18.Bölüm: Oyun
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. Bu bölümde birazcık vahşilik vardır. 18.BÖLÜM OYUN Güneşi o küçük dikdörtgen pencereden gördüğüm an derin bir nefes aldım. Bu saate kadar küçük dikdörtgen pencereden dışarıyı izlemiştim. Gördüğüm kabustan sonra uyuyabileceğimi zannetmiyordum. Yavaştan uyuyanlar uyanmaya başlamıştı. Uyanan yaşlı amcalardan bir tanesi semaveri ayarlarken onu izliyordum. Herkes uyanmıştı ve masada oturmuş sohbet ediyorlardı arada bende katılıyordum konuşmalarına. Koğuşun demir kapısı yavaşça açılmasıyla herkesin bakışları kapıya döndü. Tüm dikkatlerini kapıya vermişlerdi. İçeri ilk gardiyan girdi. Eliyle dışarıdan birine gel işareti yaptığında içeriye hafif göbekli otuzlarının sonunda bir adam girdi. Benim bakışlarım ise gardiyandaydı. Gardiyanın bakışları bana döndüğünde gözleriyle adamı işaret etti. Öldüreceğim kişinin bu olduğunu anlamıştım. Gardiyan çıktı ve demir kapı yavaşça kapandı. “Selamünaleyküm.” Selam verdiğinde bazı yaşlı amcalar selamı alıp önlerine döndüğünde amcalardan bir tanesi oturduğu yerden kalkıp boş yatak gösterdiğinde adam o tarafa doğru yürümeye başladı. Gittiği yer benim yattığım ranzaydı ve o üstte yatacaktı. Eşyalarını diğer taraftaki demir dolabın içine yerleştirip masaya doğru geldiğini görünce sol tarafımdaki yaşlı amcayı dinliyormuş gibi yapmaya başladım. Adam tam karşıma oturdu. Başımı çevirip ona bakmaya başladım. Tanıdık geliyordu. Biraz daha dikkatli baktıktan sonra kim olduğunu hatırlamıştım. Uzun bir zamandır bu adamı arıyordum. Kız çocuklarını kaçırıp onları satıyordu. Bunu durdurmak için adamı bulmam gerekiyordu ki adam ayağıma gelmişti. Kollarımı masanın üzerine koyup konuşmaya başladım. “Hoş geldin, Allah kurtarsın. Hayırdır neden içeriye girdin?’’ Benim konuşmamla birlikte konuşan yaşlı amcalar sustu. Hepsinin gözü benim üzerimdeydi. “Hoş buldum. Uyuşturucu, cinayet ve çocuk satma.’’ “Kız çocuklarını mı satıyordun?’’ Adamın kaşları sorgularcasına havaya kalktığını gördüğümde alayla gülümsedim. Kendimce bir neden oluşturmalıydı ve adam onu elime vermişti kendi ağzıyla. Bu adam Hakan’a nasıl engel oluyordu? Uyuşturucudan dolayı mı? “Evet.’’ Sakince başımı sallayıp geri yaslandım. Burnumu yukarı çekip adamın gözlerinin içine baktım. Sağ dizimde hissettiğim elle ilk önce ele sonra sahibine baktım. Mahmut amca yapma der gibi bakıyordu ama bilmiyordu neler yapacaktım. Elimi onun elinin üzerine koydum ve iki kere hafif bir şekilde vurduktan sonra ellerimi masanın üzerine koyup ellerimi birbirine kenetledim. “Neden?’’ Adamın kaşları çatıldığında hiçbir şey anlamamış gibi bana bakıyordu. Omuzlarını kaldırıp indirdi ve rahatlıkla arkasına yaslandı. “Çünkü para kazanmak için. Baya iyi para veriyorlar.’’ “Hmm. O zaman o paralardan bize de verirsin, bölüşürüz.” Göz kırpıp konuşmaya devam ettim. “Şey soracağım ya bu alıcılar arasında bir kişi var tanır mısın bilmem?” “Söyle belki tanırım.” Çok rahattı ama bu rahatlığı nereye kadar sürecekti? “Herkesin eceli olan, karanlık olduğunda ortaya çıkan. Öyle birini tanıyor musun?’’ Adamın yutkunduğunu fark ettiğimde sırıttım. “Ha-hayır tanımıyorum kim o?’’ Kekelediğinde sırıtarak arkama yaslandım. Kazağımın boğaz kısmını tutup biraz boynundan uzaklaştırdım. Mor noktaları kimsenin görmesini istemiyordum. Keyfim yerine gelmişti. “Bilmem. Bende sana sordum belki tanırsın diye.’’ Adam gözlerini kaçırdı. Onunla konuşmamızdan sonra daha konuşmadı ve ben buna sadece sırıttım. Gece olmasını bekleyecektim ve nefesini kesecektim. Yavaştan akşam olmuştu. Herkes yataklarına yavaş yavaş geçerken bende oturduğum sandalyeden kalkarak yattığım ranzaya geçtim. Yatağa oturduğumda bakışlarım hemen üst ranzamda, yatakta yatan adamdaydı. Üst ranzadan gelen hışırtılarla gözümü açtım. Gözlerimi kapatır uyuyor gibi yapar sessizliği dinlerdim. Öldüreceğim adamın uyanmış ayaklarını ranzadan aşağı sarkıtmış olduğunu gördüm. Ranzadan aşağı atladı. Sessizce oturur pozisyonuna gelip adamın tuvalete gidişini izledim. Adam tuvalete girdiğinde ay…