Giriş
Yazar: Hiranur

Herkese selam❣️ Yeni bir kurgu ile karşınızdayım. Yazım hataları olursa kusuruma bakmayın. Umarım hikâyeyi beğenirsiniz. Bu bölümde Zümra Erdinçin küçüklüğünü ve yaşadığı olayları anlatıyorum 1 bölümden sonra heyecanlı bölümler sizi bekliyor. Keyifli okumalar🤍 Kitabıma bir şans verirseniz sevinirim🌷 Oy ve yorumlarınızı bekliyorum. Kitaba başladığınız tarihi şuraya alayım😉 "Bir bayrak dalgalansın diye birileri hayatından vazgeçmek zorunda" Şuraya sıralı Türk bayraklarınızı alırım 🇹🇷👉 Şırnak 9 nisan 1999 "Anne anne! Kalk hadi, bugün benim doğum günüm!" dedi Zümra, büyük bir sevinçle annesinin yatağında zıplayarak. Çok heyecanlıydı çünkü bugün onun doğum günüydü. 7 yaşına girecekti Zümra. Leman önce elleriyle gözlerini ovuşturdu, sonra yatağında doğruldu. "Kızım benim çiçeğim, neden böyle erken kalktın diyeceğim de... demiyorum" dedi imalı bir şekilde, minik kızının başını okşayarak. Zümra hep geç uyurdu ama buna rağmen erken kalkardı. Biraz da başına buyruk bir kızdı. Yaşı küçüktü ama yaşıtlarından hep bir adım öndeydi. Sınıfta adını yazmayı ilk o öğrenmişti. "Anne." dedi Zümra yeniden "babam saat kaçta gelecek?" Zümra'nın babası üsteğmendi. Bu yüzden pek onunla ilgilenemiyordu, çoğu zaman görevdeydi. Zümra da bu duruma çok üzülüyordu. Ama babası üç aylık uzun bir görevin ardından bir aylığına Süleyman Albay'dan izin almıştı. Kızının doğum gününde yanında olacaktı. Zümra, annesinden bu haberi duyduğunda adeta havalara uçmuştu. Küçük kız, doğum günü için çok heyecanlıydı ama en çok da babasını göreceği ve ona aldığı hediyeyi vereceği için sabırsızlanıyordu. Babasını yaklaşık üç aydır görmüyordu ve onu çok özlemişti. Geldiğinde yapacağı ilk şey, boynuna atlayıp sıkıca sarılmak olacaktı. Leman ve Zümra, askeriyenin lojmanında kalıyorlardı. Zümra'nın bir de abisi vardı adı Barlastı. Barlas, Zümra'dan üç yaş büyüktü. Hayali babası gibi asker olmaktı hep babasını örnek alırdı. Leman yüzündeki gülümsemeyi bozmadan, "Sen pastanın mumunu üflemeden baban gelir." dedi ve kızının yanağından bir makas alıp yatağından kalktı. "Hadi bakalım, daha çok işimiz var." diyerek mutfağa doğru gitmeye başladı. "İlk önce güzel bir kahvaltı yapal—" Tam bunu söyleyecekti ki, Barlas kahvaltıyı çoktan hazırlamış, çayı koyuyordu. "Kalktınız mı anne?" dedi yumuşak bir sesle. Barlas daha 10 yaşındaydı ama babası gibi elinden her iş gelirdi. Biraz da obur bir çocuktu. Leman, büyük bir tebessümle oğlunun yanına gitti. "Kalktık oğlum. Sen neler hazırlamışsın böyle, yemek için sabırsızlanıyorum." dedi ve yanağına bir öpücük kondurdu. O sırada Zümra içeriye girdi. Minik kızın üzerinde yeşil bir elbise vardı. "Anne, bak elbisemi giydim!" diyerek kendi etrafında birkaç tur döndü. "Aynı benim göz rengim. Değil mi?" Leman gülümsedi. "Evet kızım, aynı senin göz rengin. Ama biz seninle ne anlaşmıştık? Elbiseni kirletme diye akşam giyecektin hani?" Zümra hemen minnoş bir hâl aldı. Dudaklarının bir yanını kıvırarak "Ama anne, ben şimdi giymek istiyorum." dedi ve gözünden timsah gözyaşları akmaya başladı. Leman bunun timsah gözyaşları olduğunu hemen anlamıştı çünkü kızını çok iyi tanıyordu. Leman Zümra'ya baktı, kızının ısrar edeceğini biliyordu. Hayır diyemezdi bu minnoşluğa. "İyi peki, giyebilirsin ama üzerini kirletmek yok, tamam mı?" Zümra'nın yüzünde bir gülümseme belirdi. "Tamam" dedi, gözyaşlarını silerek.Barlas ise hiç tereddüt etmeden konuya dalış yaptı. "Ohooo, böyle devam ederse akşama kadar bekleriz. Hadi artık kahvaltı yapabilir miyiz? Ben kurt gibi acıktım da." Leman oğluna gülümseyerek baktı. "Ne zaman doydun ki Barlas'ım?" derken bir yandan da sandalyeye oturdu. "Hadi siz de oturun da yemek yiyelim artık." Zümra ve Barlas da sandalyelerine oturduktan sonra hep birlikte kahvaltıya başladılar. Masada kısa bir süre sessizlik hâkimdi herkes aç karnını doyurmakla meşguldü. Derken birden kapı zili çaldı. Zümra heyecanla oturduğu yerden fırlayıp kapıya doğru koşmaya başladı. "Babam geldi! Babam geldi!" diye bağırdı sevinçle. "Zümra kızım koşma düşeceksin şim…