25.Bölüm: Kötü His
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 25.BÖLÜM KÖTÜ HİS Kötü his. Göğsünüzün ortasına oturan o ağırlık. Göğsünüzün ortasına oturan o kötü his o gün bir şey olacağına işaret ederdi ama bu bazen tutar bazen tutmazdı. Bu his çoğu zaman hava yağmurlu olduğu zamanlarda içinize doğardı veya bir gün sabah uyandığınızda oraya yerleşmiş olur. Bana da aynısı olmuştu. Annemin kaldığı odadaki koltukta uyurken bu his içime doğmuştu. Gördüğüm herhangi bir rüya yoktu ama bu his içime doğduğu an uyanmış annemi kontrol ederek aşağı inmiştim. “Onur!” Koltukta oturmuş bacaklarımı uzatarak orta sehpanın üzerine koymuş başımı arkaya koltuğun sırt kısmına yaslamış gözlerim kapalıydı ama uyumuyordum. Annemin olduğu evdeydim ve diğerleri de buradaydı artık şirkette veya kendi evimizde kalmıyorduk. Annemi korumak için hepimiz buradaydık. Annemi yalnız bırakmak istemiyordum ve diğerleri de beni yalnız bırakmak istemiyorlardı. Babamın bana seslendiğini duymuştum ama diğerleri de bana seslenmiyordu çünkü uyuduğumu zannediyorlardı. Salona giren adım seslerini duydum. “Onu-“ “Baba abim uyuyor.” Adım sesleri bana doğru geliyordu. “Abin uyumuyor.” Sağ gözümü açtığımda başımda dikilen babamla bakıştığımızda kaşları çatık şekilde bana bakıyordu. “Onur o belgeleri veya görüntüleri nereden buldun?’’ Diğer gözümü de açtığımda gülümsedim. “Bu benim işim baba.’’ “Oğlum bak o belgeleri arkadaşların bile bulamadı sen nasıl buldun? Bunu sana şirkette sordum ama konuyu değiştirdin.” Rahatımı bozmadan aynı pozisyonda kalıp konuşmaya başladım. “Diyorum ya benim işim bu. Niye detaylara girmek istiyorsun?’’ “Oğlum şunu baştan anlatır mısın?’’ Babamın beni rahat bırakmayacağını anladığımda bacaklarımı sehpadan indirip koltukta doğruldum. Babam gelip yanıma oturduğunda ona doğru döndüm. “İtalya da büyük masa dedikleri bir ortam var bilir misin bilmem. Orada iş konuşur-“ “Oradan sağ çıkamayacağını da biliyordun değil mi?’’ Yüzümde histerik bir gülüş belirdi. “Evet onlarda öyle dediler. Belki hiç adam öldürmedin, belki eline hiç silah almadın ya da uyuşturucuya elini hiç sürmemişsindir. Sakin, tertemiz, cesur, zeki ve kendinden emin bir duruşun var. Elin kana bulanmamış. Neden bu masada oturuyorsun, hiç korkmuyor musun ölmekten? Ben asla korkmadım, korkmuyorum da çünkü biliyorum ki ölümün nefesi ensemde her an her saniye. Şu an o adamlar toprağın altında bulman biraz zor.’’ Babam bana bakarken gözlerinin içinde beni anladığına dair bir şeyler gördüm. Bana bir şeyler diyecekti ama biliyordu ki işe yaramayacaktı. Babam başını aşağı yukarı salladığında önüne döndü ve yerde oturan, bilgisayar başında olan arkadaşlarıma baktı. “Bugün ki düğüne benimle birlikte gelir misiniz?.Hem size değişiklik olur.’’ Caner söze atladı. “Kimin düğünü?’’ “Küçük amcanızın düğünü. El alem oğullarımı görsün.” Oğullarım derken diğerlerini de gösterdiğinde gülümsüyordu. “Cihan amca tam annem gibi konuştun.” Berk’in dediği şeyle kahkaha atmıştık. Hepimiz birbirimize baktık. Bu aksiyonlu hayatta biraz eğlenmekte olmalıydı. “Tamam baba geliyoruz.’’ “O zaman akşam düğün salonunun önünde görüşürüz.” Oturduğu yerden ayaklandı. “Ben şirkete geçiyorum bugün şirkete gelmeyin. Düğün salonunun konumunu atarım.’’ Babam yürüyüp salondan çıktığında Burak konuştu. Başımı ona çevirdim. “O zaman ortak eve gidelim. Bütün eşyalarımız orada sonuçta. Hazırlanıp oradan düğün salonuna geçsek nasıl olur?” Burak’ın sorusuyla durakladım. Annemi burada yalnız bırakamazdım. Evin etrafındaki korumalara pek güvenim yoktu. Sıkıntıyla soluduğumda Burak bağırdı. “Kalkın lan!’’ Diğerleri ayağa kalkarken elimi kaldırıp saçıma daldırdım. Annemi şu ana kadar yalnız bırakmak istemiyordum. İçime doğan bu hissi boşa sayamazdım. “Abi.” Caner’e baktığımda o da bana bakıyordu. Bana doğru gelmeye başladığında oturduğum yerden ayağa kalktım. Tam karşımda durdu. “İçine doğan o hissi, hissedebiliyorum abim. Annemize bir şey olmayacak. Gidip biraz kafa dağıtalım.” Gözlerinin içindeki güveni gördüğümde yüzümde bir gülümseme ol…