Karanlığa Teslim

SIĞINAĞIN SESSİZLİĞİ

Yazar:

Karanlığa Teslim - gülsüm kitap kapağı
Karanlığa Teslim kitap kapağı

Sobanın içinde yanan odunlar ince ince çıtırdıyor, turuncuya çalan alevler taş duvarlara titrek gölgeler vuruyordu. Kulübenin ağır sessizliği, dışarıdaki rüzgârın uğultusuyla bölünüyor; eski ahşap çatının arasından geçen soğuk hava, içerideki sıcaklığa rağmen varlığını hissettiriyordu. Sırtımı duvara yaslamış hâlde oturuyordum. Ayağımdaki sızı hâlâ dinmemişti. Ayaz’ın sardığı bezin altından hafif bir yanma yükseliyor, her nabız atışında ayağımın içinden ince bir acı geçiyordu. Ama canımı en çok yakan şey yaram değildi. Nerede olduğumu bilmiyordum. Kimle aynı odada olduğumu bilmiyordum. Ve en önemlisi… Evde şimdi neler yaşandığını bilmiyordum. Babam… Bu düşünce zihnime düşer düşmez omuzlarım istemsizce gerildi. Şimdi beni arıyor mudur? Yoksa… beni bulunca öldürmek için mi arıyordur? Gözlerimi hızla kapattım. Babamın öfkeyle kıpkırmızı kesilen yüzü, sıkılmış yumruğu, tok ve sert sesi bir anda zihnimde canlandı. “Sen benim dediğimden çıkamazsın.” Göğsüm daraldı. Derin bir nefes almaya çalıştım ama ciğerlerime dolan hava bile eksik kalıyordu. Sobaya birkaç odun daha atan Ayaz arkasını dönmeden konuştu. “Acıyor mu?” Önce cevap vermedim. Bu adamın sesi tuhaftı. Yumuşak değildi. Ama sert de değildi. Sanki duygularını yıllar önce toprağa gömmüş birinin sesi… “…Biraz.” Ayaz başını hafifçe salladı. “Yarın yürüyebilirsin.” Yarın… Bu kelime içimde yankılandı. Ben yarını burada mı geçireceğim? Kalbim yeniden hızlandı. “Ben…” diye başladım, sesim titreyerek. “Eve gitmek istiyorum.” Ayaz odunları yerleştirmeyi bitirdi. Birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra yavaşça doğrulup bana döndü. Alevlerin ışığı yüzünün yalnızca yarısını aydınlatıyordu. Diğer yarısı karanlığın içinde kaybolmuştu. “Gidemezsin.” Kaşlarımı çattım. “Neden?” “Dışarıda seni arıyorlar.” “Bırak arasınlar.” Ayaz’ın bakışları ilk kez doğrudan gözlerime değdi. “O adamlar seni eve götürmeyecek.” Bu cümle, kulübenin içine düşen ağır bir taş gibi sessizliği ezdi. Boğazım düğümlendi. “Nereden biliyorsun?” Ayaz cevap vermedi. Bu sessizlik, söylenmiş onlarca cümleden daha ağırdı. Öfkeyle ayağa kalkmaya çalıştım. “Ben burada kalmayacağım.” Daha ilk adımımı atamadan yaralı ayağım yere bastı. Keskin bir acı bütün bacağıma yayıldı. “Nefes…” Dengem bozuldu. Tam düşeceğim sırada güçlü bir el kolumdan tuttu. Ayaz. Refleksle kolumu çekmeye çalıştım. “Bırak!” Ayaz bırakmadı. “Yere düşeceksin.” “Umurumda değil.” “Ama benim umurumda.” Bu söz ikimizin de beklemediği kadar hızlı çıkmıştı. Ayaz’ın kaşları hafifçe gerildi. Sanki kendi söylediği cümleden rahatsız olmuş gibiydi. Elini hemen geri çekti. Kulübenin içine yeniden ağır bir sessizlik yayıldı. Öyle derin bir sessizlikti ki sobanın içinde çatlayan odunların sesi bile kulaklarımı tırmalıyordu. Birkaç saniye önce söylediği o iki kelime hâlâ zihnimde dönüp duruyordu. “Benim umurumda.” Neden? Bu adam beni tanımıyordu. Adımı bile bilmiyordu. Öyleyse neden benim için bu kadar ısrar ediyordu? Yoksa… Gerçekten yalnızca dışarıdaki adamlardan mı korkuyordu? Başımı yavaşça kaldırıp ona baktım. Çoktan benden uzaklaşmış, pencerenin önüne geçmişti. Ellerini cebine sokmuş, dışarıdaki karanlığı izliyordu. Omuzları dimdikti. Sanki bütün dikkatini ormana vermişti. Bir an olsun arkasını dönmedi. Ben ise istemsizce bulunduğum yeri incelemeye başladım. Kulübe küçüktü. Eski taş duvarların arasına sinmiş nem kokusu, sobada yanan çam odunlarının sıcak kokusuna karışıyordu. Tavandaki kalın ahşap kirişler yılların yükünü taşırken, rüzgâr her estiğinde ince bir gıcırtıyla bana burada ne kadar eski bir yapının içinde olduğumu hatırlatıyordu. Odanın bir köşesinde özenle dizilmiş odunlar vardı. Duvara yaslanmış eski bir balta… Yanında yıllardır kullanılmaktan sapı kararmış bir kürek… Pencerenin kenarında kurumaya bırakılmış kalın yün eldivenler… Hiçbir eşya gelişigüzel bırakılmamıştı. Her şey olması gereken yerdeydi. Sanki burada yaşayan kişi, hayatındaki bütün düzensizliği bu küçük kulübenin kapısının dışında bırakmaya çalışıyordu. Gözlerim masanın üzerine kaydı. Tek bir taba…

Bölümün tamamını WritePad'de oku