Karanlığa Teslim

GÜVENİN KIRILDIĞI YER

Yazar:

Karanlığa Teslim - gülsüm kitap kapağı
Karanlığa Teslim kitap kapağı

Kalbim öyle hızlı atıyordu ki duyduğu şeyin kırılan dal mı yoksa benim nefesim mi olduğunu ayırt edebileceğini sandım. Birkaç saniye daha olduğum yerde kıpırdamadan bekledim. Belki yanılmıştır, diye umut ettim. Belki gerçekten beni görmemiştir. Ama umut, ormanın ayazı kadar kısa ömürlüydü. “Çık.” Bu kez sesi biraz daha net ulaştı kulağıma. Yüksek değildi ama karşı gelmeyi imkânsız kılan bir ağırlığı vardı. Yavaşça ağacın arkasından çıktım. Başımı kaldırmaya cesaret edemiyordum. Gözlerim karın üzerinde geziniyor, botumun ucunda biriken beyaz tanelere takılı kalıyordu. Omuzlarım istemsizce düşmüştü. Yakalanan bir çocuk gibi hissediyordum. Karın üzerinde attığım her adım sessizliği biraz daha bozuyordu. Aramızdaki mesafe kapanırken onun tek bir adım bile atmadığını fark ettim. Olduğu yerde bekliyordu. Kolları iki yanında sakince duruyor, yüzünde alıştığım o ifadesiz duruş vardı. Ama gözleri… Gözleri her zamankinden daha sertti. Tam karşısında durduğumda başımı yavaşça kaldırdım. “Ben…” dedim ama devamını getiremedim. Ayaz benden önce konuştu. “Sana ne söyledim?” Sesindeki sakinlik bağırmasından daha ağır gelmişti. Cevap veremedim. “İçeride kal dedim.” “Ben sadece…” “Sadece ne?” İlk kez sözümü kesmişti. “Peşinden gelmek istemedim.” Bu cümleyi söyler söylemez ne kadar anlamsız duyulduğunu ben bile fark ettim. Çünkü önümde uzanan ayak izleri yalanımı benden önce anlatıyordu. Ayaz kısa bir an karın üzerindeki izlere baktı, sonra yeniden bana döndü. “Demek istemedin.” Utanç yüzümü yakmaya başlamıştı. “Aslında…” dedim kısık bir sesle. “Kulübeden biraz uzaklaşıp dönecektim.” “Döndün mü?” Hayır. Dönmemiştim. Üstelik farkında bile olmadan onun peşinden kilometrelerce yürümüştüm. Sessizlik cevap vermişti zaten. Ayaz gözlerini bir anlığına kapattı. Sanki sabrını topluyordu. Sonra ağır bir nefes verdi. “Buket…” Adımı ilk kez onun ağzından duyuyordum. İçimde tuhaf bir şey kıpırdadı. O ana kadar bana hep “sen” diye seslenmişti. İlk kez ismimi söylemişti. Başımı istemsizce kaldırdım. “Burada yaptığın en küçük hata sadece seni öldürmez.” Kaşlarım çatıldı. “Bunu anlamıyorsun.” Sesinde öfke yoktu. Korku da yoktu. Ama ilk kez gerçekten endişeliydi. “Az önce gördüğün adamlar seni görseydi…” Cümlesini yarıda bıraktı. “Neler olacağını tahmin bile edemezsin.” “Kim onlar?” Soru ağzımdan düşünmeden çıktı. Ayaz sustu. Yine… Aynı sessizlik. İçimde biriken öfke sonunda taşmaya başladı. “Yeter artık!” Sesim ormanın içinde yankılandı. “Her seferinde aynı şeyi yapıyorsun. Bana hiçbir şey söylemiyorsun ama sürekli sana güvenmemi bekliyorsun.” Ayaz’ın bakışları değişmedi. “Bana güven.” İçim acı acı güldü. “Neye güveneyim?” dedim. “Adını bile doğru düzgün bilmediğim bir adama mı? Kim olduğunu bilmiyorum. Beni neden kurtardığını bilmiyorum. Babamı nereden tanıdığını bilmiyorum. Az önce konuştuğun adamların kim olduğunu bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum.” Sesim titriyordu. “Ama sen benden sorgulamadan peşinden gelmemi istiyorsun.” Ayaz bir adım bana yaklaştı. “İsteseydim bunu ilk gece yapardım.” Sözleri beni duraksattı. “O gece seni bağlayabilirdim.” Donup kaldım. “Silah doğrultabilirdim.” Gözlerimi ondan ayıramıyordum. “Seni istemediğin yere götürebilirdim.” Sesi hâlâ sakindi. “Ama hiçbirini yapmadım.” Haklıydı. Bana dokunmamıştı. Zorla hiçbir şey yaptırmamıştı. Her seferinde seçim hakkı varmış gibi davranmıştı. Ama… “Yine de gerçeği sakladın.” Bu kez sessizce söyledim. Ayaz’ın çenesi hafifçe gerildi. “Sana yalan söylemedim.” “Doğruyu da söylemedin.” Bu sözümden sonra aramızda uzun bir sessizlik oluştu. Rüzgâr yeniden ağaçların tepelerinde dolaşmaya başlamıştı. Dalların üzerinden düşen kar taneleri omuzlarımıza sessizce konuyordu. Ayaz gözlerini benden ayırıp ufka baktı. Sanki kendi içinde görünmeyen bir savaş veriyordu. Sonunda cebine uzandı. Az önce adamlardan aldığı katlanmış kâğıdı çıkardı. Parmakları birkaç saniye boyunca kâğıdın üzerinde gezindi. Sonra onu bana doğru uzattı. “Bak.” Şaşkınlıkla yüzüne baktım. Gerçekten mi? İlk defa… Benden bir şey saklamıyor…

Bölümün tamamını WritePad'de oku