21.Bölüm: Sessiz Feryat
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 21.BÖLÜM SESSİZ FERYAT Beklediğim gün artık gelmişti. Bütün hazırlıkları yapmış yaşlı adamın evinden çıkıyordum. Evin yanındaki garajına girip köşedeki motosikleti gördüğümde gülümsedim. Motosikletim buradaydı. Yaşlı adam büyük ihtimalle onu aldırmıştı. Girişteki anahtarlıkta asılı olan motosikletimin anahtarını alıp mutlulukla motosikletime doğru yürüdüm. Motosikletimin yanına geldiğimde elimde tuttuğum silah çantasını omuzlarıma taktım. Elimle motosikletimi sevmeye başladım. O benim her şeyimdi. Kaskımı elime alıp başıma geçirmeden önce şapkamı çıkartıp bomber ceketimin cebine koyarak kaskımı başıma geçirdim. Motosikletime binip anahtarı kontağa sokup çalıştırdım. Garajdan çıktığımda gaz vererek orman yoluna çıktım. Deponun önünde durduğumda deponun kapısına baktım. Motosikleti görünmeyecek bir yere park etmem gerekiyordu. Gaz verip yavaşça sürerken etrafıma bakınıyordum çünkü motosikletim gözükmemesi gerekiyordu. Sağ tarafımdaki ağaçların sıklaştığı yerde büyük çalıları görünce oraya sürdüm. Motosikleti sakladıktan sonra park ederek kaskımı başımdan çıkıp oturma yerinin üzerine koyup etrafa baktım. Sessiz ve karanlık. Depoya doğru yürüdüm. Kimse gelmeden içine bakmam gerekiyordu. Demir kapıyı iterek açtığımda cebimdeki feneri çıkartıp açtığımda karşımdaki yuvarlak masayı ve etrafındaki sandalyeleri gördüm. Masaya doğru yürüyüp etrafı incelerken diğer tarafa doğru yürümeye başladım. Üst üste olan kolilerin arka kısmına geçip bakınırken demir kapıyı görünce ona doğru yaklaşıp demir kapının kolunu tutup aşağıya indirdiğimde kapı açılmıştı. Kapıyı geriye doğru açıp dışarıya baktım. Kapıyı kapatıp geriye dönüp yürümeye başladım. Depodan çıktığımda demir kapıyı çekerek kapatarak arkamı döndüm. Karşımdaki ağaçlık kısma baktığımda başım sol omzuma doğru düştü. Yere dizlerimin üzerine oturduğumda sırtımdaki silah çantasını çıkartıp yere koydum. Fermuarını açtığımda karşımda T-5000 vardı. Elime alıp tutarken çantanın içinden susturucuyu alıp silahın uçağına taktım. Ayaklarını açıp yere koydum. Yere uzandığımda silahı ayarlayıp bileğimde takılı olan saatime baktığımda iki dakika sonra hepsi burada olacaktı. Peş peşe deponun önünde duran siyah sedan arabaları görünce arabadan inen bütün adamları izledim. Hepsi tek tek içeri girerken korumalarda bir köşeye geçmiş etrafa bakınıyordu. Tek sıra halinde olan arabaların bana doğru olan tekerleklerini nişan alarak hepsini vurduğumda deponun çatısına baktım. Kimse yoktu. Etraftaki korumaları vuramazdım dikkat çekerdim. Ayağa kalkarak silahı çantasına yerleştirdim ve fermuarını kapatarak ayağa kalktım. Sağa doğru yürümeye başladım. Yola çıktığımda karşımdaki arabanın arkasından sessizce yürürken belime yerleştirdiğim bıçağı çıkartıp arabanın arkasından adamlara bakarken düz ilerlemeye devam ettim. Karanlıktan deponun arkasına geçerek gördüğüm iki adama doğru yürümeye başladım. Tam karşımdaki adamın boynuna elimdeki bıçağı saplayıp geri çektiğimde arkası dönük olan adam önüne dönüp beni gördüğünde elimdeki bıçağı o adama fırlattığımda tam alnının ortasına saplandığında kolumun altındaki adamı bırakıp diğer adama doğru yürüdüm. Eğilerek bıçağı alıp köşeden sol tarafa baktığımda bir adamın bana doğru geldiğini gördüğümde geriye çekilip gelmesini bekledim. Yan tarafımda belirmesiyle bileğinden tutup kendime çektim ve elimdeki bıçağı boğazına sapladım. Adamı önüme düştüğünde köşeden ileriye doğru uzanıp baktığımda kimse yoktu. Oradan çıkıp ön tarafa doğru yürümeye başladım. Köşede durduğumda başımı hafifçe dışarı çıkartıp deponun önünde baktığımda bütün adamların burada olduğunu gördüm. Geri çekildim. Sağ yanımdaki bıçağı da çıkartıp elime aldığımda sola dönüp yürümeye başladım. Korumalara bakarken hiçbiri beni fark etmemişti. Ellerimi arkamda saklayıp onlara doğru yürürken bir adam önüme geçip beni durdurdu. “Hayırdır bilader?” Karşımdaki adamın yüzüne baktım. O sırada bütün adamların dikkati bizim üzerime çekildiğinde hepsi bize doğru…