22.Bölüm: Masa
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 22.BÖLÜM MASA Kaybolmuşluk. Bir kelime, on iki harf. Ne demekti bu? Kaybolmuşluk hiç yabancı gelmiyordu. Sahi anlamı neydi? Anlamını kimse bilmiyordu. Anlamı herkes tarafından kendince veriliyordu. Benim ise kendimce anlamı insanın hayatındaki anlar çok önemliydi. Kaybolan kişi zamandan bağımsız ve nerede olduğunu bilmeden kaybolur. Sesler azalır, etraftaki insanları ve yolunu kaybeder, bir müddet nereye gittiğini bilemez hale gelir. Bir an ve o bir anda yaşanan duygu, sonraki bütün hayatı değiştirebilir. Kaybolmak veya kaybolmuşluk duygusu da böyle anlık duygulardan biriydi. Kaybolmamak için tek çare görünür olmaktı. Oturduğum koltuğun kenarında parmaklarımla ritim tutmuş şekilde etrafa bakınıyordum. Nasıl buraya kadar geldiğimi bilmiyordum. Onca yolu düşünerek mi yoksa öylece boş boş bakarak mı gelmiştim bilmiyordum. İki ay olmuştu. Bu iki ayda birkaç şeyi halletmiş her şey planladığım gibi ilerliyordu. Saat akşam on birdi ve anlaşma yapmak için gelecek adamı bekliyordum ama belirlediğim saat geçmişti ve eğer biraz daha beklersem geç kalacaktım. Yüksek müziğe karşı yüksek sesle konuştum. “Kaan adamlar hazır mı?’’ “Evet.’’ “Eğer hazır değillerse onları bırakıp giderim çokta umurumda olmaz.’’ “Tamam.’’ “Biliyorsun kadından belleği alıp gideceğiz buradan. İşi bitirdikten sonra hazırlattığın uçağa binip gideceğim buradan. Sen kalıp işlerin başına geçersin. Bilet hazır mıydı?’’ “Hayır, hazır ettiririm şimdi.’’ Kaan telefonunu çıkartıp bir konuşma yaptıktan sonra telefonu cebine koyup konuşmaya başladı. “Biliyorsun o masaya oturduktan sonra asla sağ çıkamazsın.’’ “Biliyorum. Bu zamana kadar nasıl sağ kaldıysam şimdide kalacağım. Adamların işini bitirdikten sonra direk havaalanına gideriz.’’ “Tamam ama dikkat etmen gerek yeni üye geleceğini söylediler.’’ “Ne zaman ve neden haberim yok?’’ “Buraya gelmeden önce dendi.’’ “Kim bu yeni üye?’’ “Şu en son uyuşturucu dolu tırını patlattığın o adam gelecekmiş, yeni üye oymuş.’’ “Fotoğrafını göstersene o adamın.’’ Kaan telefonunu cebinden çıkartıp bana uzattığında öne doğru eğilip Kaan’ın elindeki telefonu alıp ekranda gördüğüm kişiyle şaşırdığımda bir yanda da seviniyordu. “Bir taşla iki kuş vuracağım.’’ “Nasıl?’’ “Bu adamı babamın öldüğü gün uzaktan kaldırımda durmuş bizi izliyordu. Kesinlikle bu adamında parmağı var. Bu gece o da ölecek.’’ Elimdeki telefonu Kaan’a tekrar uzattığımda elimden aldı ve koltukta daha da yayılırken etrafıma bakındım. Adam hala gelmemişti. “Nerede bunlar eğer biraz daha geç kalırlarsa oraya gidemeyeceğim.’’ “Fazla söylenme geldiler çünkü.’’ Kaan’la oturduğumuz yerden ayağa kalktığımızda anlaşma yapacağım adam sonunda gelmişti. Tam karşımızda durduklarında baştan aşağı ikisini de süzdüm. İlk kadına baktığımda dizlerinin üzerinde biten askılı ama göğüs dekoltesi fazla olmayan, bedenine tam oturan bordo bir elbise giymişti. Omzundan aşağı sarkan dalgalı siyah saçı ve makyajıyla güzel gözüküyordu. Sol elimi kadına doğru uzattığımda kadın sağ elini elimin içine koyduğunda nazikçe elinin üzerine bir buse bıraktım. “Hoş geldiniz Bayan Aria.” Tekrar baştan aşağı süzdüğümde gözlerinde durdum. “Borgogna... Sei molto carina.” Kadın ufak bir gülümsemeyle elimi sıktı ve elini geri çekti. Bu sefer kadının yanındaki adama elimi uzattığımda o da uzattığım eli tutarak sıktı. “Sizde hoş geldiniz Bay Marco.’’ “Hoş bulduk.’’ Gülümseyerek elimle sol tarafımda kalan koltuğu gösterdim. “Buyurun.’’ Onlar geçip oturduğunda arkamı dönüp bar köşesine baktığımda bana bakan barmene işaret verdiğimde başını eğip arkasını döndü. Önüme dönüp arkamda kalan koltuğa geçip oturduğumda Kaan da yanıma oturdu. “Direk konuya girip konuyu uzatıp sizi sıkmak istemiyorum.” Garson gelip içki bardaklarını Marco’nun önüne ve Aria’nın önüne koyup ortaya da şişeyi koyup gitti. “Bakın Bay Marco ben gizliliğe önem veren biriyimdir eğer sizde gizliliğe dikkat ediyorsanız seve seve anlaşma yapabiliriz.’’ “Tabii ki gizlilik ilk başta gelir.’’ “Kimliğim…