20.Bölüm: İlk Haber
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 20.BÖLÜM İLK HABER Ya herkes bulunacaktı ya da hiç kimse. Saklandığı yer onun güvenli alanıysa ve orayı terk edemiyorsa anla ki o bulunmak istemiyordur. Ya polislerin aradığı kayıp insanlar onları kim bulacaktı, nasıl bulacaktı? Kayıp insanlar her zaman sessizliği seçer orada kalırlardı. Ya kalamazlarsa? Orada sessiz duramazlarsa ya bir ses çıkartırlarsa ne olacaktı? Eninde sonunda ortaya çıkmayacak mıydı, en sonunda ölümü kabul etmeyecek miydi? Doruk önünde durduğu koca binaya baktı. Buraya birinci emaneti vermeye gelmişti. Sağ salim o kağıdı sahibine verip diğerini vermek için yola koyulması gerekiyordu geç kalmakta istemiyordu. Şirketten içeri adımını attığında lobinin ortasına doğru yürüdü. Resepsiyonun önünde durduğunda kimse yoktu arkasını dönüp etrafa bakınmaya başladı. Birden duyduğu ince sesle arkasını döndü. “Nasıl yardımcı olabilirim?’’ “Cihan Beyle görüşmek istiyorum.’’ “Randevunuz var mı?’’ “Hayır, yok ama ona acilen vermem gereken bir şey var.’’ Kız ilk Doruk’a bakmış sonra ise telefonu eline alarak Cihan’ın sekreterini aradı. “Burada Cihan Bey’le görüşmek isteyen biri var.” Sustu ve karşı tarafı dinledi. Doruk dikkatle karşısındaki kadına baktı. “Cihan Bey’e vermesi gereken acil bir şeyi varmış.” Tekrar sustu karşı tarafı dinledikten sonra telefonu aşağı indirip Doruk’a baktı. “Sağ taraftaki asansörlere binip otuzuncu kata çıkacaksınız.’’ Doruk başını aşağı yukarı salladıktan sonra asansöre doğru yürümeye başladı. Asansörü çağırdığında biraz bekledi ve iki kapı açıldığında asansöre bindi. Otuzuncu katın butonuna basıp kapılar kapandı. Asansörden inip düz yürümeye devam ettiğinde kapının çaprazındaki masada bir kadın oturuyordu. Masanın önünde durduğunda oturan kadın başını kaldırıp Doruk’a baktığında ilk kaşları çatıldı sonra ise ayağa kalkarak masanın arkasından çıkıp siyah kapıya doğru yürüdü. Sekreter kadın kapıyı tıklattıktan sonra içeri girdi. Doruk dışarda kalmıştı. Sekreter kadın kapıyı açıp Doruk’u içeri davet ettiğinde Doruk içeri girdi. Sekreter kadın çıkarken kapıyı kapattığında Doruk karşısındaki masa başında oturmuş yaşlı adama şaşkınlıkla bakıyordu. Çünkü karşısındaki adam abi dediği adama çok benziyordu. Yaşlı olmasına rağmen omuzları dikti, gözlerinin içindeki gücü görebiliyordu. Cihan sol eliyle karşısındaki tekli koltuğu göstererek konuştu. “Buyur evlat.” Doruk karşısındaki koltuklara doğru yürüyüp gösterilen yere oturdu. Oturduğunda başını Cihan’a çevirdiğinde Cihan kollarını masanın üzerine koyup hafifçe öne eğilmiş Doruk’u inceliyordu. Doruk, Cihan’ın gözlerinin içinde gördüğü şeyle korkuyla yutkundu. İçini ürperten bir şeyler vardı o gözlerde. “Hoş geldin evlat.’’ “Hoş buldum Cihan Bey.’’ “Acilen bana vermek istediğin bir şey varmış. Nedir o?” Doruk pantolonunun arka cebindeki cüzdanını çıkartıp içinde not kağıdını çıkartıp bacağının üzerine koyup cüzdanını tekrar cebime koydu. Bacağının üzerine koyduğu not kağıdını alıp Cihan’a uzattı. Cihan ona uzatılan kağıda bakarken sağ kaşı havaya kalktı. Acilen ona verilmesi gereken bir kağıt parçası mıydı? Katlı kağıdı aldı. Doruk elinden alınan kağıtla birlikte ayağa kalktığında Cihan’ın bakışları katlı kağıttan kopup Doruk’a baktı. “Onu nereye bıraktın?” “Havaalanına. Ben gitsem iyi olur. Emaneti sahibine ulaştırdım sonunda iyi günler.” Doruk arkasını dönüp odanın kapısına yürüdü ve kapıyı açıp dışarı çıktı. Cihan elindeki kağıda hala bakarken en sonunda derin bir nefes alıp katlı olan kağıdı açtı. Kağıdın üzerine yazılan yazılarla bakıştı ve okumaya başladı. Cihan oğlunun adını duyduğunda kağıdı masadan aldı ve açtı ve içinde yazan yazıları okumaya başladı. “Baba beni o halde görmeni istemezdim. Her zaman güçlü durdum. Kimseye acımı, üzüntümü hiçbir şekilde göstermedim. Kardeşimi hep korumaya çalıştım onun haberi bile yok ama onu gizliden gizliye korudum ve şimdide sadece onu değil hepinizi koruyorum. Beni almaya geldiniz biliyorum ama ölüme çok yaklaşmış oldunuz. Beni yanlış anlama l…