Karanlığa Teslim

KARIN İÇİNDEKİ HEDEF

Yazar:

Karanlığa Teslim - gülsüm kitap kapağı
Karanlığa Teslim kitap kapağı

Parmaklarım bir anda hissizleşti. Kâğıdı tutmaya devam ediyordum ama sanki ağırlığı her saniye biraz daha artıyordu. Gözlerim, yazılmış o iki kelimeye takılı kalmıştı. Canlı ele geçirilecek. Bir kez daha okudum. Sonra bir kez daha… Belki yanlış görmüşümdür diye. Belki gözlerim bana oyun oynuyordur diye. Ama harfler değişmiyordu. Soğuk, siyah mürekkep; karın üzerine düşen gölgeler kadar gerçekti. Boğazımdan güçlükle bir nefes çıktı. “Bu…” dedim, sesim neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. “…ne demek?” Ayaz cevap vermedi. Başımı yavaşça kaldırıp ona baktım. “Bu kimden geldi?” Yine sessizlik… İçimde büyüyen korku bu kez öfkeyi bile bastırmıştı. “Babam mı?” Ayaz birkaç saniye boyunca gözlerimin içine baktıktan sonra tek kelime söyledi. “Hayır.” O tek kelime içimi rahatlatmak yerine daha da ürpertti. Çünkü aklımdaki en kötü ihtimal babamdı. Eğer bu ondan gelmemişse… Demek ki beni isteyen başka biri daha vardı. Bakışlarım yeniden elimdeki kâğıda kaydı. “Canlı…” diye fısıldadım. “Beni öldürmek istemiyorlar.” “Ölmen işlerine yaramaz.” Ayaz’ın sesi her zamankinden daha sertti. “Neden?” dedim, nefesim düzensizleşirken. “Beni neden istesinler?” Cevap vermedi. Başımı iki yana salladım. “Hayır… Hayır, bunu yine yapamazsın.” Sesim istemsizce yükseldi. “Bana yarısını söyleyip diğer yarısını saklayamazsın.” Ayaz gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Sanki içinde yıllardır taşımaktan yorulduğu bir yük vardı. “Buket…” “Kim bunlar?” “Söyleyemem.” “Neden?” “Çünkü öğrendiğin an artık geri dönüşün kalmaz.” Dudaklarıma acı bir tebessüm yerleşti. “Geri dönüşüm zaten kaldı mı sanıyorsun?” Ellerimi iki yana açtım. “Evime dönemiyorum. Babam beni öldürmek istiyor. Dağın ortasında kim olduğunu bile doğru düzgün tanımadığım bir adamla yaşıyorum. Şimdi de hiç tanımadığım insanlar beni canlı ele geçirmek istiyor.” Sesim kırıldı. “Ben hangi hayatıma dönebilirim?” Ayaz ilk kez gözlerini benden kaçırdı. Sözlerimin onda bir yere dokunduğunu hissedebiliyordum. Yüzündeki o soğuk ifade bir anlığına çatlamış gibiydi. Ama yine de konuşmadı. Sinirle elimdeki kâğıdı katlayıp ona uzattım. “Al.” Kâğıdı almadı. “Senin.” “İstemiyorum.” “Artık bilmen gereken bir şey.” “Bilmek istemiyorum!” Sesim ormanın içinde yankılanırken gözlerim yanmaya başlamıştı. Ağlamayacaktım. Hayır… Onun yanında ağlamayacaktım. Arkamı dönüp yürümeye başladım. Ayağımdaki yarayı tamamen unutmuştum. Karın içine bata çıka ilerliyor, tek istediğim bir an önce kulübeye dönmek oluyordu. Birkaç adım sonra ayağım karın altında gizlenen sert bir taşa takıldı. Dengem bozuldu. Tam yüzüstü yere düşecekken güçlü bir el kolumu yakaladı. Ayaz. Refleksle beni kendine doğru çekmişti. Aramızdaki mesafe bir anda yok oldu. Yüzü hiç olmadığı kadar yakındı. Soğuk havaya karışan nefesini görebiliyordum. Parmakları kolumu sıkıca kavrıyordu. Gözlerimi ondan ayıramıyordum. “Canını acıtıyorsun.” Sesi alçak ama sakindi. “Bırak.” Kolumu hafifçe çektim. Bırakmadı. “Buket.” “Dedim ki bırak.” Bu kez daha sert asıldım. Ayaz’ın parmakları yavaşça gevşedi. Kolumu kurtarır kurtarmaz birkaç adım geriye çekildim. Bileğimde bıraktığı sıcaklık hâlâ tenime işlemişti. “Neden?” diye fısıldadım. Bu kez sesimde öfke yoktu. Sadece tükenmişlik vardı. “Neden benim için bunları yapıyorsun?” Ayaz uzun süre sustu. Sonra ilk kez, bugüne kadar taşıdığı o görünmez duvarın incecik de olsa çatladığını hissettiren bir bakışla bana döndü. “Görevim olduğu için değil.” Kalbim bir an duracak gibi oldu. “O zaman neden?” Bakışları yüzümde dolaştı. Sanki söyleyeceği kelimeler boğazına düğümlenmişti. Dudakları yavaşça aralandı. “Çünkü…” Cümlesi tamamlanamadı. Ormanın derinliklerinden yükselen keskin silah sesi havayı paramparça etti. Patlamanın yankısı dağların arasında defalarca dolaşırken Ayaz’ın başı refleksle sesin geldiği yöne döndü. Bir saniye bile kaybetmeden belimden kavradı. “Beni dinle.” Sesindeki kararlılık geri dönmüştü. “Koş.” İkinci silah sesi ilkinden daha yakındı. Bir kurşun birkaç metre ötemizdeki çam ağacının gövdesine saplandı. Kabuk parçala…

Bölümün tamamını WritePad'de oku