsunuz ki ortak bir ilaç geliştirilecek ve her şeyde Cihan Bey’in izni alınması gerekiyor.” “Bir gün için sunulur ama bize herhangi bir terslik dokunur mu?” “Nasıl yani?” “Bu ilaç piyasası sonuçta. Burada ortak bir ilaç yapmaya karar verilmiş bu ilacı yaptıktan sonra ilaç içeriğine bakıldığında herhangi bir yabancı maddeye rastladığında sonucu bize dokunur mu?” “Emin olun ihracat kısmını üzerime aldığım için o sorumluluğu da alıyorum. Bunu Cihan Bey’e söylemiştim.” Kapı tıklatıldığında ikimizin bakışları kapıya kaydı. “Gir!” Kapı açılıp içeriye sekreter kadın girdiğinde elinde tuttuğu tepsideki kahveyi gördüm. Sekreter kadın kahveyi Melih Bey’in önüne bırakıp geri odadan çıktı. Melih kahvesinden ilk yudumu alıp geriye yaslandı. Odayı inceledikten sonra tekrar bana baktı. “Sorumluluğu üzerinize alacaksın bunu anladım ama ya sonradan çayarsanız?” Eğilip masanın üzerindeki fincanı alıp bir yudum daha aldı ama bu sefer geri bırakmadı. Arkasına yaslandı. “Bizim kitabımızda çaymak yoktur Onur Bey.” “Çaymak herkesin kitabında vardır aynı sizin kitabınızdaki gibi.” Melih ilk durakladı sonra yüzünde duygusuz bir gülümseme oluştu. Kahve fincanından iki yudum daha alıp masanın üzerine koyup ayağa kalktı. “Onur Bey sizinle bir daha görüşmek isterim. Eğlenceli birisiniz. Anlaştığımıza memnum oldum.’’ Adam elini uzattı. Uzattığı eli tutup sıktım. “Bende. İyi günler.’’ Melih arkasını dönüp odadan çıkarken arkasından onu izliyordum. İçime doğan hisle birlikte kaşlarım çatıldığında elimi çeneme yerleştirdim. Bu adamı gözüm tutmamıştı. Melih odadan çıktığında oturduğum yerden ayağa kalktığımda kapıya doğru yürümeye başladım. Bizimkilerin yanına gitsem iyi olurdu. Annemi kontrol etmem gerekiyordu çok yalnız bırakmıştım onu. Asansörü çağırdığımda cebimdeki telefonumu alarak açtım ve mesaj uygulamasına girip gruba girdim. Neredesiniz? İki dakika bekledikten sonra Burak’ın yazdığını gördü. Burak: Furkan’ın oradayız Hala çıkmadınız mı lan oradan? Burak: Hayır Berk’i çıkartabilsek çıkacağız da Yok çıkmıyor Tamam oraya geliyorum sonra eve geçeriz Burak: Ortak eve mi? Evet orada kalalım bizimkilere söyle oraya geçeceğimizi ya da söyleme zaten aynı gruptayız görürler Ya da söyle boş ver Ya da söyleme oraya geliyorum Burak: Bir karar ver söyleyeyim mi yoksa söylemeyeyim mi? Burak Burak: Efendim? Siktir git Burak: Tamam Uygulamadan çıkıp Gökhan’ı aradım. Asansör geldiğinde binip sıfırın üzerine bastım. Üçüncü çalışta arama onaylanmıştı. “Efendim.’’ “Gökhan bir şey soracağım?’’ “Evet.’’ “Melih Güney kim?’’ "Niye sordun?’’ Gökhan’ın sesindeki merakı hissetmiştim. “Bugün şirkete geldi.’’ “Eee?’’ “İşte babamla sözleşme imzalamışlarda o gün babamın acil bir işi çıkmış ve gitmiş bugünde sözleşmeyle alakalı sorular…