9.
Yazar: aida

Selammm canımlar. Ben ve bi türlü yayınlayamadığım bölüm geldik. Wattpadde bazı olaylar yaşadık ama umarım sorun yaşamaıyız. Beni instagramdan @_aidaarel hesabımdan takip edebilirsiniz🫶🏼 Keyifli okumalar, bol yorumlar🫶🏼 𐦍 ❅ Gözlerimi zorlukla araladığımda başımın içinde adeta bir balyoz vuruluyordu. Yerimden bile doğrulmaya fırsat bulamadan iki elimi birden şakaklarıma götürüp başımı sıkıca bastırdım. Bu kahrolası zonklayan ağrı da nereden çıkmıştı şimdi? Sızlayan gözlerimi aralayamıyordum. Sol kolumu yatağın diğer tarafına doğru uzattığımda elim alışkın olduğum o yumuşak ve soğuk çarşafa değil sert bir şeye çarptı. Yerde mi uyumuştum ben? İyi de yattığım yer oldukça rahattı. Kaşlarımı çatarak dün geceye dair kırıntıları zihnimde toplamaya çalıştım. Parçalar yavaş yavaş birleşirken en son Atakan'ın yanında yol kenarında kustuğumu hatırladığımda uyandığımdan beri bir türlü açılmak bilmeyen gözlerim şokla fal taşı gibi açıldı. Allah kahretsin! Ne yapacaktım ben şimdi? Nasıl bir bokun içine girmiştim Allah'ım? Benim içen aklıma tüküreyim! İçip içip de bu adamı arayan aklıma sıçayım! Gece bir de beni öpmesini istemiştim. Hayır, hayır! Tüm bunları ben yapmış olamam kesinlikle imkânı yok! Acaba Çiğdem'in başına gelenlere çok güldüğüm için mi bunlar benim başıma gelmişti? İlahi adalet bana misilleme mi yapıyordu yani? Ne yapacaktım şimdi ben? Acaba arkama bile bakmadan kaçsa mıydım? İyi de nerede olduğumu bile bilmiyordum ki! Öncelikle sakin olacak ve telefonumu bulup saate bakacaktım. Sonrası sonra. Gözlerimi odada gezdirip etrafa bakınsam da telefonuma dair hiçbir iz bulamadım. Yanımda huzurla uyuyan adamın da komodinde telefonu yoktu. Neredeydi bu telefonlar? Zaten adamın adını rehberime 'Ferrari' diye kaydedip en baştan rezil olmuştum. Hepsi ama hepsi Çiğdem'e güldüğüm için başıma gelmişti başka hiçbir açıklaması yoktu bunun! Acaba usulca yataktan kalkıp evi mi gezseydim? İyi de filmlerde hep kızdan önce erkekler uyanıp kahvaltı hazırlamaz mıydı? E bu niye davar gibi mışıl mışıl uyuyordu hâlâ? Neyse. En iyisi Atakan'ı uyandırmaktı. Başka çarem yoktu. İyi de bunu nasıl uyandıracaktım ki? Of ki ne of. "Atakan uyanır mısın?" dediğimde yüzünü bana döndü. Uyumuyor muydu bu? "Kaçmadın?" diye sorduğında kaşlarımı çattım. "Nereye kaçmadım?" "Evden kaçmadın" "Neden kaçayım?" "Ne bileyim belki dün gece yüzünden utanırsın da kaçarsın diye düşünüyordum, belki yüzümü görmek istemezsin diye senin uyanmanı bekliyordum," dediğinde şaşırdım. Tamam utanıyordum ama kaçacak kadar da değil. En iyisi hiçbir şey olmamış gibi davranmaktı. "Telefonum nerede?" diye sordum dümdüz bir ses sesle. Atakan gözlerini açmadan, "Salonda. Çantan da telefonun da içindedir herhalde," dediğinde o da bana ayak uydurmuştu. "Tamam ben salona geçiyorum. Sen de beni bir otele bırakırsın zahmet olacak ama..." diyerek hızla yataktan indim. Karşıma çıkan ilk kapıyı açtığımda ise beni koridor yerine banyo karşıladı. Hayır ya, hayır! Rezilliğin bu kadarı. Atakana döndüm. Gözlerini açıp bana baktı sonra ise yatakta hafifçe kımıldanıp, "Soldaki kapı," diyerek yüzünü diğer tarafa çevirdi. Galiba uyumaya devam edecekti. Mahcubiyetle banyonun kapısını kapatıp soldaki kapıyı açtım. Bu sefer nihayet koridorla karşılaştım. Sağıma baktığımda bir kapı daha vardı diye ben de adımlarımı soluma doğru yönlendirdim. Beni karşılayan açık kapıdan içeri baktığımda buranın salon olduğunu gördüm. Masanın üzerindeki çantamı fark edince rahat bir nefes alıp içeri girdim. Çantamı açıp telefonumu çıkardım. Ekranı açtığımda babamdan gelen beş cevapsız arama bildirimiyle karşılaştım. Sen beni daha çok ararsın... Ben de Nil'sem o eve bir daha adım atmayacaktım! Saat neredeyse 10'a geliyordu. Acaba annemi arayıp olan biteni anlatsa mıydım, yoksa babamlar şehirden gidene kadar bir otelde mi kalsaydım? Kafamda bu ihtimalleri tartıyordum ki Atakan'ın hâlâ salona gelesinin olmadığını fark ettim. Maşallah, adam yine mi uykuya dalmıştı yani? Of çekerek, "Atakan!" diye bağırdım koridora doğru. Saniyeler s…