26.Bölüm: İkinci Şans
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 26.BÖLÜM İKİNCİ ŞANS İntikam intikamdı her türlü alınacaktı. Karşı taraf bir hamle yaptığında karşı tarafta yapmak zorundaydı isterse yapmak zorunda değildi ama benim durumumda olan yapması zorunluydu. Hakan’ın ailesinin yanında olduğunu öğrenmiştim şimdi ise evinin önüne gelmiştim. Evden bir şekilde çıkartacaktım belki de çıkartmazdım. “Ne zaman gireceğiz?” “Biraz daha bekle.” Öylece arabanın içinden karşımızdaki evi izliyorduk. Hakan’ın ses tellerini koparıp ona verecektim hiç acımadan. Üst katın sağ tarafındaki ışıklar söndüğünde arabanın kapısını açıp dışarı çıktım. Elimdeki siyah şapkayı başıma taktım. Üzerimi değiştirmemiştim sadece bir şapka takmıştım. Evin bahçesine girdiğimde arkamdan Gökhan’ın adım seslerini duyabiliyordum. Evin kapısının önünde durduğumuzda kapıyı tıklattım. Selma ablanın uyanmasını istemezdim eğer uyanıp beni görürse büyük ihtimalle geri döner uyurdu. Hakan ona şiddet uyguluyordu ne kadar gizlese bile anlamıştım. Kapı açıldığında karşımda sol yanağı yaralı Hakan vardı. Yanağındaki yarayı gördüğüm an sırıttım. Sağ elimi havaya kaldırıp Hakan’ın boynunu tutup geriye doğru yürütmeye başladım. O halde salona girdiğimizde sertçe geriye doğru itip boynunu bıraktığımda yere düştü. Ona doğru yürüyüp üzerine çıktığımda dizlerimin üzerine çöküp cebime koyduğum çakımı elime aldığımda elimi yumruk yapıp Hakan’ın yüzüne vurdum. Gökhan karşımda belirtip Hakan’ın başını sıkıca tuttu. Hakan kıpırdanmaya başladığında hiçbir şekilde altımdan kurtulamazdı. Çakımı açtım. “Hakan ben sana söyledim. Her zamanda söyledim öldürdüğüm o adamla çok dikkatli bak aynıları sana olacak diye. Şimdi sen bana, babama saldırdın.” Çakının ucunu Hakan’ın gırtlağına dayadım. Sol elimi Hakan’ın ağzının üzerine koyup çakının ucunu yavaşça gırtlağına saplayıp ilerlettim. Hakan acıyla bağırırken onun haykırışını avucum hapsetti. Çakıyı durdurdum. Hakan’ın yüzüne baktığımda yarı baygın gözlerle bana bakıyordu. Sırıttım. Elimde çakıyı sağa ve sola hareket ettirip çakıyı geriye çektim. Çakıyı Hakan’ın göğsünün üzerine koyup sağ elimin başparmağı ile işaret parmağımı kesik olan yere sokup ses tellerini aramaya başladım. Parmağımın ucuyla hissettiğim şeyle birlikte sırıttım ve Hakan’ın yüzüne baktığımda gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. Sol elimi ağzından çektiğimde bu sefer Gökhan eliyle Hakan’ın ağzını kapattı. Hakan’ın göğsüne koyduğum çakıyı alıp ucunu kesik olan yere sokup parmaklarımla tuttuğum ses telini kesmeye başladığımda Hakan altımda kıpırdanıyordu yüzüne baktım. “Sana ses tellerini kesip eline vereceğimi söyledim şimdi onu gerçekleştiriyorum.” Diğerini de keseceğim esnada duyduğum adım sesleriyle başımı kaldırıp Gökhan’a baktığımda o da bana baktı. Başımı sola çevirdiğimde ön bahçeye bakan cam vardı ama dışarı çıkamazdık. Adım sesleri hafifti gelen büyük ihtimalle Ecrindi ama neden uyanıktı? Başımla ışığı gösterdiğim Gökhan ayağa kalkarken yanımdan geçip giderken bu sefer Hakan’ın ağzını ben kapattım. Işık söndüğünde elimi kesik olan yerden çektim ve sol elimde olan çakıyı sağ elime alarak üzerindeki kanı Hakan’ın üzerine sürerek temizledim. “Baba!” Ecrin’in sesini duyduğumda Hakan’la bakışlarımız denk düştü. İşaret parmağımı dudaklarımın üzerine koyarak sus işareti yaptığımda Hakan sustu. “Anne, babam salonda değil!” “Yukarıya gelir misin Ecrin? Uyku vaktin geçiyor!” Ecrin’in adım seslerini işittiğimde Hakan’ın yüzüne doğru fısıldamaya başladım. “Kızına dua et. İşim yarım kaldı ama bunun devamı gelecek.” Üzerinden kalkıp kapıya doğru yürüdüm. Salondan çıktığımda sessiz adımlar atıyordum. Evden çıkıp bahçede yürürken olduğum yerde durdum. Omzumun üstünde yukarıya evin üst katına sağ köşeye baktığımda tülü kenara çekmiş camdan bana bakan Selma ablayı gördüm. Başımı çevirip önüme baktığımda cebimdeki telefonu çıkartıp ambulansı aradım. Telefonu tekrar cebime koyarken bahçe kapısından dışarı çıkıp karşımdaki arabanın ön koltuğuna oturdum. Hakan’ı hemen öldürmeyecektim…