KARANLIĞIN ÇOCUĞU

15.Bölüm: Kayıp

Yazar:

KARANLIĞIN ÇOCUĞU - Sümeyye kitap kapağı
KARANLIĞIN ÇOCUĞU kitap kapağı

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 15.BÖLÜM KAYIP Aradan iki hafta geçmişti ama Onur’a dair bir iz bulamamışlardı. Caner, abisini bulamadığı için sinirliydi ve o siniriyle eski evlerine gidip duruyordu. Babasını her gün o eve giderek bulabilme umudunu kaybetmiyordu. Belki denk düşebilirlerdi. Abisine içinden söz vermişti. Babalarını bulacaklardı. Arabayı evin önüne park ettikten sonra aşağı indi ve karşısındaki binaya baktı. Derin bir nefes aldıktan sonra binanın demir kapıyı elindeki anahtarla açıp içeri girdi. Merdivenleri çıkıp evin kapısının önüne geldiğinde durakladı. İki hafta aralıksız buraya geliyordu ama babaları gelmiyordu. Aynı abisi gibi o da ortada yoktu. Abisi kayboldu diye babaları da mı kaybolmuştu? Anahtarı kilit yerine soktu ve dört kere çevirdikten sonra kapının açılmasıyla içeri attı kendini. İçeri girdiğinde durakladı. İçeride biri vardı. Evin kapısını yavaşça kapattı. Eli belindeki silaha gitti ve üzerinde durdu. Temkinli adımlarla salona doğru yürüdüğünde gördüğü kişiyle birlikte kapı önünde durdu. Karşısında gördüğü kişiyle dona kalmıştı. Cihan gülümseyerek Caner’e bakıyordu. Caner ise şok etkisiyle ağzı açık bir şekilde Cihan’a bakıyordu. Cihan’ın yani patronunun burada ne işi vardı? O an Caner’in aklından geçen düşünceyle ne yapacağını bilmiyordu. Olduğu yerde dona kalırken sadece Cihan’ın gözlerinin içine bakıyordu. Cihan, patron dedikleri adam babası mıydı? Cihan oturduğu yerden kalkıp Caner’in tam karşısına geçti. Caner zihnine düşen ihtimali yok etmeye çalışıyordu ama o kadar baskındı ki yok edemiyordu. Cihan birden karşısındaki Caner’e sarıldığında Caner hareket edemedi. Beyni işlevini yitirmiş gibiydi. Bir süre öyle kaldıklarında Caner, Cihan’ın omuzlarından tutup geri itti. “Sen...” Cümlenin devamını getiremiyordu. “Sen yoksa...” Caner, Cihan’ın yüzüne baktı. Bunca zaman yanlarındaydı babaları. “Sen...” Caner işaret parmağını Cihan’a doğrultmuştu. Bir türlü cümlesinin devamını getiremiyordu. Cihan bunu anlamış gibi sonunda konuştu. “Evet, babanım.” Caner duyduğu şeyi sindirmeye çalışıyordu. Zihnindeki ihtimal şimdi beynine kazınmıştı. Arkasını dönüp sıkıntıyla iki eliyle saçlarını karıştırdı. Tekrar önüne döndüğünde kaşları çatık şekilde Cihan’a baktı. “Nasıl? Sen bu zaman kadar dibimizdeydin ve...” Sustu. “Bize söyleme gereği hiç mi duymadın?” Cihan susmuş oğlunu dinliyordu. İçini dökmesini bekledi. “Bu zamanı mı bekledin? Abimin ortalıktan kaybolmasını mı bekledin gerçekten? O kayboldu ve sen ortaya çıktın!” “Caner.” “Neden? Neden bizi bıraktın!’’ Cihan aniden bağıran oğluna karşı sustu. Caner sessizliğe büründüğünde ikisi bakışmaya başladı. Caner küçük yaşta anne ve babasından ayrılmıştı. Cihan oğlunu en son birkaç aylıkken görmüştü ondan sonra onu kaybetmişti. Cihan iki oğluna da hasret kalmıştı. Cihan birden ona sarılan oğluna karşı şaşırsa da o da ona karşılık verdi. Cihan oğlunu sıkıca kollarıyla sardı. Caner babasının kulağına fısıldamaya başladı. “Seni çok özledim. Abimde seni çok özlemiş. Neden bizi bıraktın?’’ Bir süre baba oğul sarılı kaldıktan sonra Cihan oğlunu kendinden uzaklaştırdı ve yüzüne baktı. “İlk oturalım sonra her şeyi baştan anlatayım.’’ İkili koltuğa oturduğunda ikisi de birbirine bakıyordu. Caner hala bu gerçekliğin şaşkınlığını yaşıyordu. Cihan derin bir nefes alıp anlatmaya başladı. “Ben mesleğime aşık bir adamdım bunun için ise hep takdir edilirdim çünkü işimde başarılı bir polistim. Abin bilir. Bir gün adamın biri geldi. Kırklı yaşlarındaydı. Yanında da iki koruma vardı. Beni sormuşlar karakoldaki herkese. Sonunda odamı bulduğunda içeri girdi ve bana ‘Yardım eder misin?’ diye sordu o zamanlar iyi polisleri bulurlar suçlarını onların yardımıyla kapattırırlardı ama eğer düzgün yapmazsan, istediği gibi bir karşılık vermediğinde zarar görürsün. Mesleğim gereği biliyordum bu kuralları ben kabul etmedim fakat adam diretti ama yine reddettim.” Cihan durup nefes aldı. “Sen o zamanlar küçüktün iki ya da iki buçuk aylıktın abin ise beş yaşındaydı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku