10. Bölüm: İhtimaller
Yazar: Tubanur Peker

İhtimaller değil midir aslında insanın içini yiyip bitiren. “Çekeceğinizi çektiniz şimdi rica ediyorum, defolun gidin istediğiniz kadar çarpıtın!” Dedi Miran ve elimi tutup odaya çıkardı beni. “Operasyon geçirdin Miran yatman gereken yerde niye benim halledebileceğim olaylara atlıyorsun?” Diye sordum sinirle. “Defne abuk subuk şeyler okumak duymak istemiyorum, bırak bir süre beraber olduğumuzu düşünsünler sonra ayrıldık deriz!” Dedi sinirle sedyeye oturarak. “Oturma uzan biraz. Ha bi de şunu bil benim o kadar çalışanım var onlar ne düşünecek sen hiç düşündüm mü? Sen bir de en büyük projelerimizden birindesin, o düşünceler bakışlar o kadar kötü geliyor ki.” Dedim ve Miran’ı uzandırdım. Tam o ara Parla ve Burhan odaya girdi. “Defne şirkete kadar gitmişler sana ulaşmak için, seni herkes aramış ama kimseye cevap vermemişsin.” Korktuğum her şey yavaş yavaş başıma gelmeye başlamıştı. “Söyle yakında açıklama yapıcam.” Dedim ve Parla telefonunu çıkarıp odadan çıktı. “Avukatım olarak bir şeyler yapamaz mısın? Bir süre basını benden Duru’dan ve Miran’dan uzak tutabilir misin Burhan?” Bana gülerek baktı ve omzuma dokundu Burhan. “Sen benim sevdiğim kadının kardeşisin ve emin ol Duru için bende her şeyi yaparım. O benim de yeğenim.” Dedi Burhan ve o da odadan çıktı. “Ben biraz uyuyabilir miyim?” Diye sordu Miran. “Tabii ben çıkıyorum odadan sen rahat rahat uyu.” Dedim ama Miran kolumdan tuttu. “Yanıma gel sende biraz uyu.” Dedi ve o an kalbimin atış hızının değiştiğini hissettim. “Saçmalama istersen, biri falan görür bir de bunlarla uğraşmak istemiyorum.” Dedim ve tam o an Miran kolumdan çekip koynuna aldı. “Bilirsin istediğimi zorla da olsa alırım, uyuyup dinlenmezsen bayılacaksın. Bensiz bir haber almanı da işleri düşünmeni de istemiyorum.” Gözlerim kapandı o an susmayan beynim sustuğunu fark ettim, oysa rahatlamam için onun varlığı lazımmış bana. Gözlerimi açtığımda yanımda Miran yoktu korkuyla kalkıp etrafa baktım ama göremedim. Koşarak odadan çıktım ve Parla ile karşılaştık. “Miran nerede?” Diye sordum, Parla bana baktı ve derin bir nefes verdi. “Yoğun bakımda, Duru’yu izliyor.” O an korkuyla koşmaya başladım. Duru’ya bir şey mi olmuştu, neyi vardı kızımın, Miran neden beni uyandırmamıştı? Bu sorular o kadar kafamı meşgul ediyordu ki ne yapacağımı bilmiyordum bile. “Miran!” Korku dolu sesimle ona seslendiğimde yanımda annemi görünce daha fazla şoka girmiştim. “Uy gızım ne eddun da sen?” Gözlerim dolarak anneme baktım. “Ne eddum ana söyle da?” Annem derin bir nefes verip Duru’ya baktı. “Alduğumuz nefesu bize haram mu eddun gızım?” Anneme acıyarak baktım. “Noldi ana noldi? Ne afkuraysun?” Bana şaşırarak baktı ve bana yaklaşıp suratıma tokat attı. “Baban üst katta yatay sen haburadasun gelip nasulsun diye sordin mi? Hayursuz evlat işte!” Gözlerim dolu dolu anneme baktım ve sesim zar zor çıktı. “Ana gızım bu haldeyken bu hale geturan adama ben nasıl celeyim he söyle ba nasıl celeyim?” Annem suratını düşürmüş halde bana bana baktı. “Babasu buradadur bakamay mı? Doğri dimi babasu ne bilsin babaluğu!” Gözlerim Miran’ın gözlerine değdiğinde acı ile baktı bana. “Ana git haburdan galbini gırmayayım!” Annem yüzüme senden bir halt olmaz der gibi baktıktan sonra gitti. “İyi merak etme. Bundan sonra olacak her şeye hazır olmamız gerekiyor ama.” Dedi Miran ve arkasını dönüp gitti. “Gitme da gitme, bir kere kal be adam!” Miran kollarımdan tutup duvara yapıştırdı beni. “Kalsam ne olacak? Ben geldim hayatınıza girdim diye annen yakında evlatlıktan reddedecek!” Onu ittim ve iki yakasından tuttum. “Beni hamile halimle sokağa atıp gidenler benim nasıl anam babam? Benim kızım bu yaşına kadar babasız geldi anladın mı? Bu yaştan sonra da babasız büyüyemez! Ha babasız bırakırım diyorsan işte o gideceğin yollarda bende olurum. Uçakla gidersen fırtına olur eserim, gemiyle gidersen dalga olur yutarım seni, arabayla gidersen deprem olur gideceğin yolları yıkarım!” Bana yaklaştı, gözlerime baktı ve dudaklarını aralayıp konuşmaya başladı. “Ben gittiğim yollar san…