Karanlığa Teslim

KARANLIĞIN ARDINDAKİ SESSİZLİK

Yazar:

Karanlığa Teslim - gülsüm kitap kapağı
Karanlığa Teslim kitap kapağı

Dışarıdaki sessizlik uzadıkça içimde büyüyen tedirginlik de ağırlaşıyordu. Nefes almaya bile çekiniyordum. Sanki en ufak bir ses çıkarırsam, karanlığın içinde saklanan her ne varsa yerimi öğrenecekti. Gözlerim istemsizce Ayaz’a kaydı. Hâlâ pencerenin önünde durmuş, en ufak bir kıpırtıyı bile kaçırmamak ister gibi dışarıyı dinliyordu. Yüzü alevlerin titreşen ışığında seçiliyordu ama gözleri… Gözleri yine karanlığa gömülmüştü. Dakikalar mı geçmişti, yoksa yalnızca birkaç saniye mi bilmiyordum. Zaman, bu kulübenin içinde tuhaf bir şekilde akıyordu. Sonunda Ayaz derin bir nefes verdi. Omuzlarındaki gerginlik çok az da olsa gevşedi. Pencereden uzaklaşıp sobanın yanına geldi. Maşayla közleri usulca karıştırdı. Kıvılcımlar havalanıp kısa bir an parladıktan sonra yeniden küllerin arasına gömüldü. “Rüzgâr,” dedi sessizce. Başımı kaldırıp ona baktım. “Ne?” “Az önce duyduğun ses.” Bir an durdu. “Muhtemelen rüzgâr.” “Muhtemelen…” Bu kelime içime hiç su serpmedi. Çünkü o da emin değildi. Oturduğum yerde dizlerimi kendime doğru çektim. Battaniyeyi biraz daha üzerime örttüm. Kulübenin içi sıcak olsa da sırtımdan aşağı ince bir ürperti inmeye devam ediyordu. “Geceleri hep böyle mi olur?” diye sordum. Ayaz, sobadaki ateşi izlemeyi sürdürdü. “Kışın…” Kısa bir sessizlik oldu. “…daha sessiz olur.” Kaşlarımı çattım. “Bu hâline sessiz mi diyorsun?” İlk defa yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu. Gülümsemek değildi. Ama dudaklarının kenarı, fark edilmesi zor bir şekilde kıpırdadı. “Ormanı tanımıyorsun.” “Tanımak da istemiyorum.” Bu kez gerçekten sustu. Ben ise söylediğim sözün ardından kendi içimde kayboldum. Hayatım boyunca en büyük korkum, kendimi bilmediğim bir yerde tek başıma bulmaktı. Şimdi tam da o korkunun ortasındaydım. Evimden kilometrelerce uzakta… Adını bile doğru düzgün bilmediğim bir dağın ortasında… Yanımda ise geçmişi kadar sessiz bir adam… Başımı duvara yasladım. Gözlerim tavandaki ahşap kirişlerde dolaşırken yorgunluk yeniden bütün bedenimi sarmaya başladı. Saatlerdir ayaktaydım. Koşmuştum. Düşmüştüm. Korkmuştum. Ağlamıştım. İnsan bedeni, bir yere kadar dayanabiliyormuş. Benimki de artık pes etmeye başlamıştı. Göz kapaklarım ağırlaştı. Kendime direnmeye çalıştım. “Uyuma.” “Ya uyandığında burası da yok olursa?” “Ya bu adam sandığın gibi biri değilse?” “Ya gece kapıyı açıp giderse?” Sorular… Bitmek bilmiyordu. Ama yorgunluk, korkudan daha güçlüydü. Başım istemsizce yana düştü. Tam o sırada üzerimdeki battaniye hafifçe kaydı. Üşüyerek gözlerimi araladım. Ayaz, sobanın yanındaki eski sandığın kapağını açıyordu. İçinden kalınca, yün bir battaniye çıkardı. Bana doğru bakmadan, birkaç adım yaklaştı. Aramızda hâlâ mesafe vardı. Eğilip battaniyeyi sessizce yere, oturduğum yerin yanına bıraktı. “Gece daha da soğur.” Sadece bunu söyledi. Ne battaniyeyi üzerime örttü… Ne de bana yaklaşmaya çalıştı. Sınırlarını koruyordu. Belki benimkileri de. Battaniyeye baktım. Eskiydi. Kenarları yer yer sökülmüş, yılların izini taşıyordu. Ama tertemizdi. Hafifçe çam ve sabun kokuyordu. İçimde, anlam veremediğim küçük bir his kıpırdadı. Bir insanın iyiliği bazen yaptığı büyük şeylerde değil, kimsenin fark etmeyeceğini düşündüğü küçük hareketlerde saklı oluyordu. Usulca battaniyeyi alıp omuzlarıma çektim. “Teşekkür ederim.” Sesim fısıltıdan ibaretti. Ayaz cevap vermedi. Yalnızca başını hafifçe salladı. Sonra sobanın hemen yanındaki eski ahşap sandalyeye oturdu. Dirseklerini dizlerine yasladı. Gözleri yeniden kapıya çevrildi. O an anladım. O uyumayacaktı. En azından ben uyuyana kadar… Nedenini bilmiyordum. Belki dışarıdakiler yüzündendi. Belki de sadece temkinliydi. Ama ilk kez, saatlerdir içimde düğüm olan korkunun kenarında küçücük bir boşluk açıldığını hissettim. Tam anlamıyla güvende değildim. Buna inanacak kadar saf değildim. Ama ilk kez… Bu geceden sağ çıkabileceğime dair içimde küçücük de olsa bir umut filizlenmişti. Sobadaki alevler ağır ağır küçülürken gözlerim daha fazla açık kalamadı. Son gördüğüm şey, kapıya dönük oturan Ayaz’ın hareketsiz siluet…

Bölümün tamamını WritePad'de oku