11. Bölüm: Duru Demirhan
Yazar: Tubanur Peker

Mutlu sonlar masallara aitti, hiç bir hayat mutlu bitmezdi. (1 Ay Sonra) “Bugün de bir sorun çıkacak diye çok korkuyorum Defne.” Parla’nın gelinliği düzelttim ve ellerini tuttum. “Merak etme bu sefer sorun olmayacak.” Dedim gülerek ve arkadaşıma sarıldım. (2 Hafta Önce, Parla) “Allah senin belanı versin!” Burhan yanında ki kadını itti ve bana bir adım attı. “Sakın bana bir adım daha atma. Beni nasıl aldatırsın ya, düğünümüz vardı bizim düğünümüz! Adi şerefsiz nasıl aldattın beni!” Diye sinir ve korkuyla haykırdım. “Aldatmadım ben seni, anlıyor musun ben seni aldatmadım!” Sinirle yüzüne tokat geçirdim. Gözlerimi korkuyla açtım yanımda uyuyan Burhan’a değdi gözlerim, her şey bir düğün stresiydi, tüm kabuslarım bile bu stresten dolayıydı. (Günümüz) “Sen daha o kabusların etkisinde misin yoksa?” Diye sordum Parlaya. “O kabuslar o kadar gerçekçiydi ki, Burhan’ın gerçekten şu an bir sevgilisi çıkacak diye korkuyorum.” Dedi ve beraber oturduk. “Sen eskiden bu kadar takmazdın 2 gün üzülür sonra umrunda olmazdı, sana ne oldu Parla?” Diye sordum merakla. Parla camdan dışarı baktı elini başına koydu sonra üzerinde ki gelinliğe baktı. “Ben kimseye bu kadar aşık olmamışım, aslında ben hiç aşık olmamışım.” Dediğinde gülümsedim. “Beyninde başladı çünkü aşkın, mantığına uydu sonra kalbin sevdi. Midende kelebekler uçtu heyecan yaşadın aşkını derinden hissettin o yüzdendir.” Parla gelinliğini tutup yanıma geldi ellerimi tuttu ve bana sarıldı. “Sen benim en iyi dostumsun.” Dediğinde her koşulda yanımda olan o arkadaşımı dostumu beyazlar içinde görmek o an beni duygusallaştırmıştı. “Hadi biraz daha durursak ağlayacağız, gel çıkalım bizi bekliyorlar.” Dedim ve koluma girip dışarı çıktık. “Teyze ben tutabilir miyim?” Duru’nun sorduğu soruyla Parla’nın gözleri doldu. “R’leri biraz daha iyi söylüyor en azından Y demiyor artık.” Dedi Parla ve eğilip Duru’ya sarıldı. “Tabi tut teyzeciğim.” Hepimiz yürüyorduk Burhan o kadar Parla’ya kitlenmişti ki yanına geldiğimizde bile elini uzatamamıştı. “Burhan ilk defa mı görüyorsun, tutsana kızın elini, nikah mamasına götürsene!” Parla, Burhan’ın elini tuttu ve yürümeye başladılar. Ben ve Miran peşlerinden gittiğimizde Miran kulağıma eğildi ve gülümseyerek konuştu. “Bizim kızımıza baksana, ne kadar da mutlu ve yaşama o kadar sıkı bağlandı ama bir şey var sanki o bizden bir şey bekliyor.” Miran’ın ima ettiği şeyi aslında anlamıştım ama bu ima onun da istediği bir şeydi sanki. “Hadi gidelim, bizi bekliyor çifte kumrular.” Dedim ve sandalyeye oturdum. “Sayın davetliler burada güzel bir çiftin mutluluğunu sonsuza kadar birleştirmek için toplandık.” Nikah memurunun söylediklerine herkes gülerek alkışlarken ben sadece rol yapıyordum, yanımda sevdiğim adam varken ve çocuğumuz varken bu masada sadece şahit olarak oturmak biraz canımı yakmıştı. “Gelin hanım adınız soyadınız.” “Parla Tekin.” Ve bir alkış daha “Damat bey adınız soyadınız.” “Burhan Kayatürk.” Bir alkış daha. “Sayın Parla Tekin, Burhan Kayatürk’ü kendinize eş olarak kabul ediyor musunuz?” “Eveet.” Gülerek herkes alkışladı ben ise sadece izliyordum, en yakın arkadaşımın mutluluğunu izliyordum. “Sayın Burhan Kayatürk, Parla Tekin’i kendinize eş olarak kabul ediyor musunuz?” Parla o kadar mutluydu ki onu bu suratımla üzmek istemediğim için kendi acılarımı hislerimi kenara bıraktım. “Ben onu çok önce sevdim ben onu çok önce kalbime yazdım, şimdi bir kez de olsa sözümle sevdiğim kadını kendime eş olarak kabul ediyorum.” Büyük bir alkış koptu ve nikah şahidi gülerek konuşmaya başladı. “Evet şahitler gelin hanım ve damat beyin heyecanını gördünüz, peki siz bu evliliğe şahitlik ediyor musunuz?” “Ediyorum.” Gözlerim Miran’ın gözlerine değdi. “Ben tek bir söz almak istiyorum.” Diye girdim. “Burhan yanında ki kız benim öz olmasa da kız kardeşim, onu üzmemek için, onun her yanlışında her doğrusunda yanında olacağına dair bana ve Parla’ya söz vermeni istiyorum.” Parla gözleri dolu bir şekilde bana baktı. “Söz veriyorum Defne, kardeşin bir ömür bana emanet.” O an alkışlar…