KARANLIĞIN ÇOCUĞU

1.BÖLÜM: GİRİŞ

Yazar:

KARANLIĞIN ÇOCUĞU - Sümeyye kitap kapağı
KARANLIĞIN ÇOCUĞU kitap kapağı

1.BÖLÜM GİRİŞ Karanlığın çocuğu, karanlığın kendisinden başka kimseye ait değildir. Bazıları kaybolmaz, saklanır. Bazıları ölmez, unutur. Karanlık, onun hem geçmişi hem geleceği; hem nefesi hem mezarıydı. Parmaklarımın arasındaki sigarayı ağzıma götürüp dudaklarımın arasına yerleştirerek derin nefes çektim. Beynim ile vücudumun uyuşması için sürekli sigara içiyordum birazda olsa vücudum ve beynim uyuşuyordu. Sigarayı dudaklarımdan uzaklaştırdığımda içime çektiğim dumanı dışarıya doğru üfledim ve dumanın rüzgarla birlikte havaya karışmasını seyrettim. Balkondan dışarıyı izliyordum. Evimin son katta olmasının avantajını kullanıyordum. Gecenin karanlığına bürünmüştü şehir. O karanlık beni içine çekiyordu. Geriye doğru yürüyüp sandalyeye oturduğumda başımı gökyüzüne kaldırdım. Birkaç tane yıldızı seçebiliyordum fakat onlarda benim gibi karanlıkta kaybolmuştu. İnsan bazen karanlığı saklanabileceği, kimsenin onu orada bulamayacağı, bütün duygularını her şeyini oraya dökeceğini ve bunu yaparken kimsenin onu göremeyeceği bir yer, bazen içinde kaybolup asla yolunu bulamayacağı dipsiz bir çukur, kaçabileceği bir ev, bazen de onunla bir bütün olup hayatının içine alırdı. Eğer onu içine alırsa sonsuza kadar karanlık olurdu. Karanlıkla bir kere tanıştığında seni, ışığı daha bulamayacağın kadar içine çeker ve o an kurtuluşunun olmadığı belli olurdu. Ben hep saklanmıştım. Duygularımı karanlığa anlatmamıştım ama yalnızlığımı karanlıkla geçirmiştim. Karanlıkta kaybolduğumu o an fark etmemiştim ama zamanla bunu da fark ettiğimde kaçabilecek vaktim varken, ben çok geç kalmıştım. Oradan çıkabileceğimi biliyordum. Fakat ben bir adım atmamıştım. Çünkü o karanlıkla artık bir bütün olmuştum. Sigarayı ağzıma götürüp dudaklarımın arasına sıkıştırdım. Masamın üzerindeki silahımı aldım ve bütün parçalarını birleştirmeye başladım. Bu silah bu yaşıma gelene kadar benimle birlikteydi. Parçaları birleştirdikten sonra masanın üzerine geri koydum. Birleştirmem sadece bir dakika sürüyordu. Sigarayı dudaklarımın arasından alıp küllüğe bastırdım. Masanın üzerindeki kahve dolu kupayı alarak ağzıma götürüp içtiğimde soğuduğunu fark etmiştim ama son bir yudum kalmıştı ve onu da içerek bitirmiştim. Hava serindi. Rüzgar her tenime vurduğunda rahatlıyordum. Gözlerimi yavaşça kapattım. Biraz karanlıkla baş başa kalmam gerekiyordu. Hiç baş başa kalmıyormuş gibi. Karanlığın ağırlığı omuzlarımdaydı, benimleydi. İlk elime silahı aldığımda daha on beş yaşındaydım. İlk suçumu o zaman işlemiştim. Beş yaşındayken babamı gecenin bir vaktinde otoyolda, yerde kanlar içinde görmüştüm. Babam mesleğine aşık bir adamdı, bir polisti. Babamın ölüm haberini aldığımda dünyam yerle bir olmuştu ve ben daha beş yaşındayken bunu hissetmiştim. Daha küçüktüm anlamıyordum ama büyüdükçe artık bazı şeyleri anlıyordu insan. Büyüdükçe insan yalnızlığını fark ediyordu. Annem o zamanlar perişan bir haldeydi. Eve para girmediği için sokaklara çıkmıştım. Çocuk aklı eve para girince belki annem sevinir diye düşünmüştüm. Yeri geldi hırsızlık, yeri geldi dilencilik bile yapmıştım, daha küçük yaşımda. Ama o yaşta bile her şeyi yapmaya hazır hissediyordum kendimi. Tabi sonunda anneme yakalanana kadar. Babamın ölümünün üzerinden yedi yıl geçmişti ve on iki yaşıma girmiştim. Kış ayındaydık tam olarak hangi aydaydık hatırlayamıyordum. Bir gün annem eve kolunda bir adamla gelmişti. Ne olduğunu anlamamıştım ilk, sonuçta annemin yanında yabancı bir adam vardı. Annem yanıma gelip önümde diz çöküp ellerini omzuma koyup “Bu senin üvey baban.” diye tanıştırmıştı yanında getirdiği adamı. Gözüm o zamanlar hiç tutmamıştı üvey babayı. O da yanındaki oğluyla gelmişti. Onun oğlunu zamanla sevmiştim sonuçta o da benim gibi bir çocuktu hatta benden iki yaş küçüktü. Ona asla üvey kardeş gözüyle hiç bakmamıştım onu hep öz kardeşimmiş gibi görmüş öylede bilmiştim. Bir gün odamda ödevlerimi yaparken birden salondan gelen kırılma sesiyle birlikte başımı kitabımdan kaldırarak kapalı olan kapıya baktığımda hemen oturduğum yerden ka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku