Kapalı kapılar

16. Bölüm: Sessizliğin Ardındaki Çığlık

Yazar:

Kapalı kapılar - esmina kitap kapağı
Kapalı kapılar kitap kapağı

Alina’nın Bakışı Nefes almayı yeni hatırlamış gibiydim az önce yaşananlar gerçek miydi, yoksa başımın dönmesiyle gördüğüm kötü bir rüya mıydı, anlayamıyordum rüzgar hala aynıydı. Ağaçlar aynı şekilde sallanıyor, insanlar hiçbir şey olmamış gibi önümden geçip gidiyordu kimisi telefonda konuşuyor, kimisi kahvesini yudumluyor, kimisi kahkahalar atıyordu sanki birkaç dakika önce yaşadığım şey yalnızca benim dünyamı değiştirmişti. Bakışlarımı yavaşça kaldırdım. Elvan hala yerdeydi yüzü öfkeden kıpkırmızı olmuştu. Saçları dağılmış, nefes nefese kalmıştı gözleri ise tek bir noktaya, Uraz’a kilitlenmişti uraz her zamanki gibi dimdik duruyordu ne yüzünde pişmanlık vardı ne de öfke sanki az önce birini yere yatıran kişi o değilmiş gibi sakindi elvan yavaşça ayağa kalktı üzerindeki tozları sinirle silkeledi. “Bunun hesabını vereceksiniz.” dedi dişlerini sıkarak kimse cevap vermedi elvan bu kez doğrudan Uraz’a döndü. “Senin bunu yapacağını hiç düşünmezdim.” Uraz’ın bakışları değişmedi sesi sakindi ama ürkütücüydü. “Bir daha Alina’ya yaklaşma.” Kalbim o cümleyi duyunca bir kez daha hızlandı ismimi onun ağzından böyle duymaya hiç alışık değildim. Elvan alaycı bir şekilde güldü. “Demek mesele bu.” Bir süre bana baktı bakışları nefret doluydu. “Bu iş burada bitmedi.” Omzuma sertçe çarpıp yanımızdan geçti arkasına bile bakmadan uzaklaştı onun uzaklaşmasını izlerken dizlerimin titrediğini fark ettim tam dengemi kaybedecekken Uraz kolumdan tuttu. Refleksle irkildim elini hemen geri çekti. “İyi misin?” Sesindeki ton alıştığım kadar sert değildi başımı salladım. “İyiyim.” yalandı hiç iyi değildim Uraz birkaç saniye yüzüme baktı sanki bir şey söylemek istiyordu ama vazgeçti. “Evine git.” Hepsi buydu ne neden beni koruduğunu açıkladı ne de başka bir şey söyledi arkasını dönüp yürümeye başladı. Ben ise olduğum yerde kalakaldım. İçimde binlerce soru vardı neden beni neden korudu.Benden nefret etmiyor muydu Telefonum çalmaya başlayınca düşüncelerim bölündü arayan Selin’di. “Alina! Neredesin?” “Marketteyim.” “Saatlerdir seni arıyorum.” Telefonumun sessizde olduğunu yeni fark etmiştim. “İyiyim.” “Hayır, iyi değilsin.” Sesim beni ele vermişti. “Konum at.” “Selin…” “İnat etme.” Telefonu kapattım ve konumumu gönderdim. Yaklaşık on dakika sonra Selin koşarak yanıma geldi. Beni görünce bir anda durdu. Yüzüme uzun uzun baktı. “Ne oldu sana?” “Hiç.” “Alina.” Sesi bu kez daha yumuşaktı. “Sen ağlamışsın.” Elimi istemsizce yanağıma götürdüm. Gerçekten de gözlerim yanıyordu. “Bir şey olmadı.” Selin bana inanmadı ama üstelemedi. Sadece elimi tuttu. “Hadi eve gidelim.” Sessizce başımı salladım. Yol boyunca neredeyse hiç konuşmadık. Selin birkaç kez konu açmaya çalıştı ama cevap verecek hâlim yoktu. Aklım hâlâ parktaydı. Uraz’ın söylediği o dört kelimede… Bir daha Alina’ya yaklaşma. Eve vardığımızda annem kapıyı açtı. “Hoş geldiniz.” Beni görünce yüzündeki gülümseme kayboldu. “Rengin neden bu kadar solgun?” “Biraz yoruldum.” Yine yalan söyledim. Odamın kapısını kapatır kapatmaz yatağıma oturdum. Bugün yaşananları anlamaya çalışıyordum. Uraz beni korumuştu. Ama neden? Bugüne kadar bana karşı hep mesafeliydi. Bazen beni görmezden geliyor, bazen tek kelimelik cevaplar veriyordu. Şimdi ise hiç düşünmeden Elvan’ın karşısına geçmişti. Telefonuma bir mesaj geldi. Selin yazmıştı. “Konuşmak istersen ben her zaman buradayım.” İçim biraz olsun ısındı. “Teşekkür ederim.” yazıp gönderdim. Telefonu komodine bıraktım. Perdeyi açıp dışarı baktım. Gece çoktan çökmüştü. Sokak lambalarının sarı ışıkları boş kaldırımlara vuruyordu. Tam perdeyi kapatacakken apartmanın önünde siyah bir araba dikkatimi çekti. Camları tamamen siyahtı. İçerisi görünmüyordu. Bir süre bana bakıyormuş gibi hissettim. İçimi açıklayamadığım bir huzursuzluk kapladı. Perdeyi hızla kapattım. Yatağıma uzandım. Ama gözlerimi kapatsam da uyuyamıyordum. Çünkü zihnimde durmadan aynı soru yankılanıyordu: Uraz… beni neden korudu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku