KARAMEŞE

1.Bölüm - Pazar yeri

Yazar:

KARAMEŞE – Sudenur Demir kitap kapağı
KARAMEŞE – Sudenur Demir kitap kapağı

Merhabalar, iki kurgumdan biri karameşe diğer kurgum ise Matem Bahçesi onuda yayında bulabilirsiniz. Karameşe köy kurgusudur. Keyifli okumalar…🌳💛 İnstagram:Lotusnilu.77 “Boyun devrilsin, hemi Selvi! Buraya gel kız,” diyen yaşlı kadın ile yerinden doğruldu Selvi. Ne çenesi susuyordu ne de işi bitiyordu; ofladı Selvi, bir de “boyun devrilsin” demiyor muydu anası, daha bir sinir oluyordu. Boyu ne idi ki zaten? Hep bu kadının bedduaları, dese de bir şey demedi anasına. Büyüğüydü anası, atasıydı ne de olsa. “He ana,” dedi, hem sitemle hem de sakince. Bahçede zaten zorlanırken bir de farklı iş verecekti anası, anlamıştı. “Pazara gidiver, biraz katık al hemi kızım,” demesiyle oflayarak olsa da yuttu. “Oğlun gitsin ana, görmüyor musun, hali mi?” Dese de anasının oğlunu göndermeyeceğini, kendi gideceğini adı kadar biliyordu ama bir umuttu ya, diyiverdi. “Oğlanın nerede alışverişe gidildiği görülmüş, bu da yeni adet! Çabuk işini bitir de gidiver,” demesiyle daha bir küplere bindi Selvi. İşi bırak demiyordu da “bitir de git” diyordu bir de anası. Ağrıyan beline rağmen yine de eğilip devam etti çapasına; az kalmıştı, hemencecik bitirirse evden uzaklaşır, biraz hava alırdı en azından. Neredeyse bir on dakika ardından ah vah ederek doğruldu yerinden; canı çıkmıştı da şu evde sesi çıkmamıştı. Her seferinde “ya kaderin sillesi ya da cilvesi” der dururdu. Başka ne yapacaktı ki, sesi çıktığında da ağabeyi sesini öyle ya da böyle kısıyordu. Eve geçip anasının laf edeceğini bilse bile hızla bir duş almış, sarı beyaz çiçekli bir elbise giymişti. Hava sıcak olmasına rağmen “üşürüm belki” diyerek beyaz kısa bir hırka giymiş, ardından yazmasını boynundan geçirerek bağlayıp çıkmıştı evden. Evden çıkıp ne zamanki o uzun yolu aştı, derin bir nefes aldı. Evleri köyden uzak kalırdı; bu yüzden arkadaşı da yoktu, olsun istese bile anasının yabaniliğinden, ağabeyinin laflarından olmayacağını bilirdi. Evden pazar için bile çıksa, ona şükür ederdi. Sarı saçı yazmasından çıkıp önüne geldiğinde yavaşça yazmasına geri koydu; köy yerine inmişti, ne de olsa dikkat etmek gerekliydi. Öyle de geçirdi içinden: kimseye çok bakmamalı, ne alacaksa bir çırpıda alıp çıkmalıydı. Anası onu ne kadar “pazarlık et” diye tembihlese bile onda bunu yapacak güç pek yoktu. Ama şimdiye kadar anasının yanında yaşamaktan el almıştı da, “evde gidip azar yemektense” dedi, “pazarlığımı yaparım.” Öyle de yaptı; tüm gözler ondayken aldırmadan yaptı alışverişini. Güzelliğinin farkındaydı Selvi; buradaki kızlar ya esmer olurdu ya da buğday tenli, Selvi onlar gibi değildi, beyaz tenli, sarı saçlı, ela gözlüydü bir kere. Bundan olsa gerek kadın erkek demeden herkes bir göz süzerdi. Rahmetli babasından kalan ona buydu; halinden pek memnundu, sadece anasının boyuna çekmesine sinir olur dururdu. Kumaşlara da gitmeden “göz atayım” deyip kumaşçı tezgahına ilerledi. Birkaç parça kumaşa baktı da pek pahalıydı; tezgah sahibi orta yaşlı kadın bir süzdü önce, farkındaydı Selvi bakışının ama oralı değilmiş gibi davrandı. “Kızım, sen kimlerdensin? Maşallah, pek bir güzelsin; seni hiç görmedim ya ben buralarda,” dediğinde gülümsedi Selvi. Görünmezdi her yerde, evde bile. “Yaşar gillerdenim teyze, evim uzak kalır buralara, ondan,” dedi hafif utangaç, kısık sesiyle. Sesi bile hep kısık çıkardı Selvi’nin, ne yapsındı. Evdeki herkes gürültücü olunca seslerden korkar olmuştu. “Anladım kızım, maşallah pek bir güzelsin; hediye edeyim mi sana?” Dese de buna gönlü razı gelmezdi Selvi’nin. “Yok teyzem, sağ olasın, ben bakındım öyle.” “Olsun yavrum, de bakayım hele, bekar mısın?” Dediğinde attı Selvi’nin rengi. Korktuğundan değildi, lakin evlenmek istemezdi. Tamam, aile evinde de mutlu değildi ama alışıktı artık düzene; hem daha küçüktü. Bundan olsa gerek uzaklaşmak istedi ama ayıp ederdi. “Ben gideyim teyze, geç kaldım, sana kolay gelsin,” dedi, kadını duymamış gibi. Ama kadın tekrar sorunca öylece kala kaldı. “Nişanlıyım ben teyze,” deyiverdi hızlıca; istemezdi kimseyi, korkardı evlenmekten. Kesin oğlu vardı kadın…

Bölümün tamamını WritePad'de oku