Bölüm 2 (laf dalaşı)
Yazar: Hiranur

Selamın aleyküm 🤍 Nasılsınız canlarrr 2 bölümle karşınızdayım 🥳🥳🤩 Oy ve yorumlarınızı bekliyorum. Keyifli okumalar dilerim 💖🌸 "Ben albayın bu timi kurtarmaları için başka bir tim daha göndermesini bekliyordum açıkçası. Ama o bana bir timden daha değerli bir şey göndermiş. Aylardır öldürmeye çalıştığımız Kara Şahmeran kendi ayaklarıyla benim ağıma takıldı. Sen kampıma bu kadar kolay girebileceğini mi sandın, ha? Ben senin geleceğini zaten biliyordum. O albay bir timi daha tehlikeye atmaz. Ama neyse, ben seni öldürmek için sabırsızlanıyorum. Önce timi, sonra seni." dedi sinir bozucu karga gibi sesiyle. Kahkaha atmayı da ihmal etmedi, pislik herif. Şimdi üç adamla bakışıyordum. Hepsine aynı anda saldıramayacağıma göre hemen bir plan yapmam gerekiyordu. Timin elleri kolları bağlıydı ve çoğu yaralıydı. Sadece birinin elleri bağlı değildi; o da yüzbaşı olduğunu düşündüğüm kişiydi. Bunu anlamam çok zor olmamıştı. Herkesin kolları aynı şekilde duruyordu, yüzbaşınınki hariç. ona baktığımda o benim ne demek istediğimi anlamış olmalı ki. Ben adamların dikkatini dağıtacaktım ve o ise ellerini daha çok çözüp benimle birlikte dövüşeçekti. Adamları oyalamak için birazcık boş konuşacaktım. Bunları anca böyle oyalayadbilirdim çünkü. "Madem geleceğimi biliyordun. Neden beni kampa ilk adımımı atığımda öldürmedin o zaman?" Dedim. Mantıklı soruydu aslında, aferin bana. Böyle konuşmaya biraz daha devam edersem bu süre zarfında yüzbaşı ellerini çözmüş olur diye düşünüyordum. Yani inşallah öyle olurdu. Bu adamları normalde bende gebertirdimde, ama albay adamların dirisini istediği için benim öldürme planlarım operasyonun başından suya düşmüştü. Ama olsun ben yinede bu pislikleri bir güzel hırpalamadan albaya vermezdim. Lucas bunu diyeceğimi beklemediği için ilk önce bir kaç saniye bana baktı ve sonra konuşmaya başladı. Aslında bu adamla hiç konuşasım yoktu. O kadar sinir bozucu bir sesi vardı ki. Ankara'daki martıların sesleri bile onunkinden daha güzeldi. Ne yapalım katlanacağız bu karga gibi sese. "Güzel soru. Açıkçası ben bana kafa göz dalmanı bekliyordum. Sen bunun yerine benimle laf dalaşınamı girmek istiyorsun? Bana uyar." Dedi sırıtarak. Allahım, sen bana sabır ver yarabbim. Bu adamın ağızının ortasına bir tane çakasım geliyordu. Sakin kızım sakin. Daha değil önce şu yüzbaşı bir ellerini çözsünde. "Aynen onu istiyorum. Bakalım ağzın dedikleri kadar iyi laf yapıyor mu?" Dedim bende yüzüme yalandan bir tebessüm yerleştirerek. Ben karşımdaki adamla laf dalaşındayken, Kalkan timiyse pür dikkat bizi dinliyordu. Adamlarla konuşurken göz ucuyla yüzbaşıya baktım. Parmakları ipin arasında ipten kurtulmak için savaş veriyordu. Düğümün çözülmesine çok az kalmıştı. Ona biraz daha zaman kazandırmak için konuşmaya devam ettim. "Bu kadar konuştuğuna göre öz güvenin tam." Dedim imalı bir ses tonuyla. Lucas başını hafif yana eğdi. O sinir bozucu sırıtışı daha da büyüdü. Yemin ederim şu adamın yüzüne baktıkça midem bulanıyordu. "Özgüven mi?" dedi alaycı bir şekilde. "Hayır Kara Şahmeran. Bu sadece kazanacağımı bilmenin verdiği rahatlık. " kollarını iki yana açtı ve etrafa göz gezdirerek "bak etrafına timin elleri kolları bağlı, yarısıda yaralı. Ve sen tek başınasın." Dedi kendinden emin bir şekilde. Ama haberi yoktu ki bu özgüven birazdan yerle bir olacaktı. Bende yüzümdeki sinir bozucu gülümsemeyi bozmadan usulca bir kaşımı havaya kaldırdım "Emin misin? Diye sordum. Lucas panik içinde etrafına baktı. "Blöf yapıyorsun!" Dedi sinirle. "Belki." Dedim bende omuz silkerek. Lucas'ın yüzündeki o kendinden emin ifade kaybolmuştu. Yerine sinirli ve şaşkın bir yüz ifadesi yer almıştı. Bu süre zarfında ben yüzbaşıya hızlıca baktım. Ellerini çözmüştü. Çok şükür! Şimdi sıra bu adamları gebertmekteydi. Hadi bismillah! Üç, iki, ve bir diye saydım içimden. Bir sayısını dışımdan söylemiştim. Ben karşımdaki adama bir tekme attım adam yere savruldu. Yüzbaşı ise Lucasın sağ tarafında olan adama kafa atmıştı. Sanarım adamın burnu kırılmıştı. Bende bana vurmaya hazırlanan ad…