Kapalı kapılar

25.Bölüm : Gerçeğin Ardındaki Yüz

Yazar:

Kapalı kapılar – esmina kitap kapağı
Kapalı kapılar – esmina kitap kapağı

“Bazı yüzler unutulmaz. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, kalp onları ilk bakışta hatırlar.” O gün ders çıkışı her zamanki kafeye gitmiştim pencere kenarındaki masaya oturmuş kahvemi içerken kapı açıldı içeri siyah kapüşonlu, yüzü maskeyle kapalı biri girdi onu daha önce de birkaç kez görmüştüm. Nedense her karşılaşmamızda içimde tarif edemediğim bir his uyanıyordu bu kez doğrudan masama doğru yürüdü. “Yanına oturabilir miyim.” Sesini ilk kez duyuyordum başımı hafifçe salladım. Karşıma oturdu birkaç dakika boyunca ikimiz de konuşmadık sessizlik garip bir şekilde rahatsız etmiyordu. Sonra yavaşça elini yüzüne götürdü. Maskesini çıkardı. Bir an nefesim kesildi. Karşımda Uraz vardı. Gözlerim büyüdü. “Uraz.” Dudaklarımdan çıkan tek kelime buydu. Aylarca aradığım, cevap beklediğim, arkamda bıraktığımı sandığım kişi tam karşımda oturuyordu. “Sen…” Başka hiçbir şey söyleyemedim. Onun burada olması imkânsızdı. Ben İtalya’ya kaçmıştım ama o beni bulmuştu. Uraz gözlerini bir an bile benden ayırmadı. “Merhaba Alina.” Sesinde ilk kez öfke yoktu. Sadece özlem vardı ve aylarca içinde biriktirdiği sessizlik. Sesindeki o tanıdık ton, aylar önce yarım bıraktığımız her şeyi bir anda karşıma çıkarmıştı. Ona bakmaya devam ettim. Söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ki hiçbirini dile getiremiyordum. “Burada ne yapıyorsun?” diye fısıldayabildim sonunda. Uraz birkaç saniye sustu. “Seni bulmaya geldim.” Kalbim hızla çarpmaya başladı. “Beni neden buldun?” “Çünkü senden uzak durmanın seni koruyacağını düşündüm.” Gözlerini benden ayırmadı. “Ama yanılmışım.” Kaşlarımı çattım. “Ne demek istiyorsun?” “Buraya gelmen her şeyi değiştirdi. Peşindeki insanların seni burada da bulabileceğini öğrendim.” İçimdeki korku yeniden canlandı. “Beni takip mi ettin?” “Korudum.” Bu tek kelime, aylardır kendime sorduğum bütün soruları daha da karmaşık hâle getirdi. “Bunca zamandır neredeydin?” “Yakındaydım.” “Ben seni ararken?” “Biliyorum.” Sesindeki pişmanlık, öfkemi bir anlığına susturdu. Uraz sandalyesinden kalktı. “Burada konuşamayız.” “Nereye gidiyoruz?” “Deniz kenarına.” Nedenini sormadım. Belki de ikimiz de biliyorduk. Aramızda kalan her şeyi konuşmanın zamanı çoktan gelmişti. Kafeden birlikte çıktık. Akşamın serinliği yüzüme vururken yan yana yürüdük. Aylar sonra ilk kez onunla aynı yolda yürüyordum. Ama bu kez aramızdaki sessizlik, geçmişteki gibi değildi. Bu kez ikimiz de konuşulmamış gerçeklerin peşinden gidiyorduk.

Bölümün tamamını WritePad'de oku