12.Bölüm: Boşluk
Yazar: Sümeyye

Hikayede geçen bütün olaylar, yerler, isimler hayal ürünüdür. 12.BÖLÜM BOŞLUK Boşluk. Hiç bir boşluğa düştünüz mü, hem de karanlık bir boşluğa? Karanlık bir çukura düşmüş ve orada süzülüyorsunuz ama o çukurun nereye vardığını bilmiyorsunuz. Başlangıcı vardı ama sonu yoktu. Boşluk. Sabit veya hızla düştüğümüz o karanlık boşluk. Etrafta ışık bile arayamadığımız o boşluk. Sadece tek bir yere odaklandığımız o yer. Gözlerimi yere sabitlemiş öylece duruyordum ayakta. Gözlerimi yumdum. Önümde bir boşluk vardı her yer karanlıktı. Etrafı aydınlatabileceğim bir ışığım yoktu. Işığım olsa o karanlık boşluktan kurtulabilir miydim, bilmiyordum. Belki de karanlıkta bendim, boşlukta bendim. Sonu olmayan karanlık boşluktum. Boşluk. O karanlıktan annemin acı çığlıkları, bıçağın girip çıkma sesi, yalvarışlar, silah patlama sesleri yükseldi. O anlar belirdi karanlıkta. Kalbim teklediğinde gözlerimi açtım ve tuttuğum nefesimi verdim. Ne zamandır nefesimi tuttuğumu bile bilmiyordum. Arkamı dönüp salondan çıktım. Evin kapısının önüne geldiğimde duyduğum sesle durmak zorunda kaldım. “Yakışıklı nereye?’’ Ecrindi bu. Arkamı hemen dönmedim. Başımı iki yana salladım. Kendimde değildim. Yüzüme gülümsememi yerleştirip arkamı döndüm. O masum ve küçüktü. Hayat dolu gözleriyle bana bakıyordu. “Gidiyorum.’’ “Bana veda etmeden mi? Öyle olsun!’’ Ecrin kollarını göğsünde birleştirdiğinde küskün bir şekilde arkasını döndü. Bu sefer yüzümde oluşturduğum yapmacık gülümseme onun bu hareketiyle gerçeğe dönüşmüştü. Sağ dizimin üzerine çökerek onunla aynı boya geldim. Omuzlarından tutup kendime doğru çevirdim. Omuzlarından tutup kendime çektim ve kucağıma alıp ayağa kalktım. “Gitmesen olmaz mı? Birazdan yemek yerdik.’’ “Gitmem gerek ama sana söz veriyorum seni görmeye tekrar geleceğim.’’ “Söz mü?” “Söz.” Ecrin küçük kollarını boynuma sardığında onu sıkıca sardım. Babasının bu kirli hayatından ona da kirliliğin bulaşmasını istemezdim. Yere eğildiğimde Ecrin küçük kollarını boynumdan ayırıp ayaklarını yere bastı. Eğildiğim yerden doğrulacağım esnada gözlerim Ecrin’in gözlerine takılı kaldı. Gözleri dolu doluydu. “Ama sen ağlarsan benim kalbim kırılır.’’ “Ağlamıyorum.” Burnunu yukarıya çekti. “Ağlamadığım içinde kalbin kırılmaz.’’ Ecrin’e doğru yaklaşıp sağ yanağından öptüm ve ayağa kalktım. Arkamı dönerek kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı açıp kendimi dışarı attığımda derin bir nefes aldım. Boğulmuştum. Büyük adımlarla arabaya doğru yürüdüm. Arabaya bindiğimde arabayı çalıştırdım. Dikiz aynasından arkama baktığımda evlerden uzaklaştığımı gördüm. Radyoyu açtım. “Beş yıl önce köprüden atlayıp intihar eden kadının davası tekrar gün yüzüne çıkarıldı. Öğrendiğimize göre olay intihar değil. Kendi öz oğlunun onu öldürdüğü ve üzerini ise intihar ile kapatıldığı öğrenildi. Şu an polisler her yerde o, anne katilini arıyor. İşte o görüntüleri ekranlara veriyoruz.” Katilsin. Hem de annenin katili. Zihnimin içinde yankılanan sesle birlikte sinirle radyoyu kapattım. Hakan’ın bu kadar ileriye gidebileceğini tahmin ediyorum ama yapacağını tahmin etmemiştim. Kardeşime ve dostlarıma dokunmadığı sürece hiçbir sıkıntı yoktu. Benim üzerime istediği kadar oynayabilirdi çünkü aynı şekilde karşılık verecektim. Sessizlik sanki bir melodi gibi geliyordu ama o sessizlik bazen acı verici olabiliyordu. Kırmızı ışıkta durduğumda sanki izleniyor hissine kapıldım. Başımı sola çevirdiğimde yan arabadaki adamların bana baktığını gördüm. Camı açtım ve onlara baktım. “Hayırdır kardeş?’’ “Arabaya bakıyorduk. Var mısın yarışa? Bu saatlerde yol boş olur.’’ Önüme baktığımda gerçekten yol boştu ve birazda olsa zihnimin içindeki sesleri susturmam gerekiyordu. Zihnimi dağıtmam gerekiyordu. “Diğer ışıklara ilk varan kazanır o zaman.’’ “Harika!’’ Başımı önüme çevirdim. Trafik ışıklarına baktığımda ayağımı gaz pedalının üstüne koydum ve yeşil ışığın yanmasını beklemeye başladım. Yandakiler ise arabaya gaz verdiğinde sırıttım. Yeşil ışık yandığı an gaza bastım ve arabanın lastiklerinden acı bir çığlık koptu. Yarış başlamı…